Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

YÜZDE 58'İN SALDIRGANLIĞI KUŞKU DOĞURUYOR...
 

AKP iktidarının söylemlerine bakarsanız oy kullanan seçmenlerin yüzde 58'i...

"Demokrasinin önünü açtı!"

"Vesayet rejimine karşı oy kullandı!"

Böylece:

"Türkiye'de demokrasi daha ileri bir aşamaya taşındı!"

"Ülkede artık üstünlerin hukuku değil, hukukun üstünlüğü egemen olacak!"

Peki referandum sonrası tepkiler nasıl?

Daha saldırgan bir mahalle baskısı...

Daha saldırgan köşe yazıları...

"Hayır" oyu verenlere karşı daha düşmanca tavırlar...

Neredeyse yüzde 42'nin yaşam hakkına yönelik yorumlar, tehditler, baskılar!

Sevgili okurlarım bu "Yüzde 58 saldırganlığı" demokratik bir tepki değildir...

Tam tersine, ülkeyi diktatörlüğe götürecek bir zulme, "çoğunluğun baskısına" işaret etmektedir!

Pek doğal olarak bu tepkilerin başını çeken, onları yönlendiren güç, AKP iktidarı ve medyadaki yandaşlarıdır.

İktidarın ve yandaşlarının bir an önce söylem ve eylemlerini gerçekten demokratik bir çizgiye oturtmaları gerekmektedir...

Yoksa Türkiye son derece tehlikeli bir kutuplaşmanın, keskin kamplaşmanın, iki veya üç düşman gruba bölünmenin pençesine düşecektir!

* * *

Ne yazık ki demokratik kültürü tam gelişmemiş toplumlarda, zafer saldırganlığı sadece siyasette değil, futbolda bile felaketlere neden olabiliyor.

Siyasal rekabetin veya futbol karşılaşmalarının "hayat-memat meselesi" yapıldığı toplumlarda ne yazık ki maç ya da seçim sonuçları "zafer sarhoşluğuna" yol açabiliyor ve hiç istenmeyen sonuçlar doğurabiliyor.

Niçin kaygılandığımı bu kez siyasetten değil, futboldan iki örnekle anlatayım:

Zafer kazananın saldırganlığına önce içerden bir örnek:

17 Eylül 1967 pazar günü Kayseri stadında ev sahibi takım rakibi Sıvasspor'u konuk etti... Maç saat 16.00'da başladı, 20'nci dakikada Kayserispor golü buldu. 18 Eylül tarihli gazetelere göre, olaylar Sıvasspor tribününden yükselen aleyhte tezahürat ve atılan taşlarla başladı...

Kayserili taraftarlar 5 bin kadar Sıvaslıya saldırınca statta büyük bir panik doğdu. Kaçmaya çalışanlar tel barikatlara takıldı, ezilenler oldu.

Tabanca ve bıçaklar da çekilince Kayseri stadındaki facianın bilançosu yüksek çıktı: 38'i Sıvaslı toplam 40 ölü, 600 yaralı. (Hürriyet Gazetesi, 18 Eylül 1967)

Futbol kavgası yeşil sahadan olaya taraf kentlere sıçradı.

İki kenti birleştiren karayolunda barikat kuran Sıvaslılar Kayseri plakalı araçları çevirip ateşe verdi. Ertesi gün, yine Sıvas'ta Kayserililere ait 13 dükkân ve bir otel yakıldı, yerle bir edildi. 10 bin kişilik kalabalık daha sonra vilayet önüne yürüdü, topluca 'Olur mu böyle olur mu, kardeş kardeşi vurur mu?' marşını söyledi. Vilayet meydanında 'Kana kan isteriz, Kayseri'ye yürüyelim' sloganı da duyuldu.

Dönemin başbakanı Süleyman Demirel, büyük önem verdiği Rusya gezisini bir gün erteledi, Bakanlar Kurulu'nu topladı. Başbakan radyo konuşmasında, 'Şuursuz tahriklerle devam ettirilmek istenilen bu hadisenin futbol tarihimizde tek kalmasını temenni ederim' dedi. Kayseri Valisi ve emniyet müdürü görevden alındı. Olaylar yavaş yavaş yatıştı.

(Bu satırları Enis Berberoğlu'nun 10 Nisan 2000 tarihinde Hürriyet'te yazdığı makaleden aldım.)

Şimdi kazananın saldırganlığına bir de dışarıdan örnek:

Tarih 8 Haziran 1969... Honduras ve El Salvador 1970 yılında Meksika'da düzenlenecek Dünya Kupası elemeleri için karşılaştı. Honduras'ın başkentinde oynanan maç öncesinde konuk El Salvador takımı ciddi anlamda tacize uğradı.

Kaldıkları oteli saran Honduraslı fanatikler çaldıkları kornalarla, pencerelere attıkları taşlarla konuk on biri uykusuz bıraktı... Ertesi gün sahaya çıkan El Salvador milli takımı yine de son dakikaya kadar direnebildi, ama tam 90'ıncı dakikada gelen golü önleyemedi...

El Salvador'da maçı TV'den izleyen 18 yaşındaki Amelia Bolanios bu golle çılgına döndü, babasının tabancasını kalbine dayayarak tek kurşunla intihar etti... Bolanios bir anda sanki azize ilan edildi...

Salvador gazeteleri, 'Genç kız vatanının yıkılışını görmeye tahammül edemedi' diye başlık attı. Cenaze törenine başbakan ve bakanlar katıldı.

Bayrağa sarılı tabutun arkasında muhafız kıtası yürüdü. Naklen yayınlanan tören herkesi ağlattı.

Rövanş maçı işte bu ruh haline rastladı. Bu kez tacize uğrayan Honduras milli takımıydı. El Salvador'un yeni ulusal kahramanı Amelia Bolanios'un portrelerini taşıyan fanatiklerin linç girişimi ancak sahayı kuşatan ordu birliklerinin marifetiyle önlenebildi. El Salvador takımı maçı 3-1 kazandı...

Ama maç sahada bitmedi... Honduras taraftarları iki ülkeyi ayıran sınıra ulaşana kadar olaylar büyüdü... Konuk takımın iki taraftarı öldü, yüzlerce taraftar hastanelik oldu, otomobiller yakıldı.

O gece Honduras-El Salvador sınırı kapatıldı. El Salvador uçaklarının Honduras'ın başkentini bombalaması ile savaş başladı... 100 saat süren çatışmalar ancak diğer Latin Amerika ülkelerinin araya girmesiyle durdu... Bilanço çok ciddiydi: 4 bin ölü, 12 bin yaralı... Sınır bölgesinde 50 bin kişi evinden barkından oldu, pek çok köy yakıldı, yıkıldı.

Futbol bir yana, ülkeler savaşta da yenişemedi.

Honduras-El Salvador sınırı o gün, bugün değişmedi.

(Bu satırları da Berberoğlu'nun 8 Nisan 2000 tarihli makalesinden aldım.)

* * *

Sevgili okurlarım, gerek siyasette, gerekse futbolda, "kazanan tarafın" daha ağırbaşlı, daha hoşgörülü, ve özellikle siyasette "daha demokratik" olması, beklenen, arzulanan bir davranıştır.

Dilerim AKP iktidarı ve yandaşları "Daha demokratik bir Türkiye" hedefini intikamcı duygularla değil, demokratik ilkelerle gerçekleştirmek üzere kendilerine çeki düzen verir!


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 26 Ağustos 2019

Valid HTML 4.01 Transitional