Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

TÜRKİYE 1984'TEKİ OKYANUSYA'YA MI DÖNÜŞÜYOR?
 

Sevgili okurlarım, 1984 yılında Okyanusya'ya gittiniz mi?

Bu fantastik yolculuğu yapmadıysanız hiç üzülmeyin...

Etrafınıza bir bakın, Türkiye'de olup bitenleri bir izleyin, o tarihte oraya gitmiş kadar olursunuz!

* * *

Peki, 1984 yılında Okyanusya'ya fantastik bir yolculuk yapsaydınız ne görecektiniz?

George Orwell (asıl adı Eric Arthur Blair) bu sorunun yanıtını 1984 adlı kitabında veriyor:

Yıllarca süren savaşlar sonunda dünya üç büyük devlete bölünmüştür:

Okyanusya, Avrasya ve Doğu Asya.

Kitap bu devletlerden Okyanusya'da geçer.

Aslında bu devletlerin hepsi diktatörlükle yönetilmekte ve birbirleriyle sürekli savaş halinde bulunmaktadır.

İlginç olan nokta Okyanusya'nın düşmanının yani savaşılan ülkenin zaman zaman değişmesidir.

Düşman değiştikçe, tarih, bütün kayıtlar, belgeler, haberler de değiştirilir...

Artık ezelden beri düşman, o sırada savaşılan ülkedir!

Okyanusya'da insanlar sürekli olarak, devlet yani devlete egemen olan parti tarafından izlenmektedir.

(Kitap bugünkü Türkiye'de yazılsaydı, parti yerine parti ve Cemaat denmesi gerekirdi!)

Her yerde çift taraflı görüntü veren tele-ekranlar vardır.

Bunlar hem yayın yapar, hem de bulundukları yerdeki ses ve görüntüleri merkeze taşır.

Hiç kimse hiçbir zaman bunların denetim alanının dışına çıkamaz!

İnsanların düşünceleri ise "yenikonuş" diliyle biçimlendirilmektedir.

Çünkü bu dil bireyleri sadece partinin istediği biçimde düşünmeye ve düşüncelerini de bu biçimde ifade etmeye koşullamaktadır.

Zaten ayrıca bir "Düşünce Polisi" de kurulmuştur.

Devletin ya da devleti denetleyen Parti'nin belirlediği düşüncelerin dışına çıkanlar, mevcut düzeni sorgulamaya çalışanlar bu Polis tarafından izlenir, yakalanır ve işkenceden geçirilerek beyinleri yıkanır, "düzeltilir".

Parti görüşlerinin yani Devlet düzeninin egemenliği "çift düşün" yöntemiyle sağlanır:

İnsanların tüm düşünce yaşamları sadece "yenikonuş" diliyle değil, "çift düşün" sistemiyle de biçimlendirilir.

"Çift düşün" düzenine ilişkin sloganlar şunlardır:

Savaş barıştır.

Özgürlük köleliktir.

Cehalet kuvvettir.

Tabii bu sloganların tersi de doğrudur:

Barış aslında savaştır.

Kölelik gerçek özgürlüktür.

Kuvvet cehaletten doğar.

Tabii insan, elinde olmadan Türkiye'deki klişeleri ve sloganları anımsıyor:

Liberal solcular

Statükocu Kemalizm.

Devrimci muhafazakârlar.

Neyse biz 1984'teki fantastik Okyanusya seyahatimize devam edelim:

Bu düzenin başında "Ağabey" (Big Brother) oturmaktadır.

"Ağabey" heryerde "Sizi izlemektedir!"

Kitap bu düzeni sorgulamaya kalkışan Winston ve Julia'nın serüvenleri üzerinden gelişir...

* * *

"Nereden çıktı bu 1984 benzetmesi...

Neden şimdi?" diye sorarsanız yanıtım hazır:

Milliyet'in haberine göre, artık stadyumlarda bile Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı protesto edenler, "Yüz tanıma sistemine" göre ekranlardan saptanıp, haklarında örgüt üyesi olmaktan soruşturma yapılacakmış... (Haberin ayrıntıları için benim İnternet sitemde, 20 Eylül tarihli "Güncel"e bakılabilir).

Uzun lafın kısası artık stadyumlarda bile "Ağabey" sizi izliyor...

Sesinizi kısmassanız soluğu Silivri'de alırsınız!

Belki "Amma da safsın haaa!..." diyeceksiniz...

"Yatak odalarında bile bizi izleyen ve izlemekle de kalmayıp kayıtları medyaya veren bir 'Ağabey-Hocaefendi' sistemimiz var bizim...

Sen tutmuşsun stadyumları dert ediyorsun!"

Belki de haklısınız!


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 19 Ağustos 2019

Valid HTML 4.01 Transitional