Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

BİR PARTİ, BİR CEMAAT, BİR DAVA


 

AKP iktidarı ile Gülen Cemaati arasındaki sıkı-fıkı ilişkiler artık iyice açığa çıktı.

Pek çok yazar gibi Mehmet Ali Birand da 23 Temmuz Perşembe günkü yazısında bu ilişkileri irdelemiş.

Birand yazısına "Bazı yorumcular yanlış bir yaklaşımla, Ak Parti (AKP) ile Fethullah Gülen Hareketini aynı potaya koyuyorlar. Ayrıca herşeyin altında Gülen hareketinin parmağı aranıyor. Erdoğan-Gülen koalisyonunun Türkiye'yi başka yerlere götürdüğü ileri sürülüyor." diyerek başlamış.

Esas olarak AKP ile Gülen Cemaati'nin aynı potaya konulmasını yanlış bulduğunu söylüyor.

Ama hemen ardından şöyle devam ediyor:

"Doğrudur, bir çok konuda Erdoğan ile Gülen aynı görüşlere sahipler. Genelde aynı değerlerde buluşuyorlar. Ayrıca AKP'nin iktidara gelişinde Gülen cemaatinin büyük desteği olduğu da ortada. Özetle, Erdoğan-Gülen koalisyonu, zaman zaman gerginlikler, görüş ayrılıkları olmasına rağmen bugüne kadar devam etti."

Yani Birand'a göre AKP ile Gülen Cemaati'nin aynı potaya konması yanlış ama Erdoğan ile Gülen bir çok konuda aynı görüşlere sahip ve aralarında koalisyon var!

Arkadan ilginç sorular soruyor:

"Acaba kim kimi kullanıyor?

Bu ortaklık en çok kimin işine geliyor?

Erdoğan-Gülen koalisyonu sürer mi, yoksa sonuna geliniyor mu?"

Yazısına AKP ile Gülen Cemaati arasındaki farklara değinerek devam eden, birinin amacı iktidarda kalmak olan bir parti, ötekinin ise İslam felsefesine dayalı bir cemaat olduğunu vurgulayan Birand bu arada şöyle de bir saptamada bulunuyor:

"Gülenciler daha müslüman, Kuran'a daha bağlı bir sistemden yana oldukları izlenimini veriyorlar. İslamın politikadaki yerini önemsiyorlar."

Yani siyasal parti olan örgüt AKP ama, Cemaat olan Gülenciler de İslam'ın politikadaki yerini önemsiyor.

Bence AKP ile Gülenciler arasındaki ilişki tam bu noktada bir bütünlük ifade ediyor:

"İslam'ın politikadaki yeri ve iktidar"

Birand yazısının sonunda bu ilişkiyi ve bu ilişkinin geleceğini şöyle tanımlıyor:

"AKP, Gülen'e önemli bir koruma veriyor, meşruiyet sağlıyor ve çalışmalarını engellemeden yürütmesine imkan veriyor. Eskiden, Gülen Hareketi, sürekli kuşku ve kaygı içinde yaşar, Devlet'in ne zaman, nerede vuracağını tahmin etmeye çalışırlardı.

Artık rahatlar.

Gülen de AKP'ye hem medyası, hemde tüm cemaatiyle büyük bir destek veriyor. Bu da kolay kolay vazgeçilemeyecek bir avantajdır.

Kısa ve orta vadede görülen, bu ortaklığın tüm sorunlarına rağmen, hiç değilse önümüzdeki genel seçimlere kadar devam edeceğidir. Seçim sonuçlarına göre, herkes kendi pozisyonunu yeniden gözden geçirecektir."

Görüldüğü gibi Birand'a göre bile AKP ile Gülen Cemaati arasıdaki ilişki tam bir simbiyoz; her ikisi de birbirinin sırtından, birbirini sömürerek yaşamını sürdürüyor...

Ve bu simbiyoz seçimlere kadar böyle devam edecek.

Yalnız Birand yazısında çok önemli bir ittifak ögesini ihmal etmiş:

Malum dava!

Hani şu Başbakan'ın, savcısı olduğunu söylediği...

Hani şu Fethullahçıların, arkasında ABD'nin olduğunu iddia ettikleri...

Hani şu cemaat mensuplarının ABD'ye gidip, destek aradıkları...

Malum dava!

Hem AKP hem de Gülen Cemaati tarafından kendilerine karşıt olan herkesi sindirmekte, Türkiye'yi dönüştürmekte kullanılmak istenen dava!

Birand'ın yazısı, özellikle de yukarda alıntıladığım giriş bölümü bu malum dava bağlamında okunduğunda çizdiği manzara daha iyi anlaşılıyor.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 26 Ağustos 2019

Valid HTML 4.01 Transitional