Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

PARTİLER VE İNSANLAR


 

Türkiye çalkalanıyor:

Pek çok ilimizde gösteriler, eylemler yapılıyor...

Terör saldırıları devam ediyor...

Yedi asker daha şehit ediliyor...

Cenaze törenleri protestolara dönüşüyor...

İstanbul'da, molotof kokteyli atılan otobüste yanan genç kızımız hayatını kaybediyor...

Demokratik Toplum Partisi kapatılıyor...

Parti yönetimi "sine-i millet" kararını açıklıyor...

Bu arada bazı insanlar hüküm giymeden hapislerde çürüyor...

* * *

Hangisi daha önemli?

Terör mü?

Toplumsal huzursuzluk mu?

DTP'nin kapatılması mı?

İnsanların ölmesi mi?

Bireylerin özgürlüklerinin kısıtlanması mı?

İnsanların medyada infaz edilmesi, hüküm giymeden hapse atılması mı?

Yoksa bu olayların hepsi, bir bütünün parçaları mı...

Birbirleriyle ilişkisi var mı?

Eğer öyle ise sorumlu ya da sorumlular nerede?

* * *

Anayasa Mahkemesi DTP'yi oybirliğiyle kapattı.

Partinin ılımlı kanadını temsil eden Ahmet Türk ve Aysel Tuğluk için milletvekilliklerinin düşürülmesine karar verdi ve 37 kişiyle birlikte siyaset yasağı getirdi.

Bu kararın hemen olumsuz siyasal sonuçları oldu ve daha da olacak.

Ama öyle anlaşılıyor ki hukuk açısından Anayasa Mahkemesi'nin elinde başka bir seçenek yoktu.

Şimdi siyasal sorumluluk da mahkemenin üzerine atılmaya çalışılıyor.

Oysa Anayasa Mahkemesi, önündeki Anayasa metnine göre davranmak zorunda.

Anayasayı yapanlar ise politikacılar.

Burada açıkça, bu kararın sorumlularının politikacılar olduğunu söylemek yanlış olmaz:

Hem Anayasa'yı yapan ve değiştirme yetkisine sahip olan politikacılar...

Hem de Anayasa'nın kurallarına uymayan ve partilerinin kapatılmasına yol açan politikacılar.

* * *

Bu arada Silivri'de (ve tabii başka yerlerde de) hüküm giymeden tutuklanıp hapse girenler çile dolduruyor:

Gazeteciler, rektörler, öğretim üyeleri, yazarlar, parti yöneticileri, emekli subaylar...

İçlerinden bir kişi hastalanıp öldü...

Hastalanıp hastaneye sevkedilenler, hastalık nedeniyle tahliye edilip tedavi görenler var...

Çoğu ya kalp ya kanser hastası.

Yargılama süreci uzun...

İddianameler birbiri ardından, peş peşe geliyor...

Adeta "ömür biter yol bitmez" deyişini anımsatan bir biçimde bitmeyen bir yargı süreci yaşanıyor.

* * *

Türkiye terörle boğuşuyor...

Şehit cenazeleri yürekleri yakıyor...

Ülke, demokrasinin vazgeçilmez unsurları olan siyasal partilerin kapatılmasını konuşuyor...

Kürt Açılımı gündemin başında...

Bütün bunlar ne için?

Toplumun daha huzurlu, insanların daha mutlu olması için değil mi?

Peki şimdi toplum daha mı huzurlu?

İnsanlar daha mı mutlu?

Hadi diyelim ki, yapılanlar geleceğe dönük.

O zaman açıkça soralım:

Toplumsal huzur umudu var mı?

Mutluluk ufukta görünüyor mu?

Kime göre huzur?

Kime göre mutluluk?

Siz bunları bir de şehit ailelerine...

Hüküm giymeden içerde yatanlara sorun!

* * *

Evet, sorumlular nerede?

Ankara'da mı?..

İmralı'da mı?..

Washington'da mı?..

Brüksel'de mi?..

Her yerde mi?..

Hiçbir yerde mi?


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 17 Haziran 2019

Valid HTML 4.01 Transitional