Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar
   Emre Kongar Kitapların Listesi
   Green Bullet Remzi Kitabevi

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

  Green BulletAydınlanma
  Green BulletBavul Dergi
  Green BulletMedya Notu
  Green BulletRemzi Kitap Gazetesi

Kitap Söyleşileri

  Green BulletNUTUK
  Green Bullet21. Yüzyılda Türkiye
  Green BulletABD'nin Siyasal İslam'la Dansı
  Green BulletBabam, Oğlum, Torunum
  Green BulletBen Müsteşarken
  Green BulletDemokrasimizle Yüzleşmek
  Green BulletHerkesten Bir Şey Öğrendim
  Green Bulletİçimizdeki Zalim
  Green BulletKızlarıma Mektuplar
  Green BulletTürk Toplumbilimcileri
  Green BulletYazarlar, Eleştiriler, Anılar
  Green BulletYozlaşan Medya ve Yozlaşan Türkçe

Yazılar

  Green BulletUyanan Ejderha: Çin
  Green BulletTrajikomik
  Green BulletKişisel - Genel

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

AKP'NİN PROJESİNDE SIRADA NE VAR?
 

Hiçbir komplekse kapılmadan yaşananların adını koyalım:

Devrim, ihtilal, sivil darbe, siyasal proje, ne derseniz deyin, AKP, rejimin genel kurallarını değiştiriyor, Türkiye'yi yeniden "dizayn" ediyor.

12 Eylül askeri darbesinin bile gerçekleştiremediği, belki de gerçekleştirmek istemediği değişimleri gerçekleştiriyor.

* * *

12 Eylül rejimi, yaptırdığı Anayasa'da en azından parlamenter rejimin temel kurallarını ve yargı bağımsızlığını korumuştu.

Cumhurbaşkanlığı'nın yetkilerini artırmakla birlikte başkanlık ya da yarıbaşkanlık rejimine geçmemiş, cumhurbaşkanının meclis tarafından seçilmesi ilkesini uygun bulmuştu.

Anayasa Mahkemesi, Danıştay, Yargıtay, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu gibi yüksek yargı kurumlarını olanaklı olduğu ölçüde siyasal iktidarın doğrudan denetiminin dışında tutmuştu.

* * *

Şimdi AKP iktidarı, merkezi ve yerel yönetimlerin uygulamalarıyla, yasal değişikliklerle, gerektiğinde anayasal değişikliklere de başvurarak, toplumu sadece yeniden "dizayn" etmekle kalmıyor, parlamenter rejimin temel kurum ve kurallarını da değiştiriyor.

Belki şu anda gündemde değil ve bu yüzden unutuldu gibi ama artık cumhurbaşkanını doğrudan halk seçecek.

Sadece bu uygulama bile rejimin parlamenter niteliğini dinamitleyen bir öge.

Buna bir de bağımsız yargıyı siyasal iktidarın denetimine veren uygulamaları eklerseniz, ortada parlamenter bir rejim kalmadığını görürüsünüz.

* * *

"AKP'nin siyasal projesi" artık "çoğulcu parlamenter demokrasiden" "çoğunluk diktatörlüğüne" geçişi tamamlamış görünüyor.

Kuvvetler ayrılığı ilkesinin gereği olan yargı bağımsızlığı, HSYK'daki adalet bakanının başkanlığı ve adalet bakanlığı müsteşarının üyeliği ile zaten zedelenmişti.

Başta Avrupa Birliği olmak kaydıyla konunun bütün uzmanları bu yapının bağımsız yargı kavramı ile uyuşmadığını vurguluyordu.

"AKP'nin ileri demokrasi(!) projesi", bu yapıyı düzelteceğine, bakanlığın müsteşar yardımcısını ve personel genel müdürünü de HSYK üyesi yaptı.

HSYK'da çoğunluğu oluşturacak üyelerin seçimini de Adalet Bakanlığı listesinin kazandığı bildiriliyor.

Anayasa Mahkemesi üyeliği seçimlerinin ise Meclis'te AKP çoğunluğunun oylarıyla yapıldığı malum.

Artık yüksek yargının bağımsızlığından söz etmek olanağı kalmadı.

Böylece AKP'nin siyasal projesi yeni bir aşamaya ulaşmış görünüyor.

* * *

AKP bu noktadan sonra nereye gidecek?

YÖK aracılığıyla üniversiteler...

RTÜK aracılığıyla televizyonlar...

Ceza yasaları, basın yasaları ve vergi cezalarıyla gazeteler...

Son değişiklik ve uygulamalarla yüksek yargı...

Tam anlamıyla AKP denetimine girdi.

Şimdi iktidarın hedefinin ne olduğunu anlamak için hem AKP'nin geçmişte yaptıklarına hem de uluslararası düzeyde olup bitenlere bakmak gerekli.

Bütün dünyada İslamcı siyaset anlayışı, ya silahlı devrimlerle ya da oy mekanizmasını yönlendirerek iktidara yürüyor.

Afganistan'da Taliban, Gazze'de Hizbullah yönetimleri ve Afrika ülkelerindeki bazı totaliter uygulamalar, silahlı devrimler.

Pakistan, Mısır, Malezya gibi ülkelerdeki oluşumlar da oy mekanizmasının manipüle edilmesiyle totalitarizme doğru uygulanan değişimlere örnek.

AKP'nin geçmişine baktığımızda ise sekiz yılda, her şey bir yana, en azından Türkiye'yi "muhafazakârlaştırdığı" açıkça ortaya çıkıyor.

Tabii "muhafazakârlaştırma" sözcüğü AKP'nin yeni "Toplum mühendisliğinin" en hafif adı.

Daha sert bir biçimde, özellikle de Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın kritik konulardaki "ulema" söylemlerine bakılırsa, AKP'nin Türkiye'de siyaseti ve toplumu "dincileştirdiği" söylenebilir.

Bu siyasal eğilimin "mahalle baskısı" adı altında topluma mal edildiği de gözlenirse, AKP devriminin gücü ve yönü açıkça ortaya çıkar.

Son günlerde gündeme gelen "Kanaat önderi imamlar" ve medyayı denetleyecek "Ebeveyn izleme platformu", iktidarın, bu "mahalle baskısını" meşrulaştıracak ve şiddetlendirecek projeler.

* * *

Türkiye büyük bir değişim yaşıyor.

Cumhuriyet'in temelleri değiştiriliyor.

Toplum yeniden "dizayn" ediliyor.

Bu "toplum mühendisliğinin" sonunda Prof. Şerif Mardin'in işaret ettiği "mahalle baskısının, sokağın, AKP iktidarını da teslim alması" tehlikesi de artık somut olarak ortaya çıktı.

Çünkü temel demokratik hak ve özgürlüklerin yasal ve anayasal güvenceleri de ortadan kalktı.

Korkarım, tarikatlar, Gülen Cemaati, mahalle baskısı gibi oluşumlar, bir süre sonra, iplerin AKP'nin bile elinden çıkmasına yol açabilir.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 22 Nisan 2019

Valid HTML 4.01 Transitional