Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar
   Emre Kongar Kitapların Listesi
   Green Bullet Remzi Kitabevi

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

  Green BulletAydınlanma
  Green BulletBavul Dergi
  Green BulletMedya Notu
  Green BulletRemzi Kitap Gazetesi

Kitap Söyleşileri

  Green BulletNUTUK
  Green Bullet21. Yüzyılda Türkiye
  Green BulletABD'nin Siyasal İslam'la Dansı
  Green BulletBabam, Oğlum, Torunum
  Green BulletBen Müsteşarken
  Green BulletDemokrasimizle Yüzleşmek
  Green BulletHerkesten Bir Şey Öğrendim
  Green Bulletİçimizdeki Zalim
  Green BulletKızlarıma Mektuplar
  Green BulletTürk Toplumbilimcileri
  Green BulletYazarlar, Eleştiriler, Anılar
  Green BulletYozlaşan Medya ve Yozlaşan Türkçe

Yazılar

  Green BulletUyanan Ejderha: Çin
  Green BulletTrajikomik
  Green BulletKişisel - Genel

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

BAYRAM SEVİNCİNİ YAŞAYAMAYAN TOPLUM...
 

Sevgili okurlarım...

Bugün Bayramın üçüncü günü...

Hepinizin Bayramı kutlu olsun!

Bayramın Birinci Günü yazdığım yazı, yarınki referandumun ülkeyi neden böldüğü, niçin kamplaşmayı keskinleştirdiği üzerineydi.

Bayramın Birinci Günü olduğunu biliyordum...

Ama bütün ülke, bireyleri, örgütleri, siyaseti ve toplumsal yaşamıyla referanduma kilitlenmişken...

Pek çok yazar arkadaşımız, politikacı, bilim insanı, rektör, profesör, sivil ve asker devlet görevlisi hapisteyken...

Ülke garip bir kamplaşmanın pençesinde, gelecek umudunu bile yitirmek üzereyken...

Okurların klasik bir bayram yazısı beklemediklerini biliyordum.

O nedenle, şu anda toplumun bulunduğu kritik noktayı, bu noktaya gelirken yaşadığı süreci ve bunun nedenlerini irdeleyen bir yazının Cumhuriyet okurlarının beklentilerine daha uygun olacağını düşündüm.

Nitekim okur mektupları bu yargımın doğru olduğunu gösterdi:

Perşembe günkü yazım üzerine pek çok yorum aldım...

Kimse Bayramdan söz etmiyordu...

Herkes ülkenin bu duruma nasıl geldiğini sorgulayan düşüncelerini yazmıştı.

* * *

Sevgili okurlarım, ülkenin içinde bulunduğu vahim bölünme herkesi etkiliyor...

Toplumsal alışkanlıklar ve kültürel değerler bile erozyona uğruyor.

İnsanlar tam yaz tatilinin sonuna denk gelen Ramazan'ı da doğru dürüstü idrak edemediler...

Bayramı da yaşayamadılar...

Herkesi bir referandum telaşı sarmıştı:

Ramazan zaten iktidarın "Evet" baskısı ile geçti...

Sahura mı kalkılıyor, oruç mu tutuluyor, iftar mı yapılıyor, teravih namazı mı kılınıyor, "Evet" kampanyası mı yapılıyor, anlaşılmayan bir otuz gün yaşadık...

Derken Bayram geldi...

Nerede o Bayram sevinci...

Nerede o güzelim Bayram telaşı!

Ne tatil...

Ne Ramazan...

Ne Bayram...

Varsa yoksa referandum!

* * *

Bu yıl, aile olaylarının zorlamasıyla ben de ilk kez bir-iki haftayı aşan uzunca bir tatil yaptım...

Bir tatil beldesinde, doğayla bütünleşmenin, dalga hışırtıları arasında yalnız başıma, yalınayak, saatlerce kumda yürümenin o baş döndüren mutluluğunu yaşadım...

İç hesaplaşmanın, vicdani muhasebenin yol açtığı ruhsal rahatlamayı tattım!

Bayramın Birinci Günü'nü de yollarda geçirdik...

Bu arada kulaklarımda hep, tatilde karşılaştığım, yurt dışında yaşayan başarılı iş adamı, eski bir öğrencimin sesi yankılanıyordu:

"Hocam biz bitmişiz" diyordu eski öğrencim...

"Ne Ramazan kalmış, ne Bayram...

Varsa yoksa referandum, PKK, terör, federasyon, iktidar baskısı, Anayasa değişiklikleri, telefon dinlemeleri...

Kimse canından malından, geleceğinden emin değil, bizim akrabaların hepsi benim yanıma göç etmek istiyor...

Ne biçim ülke olmuşuz...

Bitmişiz biz, bitmişiz Hocam!"

Onu teselli ettim...

Türkiye'nin hiçbir zaman bitmeyeceğini söyledim.

Gördüğü, duyduğu, yaşadığı bunalımın AKP'nin iktidar hırsından kaynaklandığını...

Referandum sürecinin de bunun bir sonucu olduğunu...

İktidar hırsının da, her açgözlülük gibi, kendi kendisini yiyip bitirmeye başladığını anlattım.

Referandum sonucunda pek çok şeyin değişme olasılığının ortaya çıktığına işaret ettim.

O da bana, konuştuğu herkesin "Hayır" diyeceğini, ama hepsinin "Evet" çıkacağını düşündüğünü...

"Hayır"lar çoğunlukta bile olsa iktidarın bir takım sandık ve bilgisayar oyunlarıyla sonucu "Evet"e çevireceğine inandıklarını anlattı.

* * *

Yarın sonuç "Evet" de çıksa, "Hayır" da çıksa Pazartesi günü toplum yeni bir Türkiye'ye uyanacak:

Daha aydınlık...

Ya da daha karanlık!

Bayramınız tekrar kutlu olsun!


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 22 Nisan 2019

Valid HTML 4.01 Transitional