Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

ANAYASA MAHKEMESİ, BAROLAR, AKADEMİSYENLER VE IONESCO


 

24 Nisan Cuma günü Türkiye'de katledilen hukuk ve adalet adına iki önemli uyarı yapıldı:

Birincisi Baroların ve akademisyenlerin imzaladığı bir bildiri, ikincisi Anayasa Mahkemesi Başkanı'nın konuşmasıydı.

Her iki uyarının temelinde de demokratik hukuk devletinin tahrip edildiğine ve totaliter bir rejime doğru gidildiğine ilişkin kaygılar vardı.

* * *

"Hukuk Devleti İçin Kamuoyuna Duyuru" adını taşıyan bildiri elli maddelik bir hukuk ve adalet manifestosu niteliği taşıyordu.

Bu bildirinin yayınlandığı gün, Anayasa Mahkemesi'nin kuruluş yıldönümüydü ve Mahkeme Başkanı da son derece sert bir uyarı konuşması yaptı.

* * *

Kişi güvenliği ve hürriyeti, bu güvenlik ve hürriyetin anayasal ve yasal güvenceleri barolar ve akademisyenler bildirisinin esasını oluşturuyordu.

Adı anılmamakla birlikte medyada Ergenekon denilen soruşturma ve dava sırasındaki hukuk ihlalleri tek tek sayılıyor ve bunların önlenmesi için gerekli olan önlemler sıralanıyordu.

* * *

Anayasa Mahkemesi Başkanı ise önce iktidarı uyarıyordu:

"Tarih sınırlandırılmayan iktidarın hak ve özgürlükler için çok ciddi bir tehlike teşkil ettiği hakikatinin canlı şahididir."

Başkan da adını anmadan Anayasa Mahkemesi'ne yapılan saldırıları ve Ergenekon denilen davaya ilişkin eleştirilerini sıralamış ve en önemlisi savcıları göreve çağırmıştı:

"Her önemli davada yargı siyasi düşüncelerle kuşatılmakta, mahkeme hâkimlerinden önce, medya ve siyaset dünyasının yargıçları kararlarını vererek davayı sonuçlandırmaktadır. Mahkemeleri yönlendirme ve etkileme çabaları ile hâkimlerin ve savcıların özel hayatlarının didiklenerek vicdani kanaatlerinden uzaklaştırma gayretleri suçtur. Savcılarımızın işlenen bu suçlara karşı hareketsizliği düşündürücü ve üzücüdür. Yargı kararı olmadan suçlu ilan edilen insanların onurları yok edilmektedir. Bu bir insanlık suçudur. Yasaları uygulama aşamasındaki özensizlikler insanların haysiyet ve şerefi üzerinde onarılması güç yaralar açmaktadır. İnsan onuru ve kişi dokunulmazlığı, insan hakları sisteminin ve insan hakları bildirilerinin en önemli dayanağı ve anayasanın da üstünde yer alan tek değerdir. Yok edilen insanlık onurunun doğurduğu öfke, demokrasiden ve hukuk devletinden intikam alma duygusuna dönüşmeden gerekli olan her türlü düzenleme acilen yapılmalıdır."

* * *

Dün sözünü ettiğim Gergedan'ın yazarı Ionesco totaliterliğe doğru gidişi şöyle anlatıyor:

"Birden bire ortaya çıkan bir düşüncenin bulaşıcı bir hastalık gibi yayılması. Yeni bir din, bir öğreti, bir fanatizm sürükleyiveriyor insanları.

Bilmem hiç dikkatinizi çekti mi, insanlar sizin düşüncelerinizi artık paylaşmıyorsa, sanki canavarlarla karşı karşıyaymışsınız duygusu uyanıyor insanda. Örneğin gergedanlarla. Gergedanların saflığı, aynı zamanda acımasızlığı var onlarda. Onlar gibi düşünmüyorsanız göz kırpmadan öldürebilirler sizleri."

* * *

Türkiye siyasal İslamın önderliğinde totaliterliğe doğru hızla gidiyor.

Bildiride belirtilen hususların ve Anayasa Mahkemesi Başkanı'nın açık yakınmalarının ortaya koyduğu gibi ne yazık ki yargı erki de bu gidişe dur diyemiyor, süreçle birlikte sürükleniyor.

İşte tam bu noktada barolar, akademisyenler, Anayasa Mahkemesi ve Ionesco, totaliterlik tehlikesine işaret etmekte buluşuyor:

2009 Türkiye'si için ne talihsiz bir buluşma!


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 10 Haziran 2019

Valid HTML 4.01 Transitional