Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

NEOFAŞİZM-II: KLASİK FAŞİZM İLE NEOFAŞİZMİN FARKLARI


 

Endüstri Devriminin getirdiği milliyetçilik ideolojisi siyasal olarak iki farklı yol izledi:

1) Demokratik milliyetçilik.

Bu akım liberal sağ ve demokratik sol olarak iki ana siyasal çizgide insan haklarına dayalı çağdaş demokrasinin temellerini attı.

21. Yüzyılda bu iki ana akım, küreselleşerek milliyetçiliği de aşan bir biçimde demokrasi ve insan hakları bağlamında gelişiyor gibi görünüyor.

2) Faşist milliyetçilik.

Bu akım ırkçı temellere dayalı bir ideolojik yaklaşım ile sermayenin de desteğini alarak totaliter bir uygulamaya dönüştü.

Almanya'da Hitler, İtalya'da Mussolini liderliğinde siyasal iktidarı ele geçirdi.

Irkçı bir yaklaşımla Yahudi soykırımı yaptı.

İkinci Dünya Savaşı ile de tüm dünyayı kana buladı.

21. Yüzyılda faşist milliyetçilik, kınanan, korkulan, bir daha ortaya çıkmaması için önlemler alınan bir akım niteliğinde.

* * *

20. Yüzyıl, faşizmin ve Stalinist komünizmin acılarıyla geçti.

Her iki rejim de tarihe karıştı.

21. Yüzyıla her iki rejimin de ortak noktası olan otoriter-totaliter rejimlere karşı demokrasiyi, insan haklarını koruyan önlemlerle girildi:

Anayasa mahkemeleri kurulmuştu.

İnsan haklarını korumak ve geliştirmek için uluslararası gözetim ve denetim örgütleri oluşturulmuştu.

Avrupa Birliği gibi ulusdevletler üstü siyasal oluşumların temelleri de yine insan hak ve özgürlükleri bağlamında atılmıştı.

* * *

Fakat bir yüzyıldan ötekine geçiş, bir evin kapısının kapanıp, öteki evin kapısının açılması gibi kesin, ve tortusuz bir biçimde olamıyor.

Komünizme karşı ABD tarafından geliştirilen dinci ve milliyetçi politikaların tortuları 20. Yüzyıldan 21. Yüzyıla geçiş döneminde özellikle Balkanları, Kafkasları ve Ortadoğu'yu kana buladı.

Ve ABD'nin önderliğinde başlayan Küreselleşme de bu dinci ve milliyetçi tortulardan nasibi aldı.

Ama yeni dönemin ideolojisi, milliyetçiliği de aşan, özellikle faşizmi ve komünizmi mahkum eden insan hakları ve demokrasi söylemine dayalıydı.

Totaliter ögeleri de içinde barındıran bu tortular, demokrasi ve insan hakları ideolojisi ile nasıl telif edilecekti?

ABD bunun da çözümünü buldu:

Dinci ve milliyetçi ideolojiler demokrasi ve insan hakları bağlamında savunulacak, desteklenecek ve yaşatılacaktı.

Burada bir küçük sorun daha ortaya çıktı:

Milliyetçilik, ABD'nin liderliğindeki Küreselleşmenin önünde bir ayak bağı olarak görünüyordu; bu nasıl çözülecekti?

ABD karşıtı milliyetçilikler faşizmle özdeşleştirildi ve mahkum edildi; ABD'nin kullandığı mikro milliyetçilikler korundu.

Dincilik ise insan hakları bağlamında ele alındı ve yüceltildi.

Postmodern felsefe ve kültür akımları da bu siyasal tercihin destekçileri olarak devreye sokuldu.

* * *

Sonuç olarak 20. Yüzyıldaki klasik faşizm ile 21. Yüzyıldaki neofaşizm arasında şu farklar ortaya çıktı:

  1. Dinci ideoloji, milliyetçi ideolojinin yerini aldı.
     
  2. Küresel sermaye, ulusal sermayenin yerine geçti.
     
  3. Dinci ideolojiler, tam karşıtı oldukları demokrasi ve insan hakları bağlamında savunulmaya başlandı; zaman zaman kaba milliyetçilikle de desteklendi.
     
  4. Uluslararası sermaye küreselleşme adına desteklenmeye başlandı.
     
  5. Sonuç olarak neofaşizm, küreselleşme süreci içinde, demokrasi ve insan hakları bağlamında savunulur hale getirildi.
     
  6. Bu "örtülü" ve "maskeli" niteliği nedeniyle de neofaşizmle mücadele klasik faşizmle mücadeleden çok daha zorlaştı.

* * *

İşte Türkiye'deki "liberal faşistler" yani eski solcu yeni İkinci Cumhuriyetçiler ve dinciler yukarda açıkladığım bu kargaşalıktan yararlanıp güya demokrasi ve insan hakları adına ama aslında bunları ortadan kaldıracak bir biçimde Türkiye'yi neofaşistik bir yapıya doğru hızla sürüklüyor.

Buna karşı direnenleri de ya "Jakoben Kemalist" ya "askerci" veya "darbeci" olmakla suçluyorlar.

"Ergenekon"a bir de bu açıdan bakılmalıdır.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 10 Haziran 2019

Valid HTML 4.01 Transitional