Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

GODOT'YU BEKLERKEN GERGEDANLAŞIYOR MUYUZ?


 

Bu Pazar da biraz anı, biraz Beckett, biraz Ionesco ve bütün bunların üzerine günümüz Türkiyesi.

22 Nisan tarihinde Ergin Yıldızoğlu'nun Türkan Saylan ve arkadaşları ile rektörlerin ve profesörlerin gözaltına alınması üzerine yazdığı makaledeki şu satırlar beni aldı, elli yıl, yani tam yarım yüzyıl geriye, Siyasal Bilgiler Fakültesi'ndeki öğrencilik yıllarıma götürdü:

"Daha önce de birçok kez vurguladığımız gibi, AKP'yi kapsayan, aynı zamanda da aşan bir irade var. Bu siyasal İslamın 'pasif (karşı) devrim' sürecini yöneten cemaatlerin iradesidir.

Bu yüzden 12. dalga bir 'sapma' değil; Beckett'ın 'Oyunun Sonu' piyesinde, Hamm'ın 'Ne oluyor' sorusuna, uşağı Clov'un, 'Ne olacak, süreç kendi seyrinde ilerliyor' cevabındaki gibi bir şey aslında..."

* * *

Sevgili okurlarım, 1959 yılında liseyi bitirdim ve aynı yıl Siyasal Bilgiler Fakültesi'ne girdim.

Birinci sınıftayken Demokrat Parti'nin baskıcı yönetiminin bunaltıcı havası kalkınca Fakülte'de her tür siyasal akımı temsil eden öğrenci dernekleri kuruldu.

Biz de İstanbul'lu arkadaşlarla "İngilizce Kulübü" adı altında kendi havamızda yaşayıp çalışabileceğimiz, siyasal niteliği ve amacı olmayan bir grup oluşturduk.

Ben ayrıca "Tiyatro Kulübü" üyesiydim.

Aylarca Özdemir Nutku'nun yönetiminde Güngör Dilmen'in "Midas'ın Kulakları" adlı oyununu çalıştık.

Sahnelenmesi çok pahalı olduğu için bu projeyi gerçekleştiremedik.

Bir süre sonra Türkay Yazıcı adlı bir son sınıf öğrencisi arkadaşımızın yönetiminde Beckett'in yukarda sözü edilen "Oyunun Sonu" adlı piyesini sahneledik.

Kör ve kötürüm Hamm rolünü ben üstlenmiştim.

Uşak Clov'u İlter Erkan canlandırıyordu.

Birkan Özdemir ile Bingöl Sarıgöl de çöp bidonları içinde yaşayan anne ve babayı oynuyordu.

Oyun, yaşamın çıkmazları üzerine yazılmış, kötümser, bunaltıcı, umutsuzluğu vurgulayan bir metindir.

Bu avangard oyundaki absürd metni ezberlemek için akla karayı seçmiştim.

* * *

Beckett'in Türkiye'de çok tanınan bir oyunu da Godot'yu beklerken'dir.

Oyun boyunca beklenen Godot, hiçbir zaman gelmeyecektir.

Zaten oyunun geçtiği mekan da hiçbir yere gidilemeyen ıssız bir alandır.

İnsanlar Godot'yu beklerken hiçbir şey yapmaz, yapamaz, hiçbir yere gitmez, gidemez.

* * *

Günümüz Türkiye'sini daha iyi anlayabilmek için "Oyunun Sonu" ve "Godot'yu Beklerken" yeterli değildir.

Bir de İonesco'nun Gergedan adlı oyununu anımsamak gerekir.

Ionesco bu piyesi Nazi Almanyasındaki totaliterleşmeyi eleştirmek için yazmıştı.

Oyunun kahramanı Bêrenger herkesin tek bir düşüncenin peşinden gittiği yavaş yavaş "gergedanlaştığı", totaliterliğe dönüşen bir toplumda "gergedanlaşamamanın" "insan kalmanın" trajik acılarını çekmektedir.

Ve perde onun tek başına haykırışıyla kapanır:

"İnsanım ben, insan kalacağım tek başıma olsam bile direneceğim!..."

* * *

Sevgili okurlarım, size iyi Pazarlar dilerken hepinizi şunu düşünmeye davet etmek istiyorum:

Herkes Godot'yu beklerken hep birlikte gergedanlaşıyor muyuz acaba?


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 19 Ağustos 2019

Valid HTML 4.01 Transitional