Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

YÜZDE 42: YENİLGİ Mİ, ZAFER Mİ?
 

Önce hemen belirtelim:

Demokrasilerde kalıcı zaferler, kalıcı yenilgiler yoktur...

Çünkü demokrasilerin olmazsa olmaz koşulu periyodik seçimlerdir.

Seçimler belli aralıklarla tekrarlanır...

Çünkü iktidarlar belli aralıklarla seçmene hesap verir.

Her seçim sonucu, bir sonraki seçime hazırlık döneminin başlangıcını belirler...

Yapılacak her seçimde, bir önceki seçim sonucunun değişebilirliğini, bir sonraki seçimde ise yapılacak seçimin sonucunun değişebileceğini bilmek gerekir.

Zaten demokrasiye bu nedenle "mevcut siyasal sistemlerin içindeki en az sakıncalı rejim" denir.

* * *

Tabii ülkenin temel siyasal ve adli yapısını etkileyen referandumlar biraz daha farklı biçimde değerlendirilmelidir.

Çünkü referandumlarda siyasal iktidar değil, ülke sorunları veya rejimin temel kuralları oylanır.

Ama unutmamak gerekir ki, aynen seçimler gibi, her referandum sonucu da bir başka referandum ile değiştirilebilir...

Nitekim yüzde 92 gibi ezici bir çoğunlukla kabul edilen 1982 Anayasası referandumunun sonuçları bile hemen birkaç sene sonra başka referandumlarla değiştirilmeye başlanmıştır.

12 Eylül 2010 referandumu artık sayısı unutulan bu referandumların sadece sonuncusudur.

Hiç kuşkusuz, bugün çıkan sonuçlar da dahil, Anayasa bundan sonra da değiştirilecektir.

* * *

12 Eylül 2010 referandumunun yapılış sürecine yakından bakarsak, yüzde 58 "Evet" ile yüzde 42 "Hayır"ın hangi taraf için, nasıl bir zafer ya da nasıl bir yenilgi olduğunu daha iyi anlayabiliriz:

Sekiz yıldır iktidarda olan ve son genel seçimlerde yüzde 47 oy alan AKP, bu referandum için bütün olanaklarını seferber etmiştir.

Hükümet olanakları, Parti olanaklarına eklenmiştir.

Bununla da yetinilmemiş, valiler, kaymakamlar, devlet olanakları ve aygıtları da işin içine sokulmuştur.

Ayrıca kimi çevrelerce "Türkiye'deki üçüncü güç" diye nitelenen Fethullah Gülen Cemaati de bütün olanaklarıyla AKP'nin yanında yer almıştır.

Cemaatin ileri gelenleri, AKP'lilerin bile kendilerine "Siz bizden fazla çalışıyorsunuz" dediklerini belirtmişlerdir.

ABD, "Biz Türkiye'nin içişlerine karışmayız" diyerek tarafsızlık görüntüsü içinde, AB ise açıkça "Evet"i desteklediklerini belli etmişlerdir.

Bütün bu güçleri arkasına alan Başbakan ve arkadaşları, son derece sert bir kampanya yürütmüşlerdir:

"Hayır" diyeceklerin akıl sağlıkları ve vatanperverlikleri sorgulanmış, "Evet" diyeceğini açıklamayan sermayenin sivil toplum örgütleri "yok edilmekle" tehdit edilmiş, her türlü baskı ve tehdit kullanılmıştır.

Özet olarak:

AKP...

Hükümet...

Devlet...

Gülen Cemaati...

Yandaş medya...

ABD...

AB...

Başbakan'ın eşgüdümünde, toplum üzerinde tam bir kuşatma gerçekleştirmişler, "Evet" için baskı uygulamışlardır.

Bu ortamda bütün bu baskılara, tehditlere ve kuşatmaya karşın, oy kullananların yüzde 42'sinin "Hayır" demiş, diyebilmiş olması bence tam bir zaferdir.

Şimdi konu, bu yüzde 42 oranındaki kararlı, özgürlükçü ve demokrat oyun önümüzdeki seçimler için de aynı biçimde seferber edilebilmesidir.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 19 Ağustos 2019

Valid HTML 4.01 Transitional