Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

TÜRBAN TRAJEDİSİ


 

Hürriyet'in acar köşe yazarı Ahmet Hakan 7 Temmuz günü "Türbanlılarla kim evlenecek sorunu" diye bir yazı yazdı.

Önce İsmail Kılıçarslan adlı bir genç şairden alıntılar yapıyordu:

"Son zamanlarda İslamcı erkekler arasında moda haline gelen bir sosyolojik durum var: Örtünmeyen kızlarla evlenmek! Geçtiğimiz iki yılda hem yakın çevremde, hem de daha geniş bir sosyal tabanda gördüğüm örnekler, beni bu mesele hakkında kafa yormaya itmişti zaten; ama son bir yıldır şahit olduklarım beni sıkı bir umutsuzluğun içine yuvarladı. Soru şu: İslamcı erkekler, örtünmeyen kızlarla evlenecekse; başörtülü kızlarla kim evlenecek?'"

Sonra kendisi devam ediyordu:

"İsmail'e göre...

Türbanlı kızlar zaten feleğin sillesini yemiş durumdadır...

Okullarından atılmışlardır... İş bulamamışlardır... Muhafazakârlara ait işyerlerinde üç kuruş paraya ucuz işgücü olarak çalıştırılmışlardır... Hak ettikleri halde asla terfi ettirilmemişlerdir... Vitrine çıkarılmamışlardır... 'İkinci eş olma' gibi mide bulandırıcı tekliflere maruz kalmışlardır... 28 Şubat gibi tehlikeli ve kamufle olmayı gerektiren süreçlerde işten ilk çıkarılan onlar olmuştur...

İsmail, türbanlı kızların içler acısı halini anlattıktan sonra asıl konuya geliyor ve şöyle diyor:

'Başörtülü kızlarımız için durum bu kadar kötüyken; gene de bir teselli cümlemiz vardı: 'Helal süt emmiş bir Müslüman gençle yuva kurup evlerinin hanımı olurlar'. Fakat şimdi bu teselli de ortadan kalkmış durumda. İslamcı erkekler yanlarında bir 'zenci' taşımak istemiyorlar işte. Sosyal ortamlarda, iş hayatında, alışveriş merkezlerinde, hatta sokakta kendisine 'ayak bağı' olacak bir başörtülü kız istemiyorlar. Başörtülü kızların sığındıkları son tesellileri de ellerinden kayıp gidiyor'."

* * *

Hakan 9 Temmuzda "Eski keskin günlerimde başı açık bir kıza aşık olsaydım ne yapardım" diye bir yazı daha yazdı:

"En başta riyakârlık yapmak zorunda kalırdım...

Aşkımı kalbime gömmezdim ama 'Beni bu kızla görmesinler' derdine düşer, sevgilimle uzak semtlerde buluşmaya gayret ederdim.

Korkardım yadırganmaktan...

Ailemin olası itirazlarından ürkerdim... Mücahit abilerin 'Bu bizim Ahmet de iyice uçtu birader' tarzı bakışlarından çekinirdim... Dava arkadaşlarımın laf sokmalarına öfkelenirdim... Cemaat içi kariyerimin bitmekte olduğunu fark ederdim...

'Zavallı başı açık kız'la durumu mütalaa ederdim...

Önce ciddi bir tebliğ yapar, 'Ahzap Suresi'nden söz ederdim...

Baktım olmuyor...

Bu sefer 'Benim için başını örtersin değil mi?' falan diye miyavlardım...

En sonunda 'Senin bu halinle bizim mahallede kabul edilmen çok zor' der miydim, bilmiyorum...

Sonuç olarak...

İsmet Berkan'ın sandığı gibi, 'Aşk devreye girdiğinde herkese susmak düşer' şeklindeki o şahane ilke, bizim mukaddes gettomuzda işlemezdi."

* * *

Sevgili okurlarım, bu sütunu izleyenler bilir, ben türbanlı kızlarımıza her zaman sevgiyle, sempatiyle baktım.

Onlar benim gözümde hep haksızlığa uğramış kurbanlardı:

Erkek egemen feodal kültürün, kadını ikinci sınıf vatandaş gören anlayışın kurbanları...

Kadını ikinci sınıf vatandaş görenlerin, din duygularını da kullanarak ürettiği çocuklar...

Devletin de İmam-Hatiplerde üretimine katkıda bulunduğu evlatlarımız...

Dini istismar eden politikacılar, ve destekçileri utanmadan örtünmenin modernliğin gereği olduğunu bile iddia ettiler...

Şimdi de herhalde "Türbanlılarla evlenin, onları bizim mahkum ettiğimiz hapisten kurtarın" kampanyası başlatacaklar...


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 17 Haziran 2019

Valid HTML 4.01 Transitional