Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

NECATİ DOĞRU SORUYOR: "KİM YAZDI SAHTE BELGEYİ?"


 

Önce olayı anımsayalım:

12 Haziran'da Taraf gazetesinde "AKP ve Gülen'i Bitirme Planı" başlığıyla bir haber yayınlandı.

Habere göre malum davada gözaltında olan Emekli Yüzbaşı Serdar Öztürk'ün ofisinde bir belge bulunmuştu.

Öztürk ve avukatı ofiste böyle bir belge olmadığını, arama yapanlar tarafından konulduğunu söyledi.

Taraf'ın iddiasına göre belge Nisan 2009 tarihliydi.

Yine iddiaya göre Genelkurmay'da hazırlanmıştı ve Kıdemli Deniz Albayı Dursun Çiçek imzasını taşıyordu.

İçeriği ise tüyler ürperticiydi:

"İrticayla mücadele eylem planı" çerçevesinde AKP iktidarını ve Gülen Cemaati'ni karalamak için uygulamaya konulacak eylemleri içeriyordu.

Belgedeki eylemler bir süre önce Gülen tarafından Cemaat mensuplarına karşı girişilebileceği söylenen bazı provokasyonlarla neredeyse bire bir örtüşüyordu.

Kamuoyu ya Gülen'in belgeden daha önceden haberi olduğunu ya da belgenin Gülen'in beyanatı üzerine hazırlandığını düşündü.

* * *

Belgenin altında imzası olduğu öne sürülen Kıdemli Albay Çiçek Ankara'da gözaltına alınarak İstanbul'a getirildi ve mahkeme tarafından malum dava kapsamında, örgüt üyeliği zanlısı olarak tutuklandı.

İmzanın kendisinin olmadığını söyledi; avukatlarının itirazı üzerine bir gün sonra tahliye edildi.

Cemaatçi ve iktidar yandaşı medya, belgenin gerçek olduğunu, yeni bir darbe girişiminin kanıtı niteliğini taşıyan alçakça bir planı yansıttığını savunuyordu.

Bir süre sonra Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ bir basın toplantısı yaparak imzanın fotokopi, belgenin sahte olduğunu açıkladı ve belge olduğu iddia edilen yazıyı "Bir kağıt parçası" olarak niteledi; ayrıca üzerinde de hiçbir tarihin bulunmadığını belirtti.

Aynı basın toplantısında Türk Silahlı Kuvvetleri'ne karşı "örgütlü olarak gerçekleştirildiği düşünülen" bir "karalama ve yıpratma kampanyası", "medya üzerinden asimetrik bir psikolojik harekat" yürütülmektedir" dedi.

"Kağıt parçasının" "Türk Silahlı Kuvvetleri'ni yıpratma ve karalama amacıyla hazırlandığı değerlendirilmektedir" diye ilave etti.

Kimin tarafından hazırlandığının bulunmasını yargıdan ve istihbarat örgütlerinden istediklerini belirtti.

Bunun üzerine Başbakan Recep Tayyip Erdoğan olayı şimdi sivil savcılığın araştıracağını ve belgenin aslını bulacağını, davanın peşini bırakmayacaklarını söyledi!

Sahte olduğu iddia edilen belge ya da kağıt parçası kamuoyunda, bütün sıcaklığıyla tartışılırken, AKP bir gece yarısı baskınıyla, Meclis'ten sivil ve askeri yargının yetkilerini yeniden düzenleyen bir yasayı geçiriverdi.

CHP bu yasa değişikliğine karşı Anayasa Mahkemesine başvurdu.

* * *

Olayın çok kısa özeti bu.

Kamuoyu, o günden beri yargının veya istihbarat örgütlerinin veya Başbakan'ın belge hakkında açıklama yapmasını bekliyor.

Olayın peşini bırakmayan Necati Doğru, Vatan'daki köşesinde 1 Ağustos tarihinde yine şöyle yazıyordu:

"Bugün 50 gün doldu.

'Süzme-sızdırma ve vurma-kollama' gazeteciliğini harekete geçirip 'orduda darbeciler ve andıççılar var, işte belgesi' diye yayın yaptırdılar.

Tam 50 gün geçti.

Belgenin gerçeği bulunmadı.

Sahteyi yazan da bulunmadı.

Orduya çamur atılmış oldu.

Kim yazdı sahte belgeyi?

Unutmayalım!

Unutturmayalım!

Durmadan soralım.

Demokrasi şeffaflıktır.

Demokrasiyi savunalım."

* * *

Evet, sorumluluk yargının, istihbarat örgütlerinin ya da Başbakan'ın üzerinde kalmıştır:

Belge denilen yazı sahte miydi, gerçek mi?

Gerçekse aslı nerdedir?

Sahte ise kim hazırlamıştır?


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 9 Aralık 2019

Valid HTML 4.01 Transitional