Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

1 MAYISTA DEVLET-MİLLET AYRIMI YANLIŞLIĞI


 

Sevgili okurlarım Türkiye'de yanlış varsayımlara, yanlış kabullere dayalı çözümlemelerle insanlar yanlış noktalara yönlendiriliyor.

* * *

Bunların birincisi ve belki de en önemlisi laiklik ve demokrasi kavramları arasındaki ilişkide yaşanıyor.

Laikliğe karşı olanlar, sanki demokrasi ile laiklik arasında bir karşıtlık, bir çatışma varmış gibi sınıflandırmalar yapıyorlar.

"Müslüman demokratlar ile laikler arasındaki çatışmadan" söz edebiliyorlar.

Sanki Müslümanların hiçbiri laik değilmiş, ama hepsi demokratmış ya da laik olanlar Müslüman ve demokrat olamazmış gibi.

Bu iddianın temel yanlışı, laiklik ile demokratlık arasında bir karşıtlık, bir çatışma olduğunu öne sürmesidir.

Oysa laiklik, demokrasinin ayrılmaz bir parçasıdır, demokratlığın ön koşuludur; aralarında uyum vardır.

Laik olmayan insan demokrat olamaz.

Tabii demokrat olmak için sadece laik olmak da yetmez.

İnanç alanının dışındaki temel hak ve özgürlüklerden de yana olmak gerekir; ifade özgürlüğü, muhalefet özgürlüğü, örgütlenme özgürlüğü gibi.

Ama unutmayalım, laik olmayan yani devletin bütün farklı inanç sahiplerini ve inançsızları aktif olarak koruması gerektiğine inanmayan bir kişi asla demokrat olamaz.

Dinci çizgide siyaset yapan AKP'nin yandaşları, demokrasi ile laiklik kavramları sanki birbirine karşıtmış gibi bir izlenim yaratarak, rejimin altını oyuyor.

* * *

İkinci yanlış devlet ile millet kavramlarını birbirine karşıtmış, birbiriyle çatışma halindeymiş gibi göstermektir.

Bu anlayış, yani devlet ile milletin karşıt olduğu görüşü ancak demokrasinin olmadığı, otoriter veya totaliter rejimler için geçerlidir.

Demokrasilerde, devlet "Milli Egemenliğe" dayalı olduğu için gerek kuramsal olarak gerekse uygulamada, devleti millet oluşturur ve aralarında bir karşıtlık değil, bir birliktelik, bir bütünleşme vardır.

Örneğin, devletin en önemli kurumu olan hükümet, millet tarafından seçilir.

Örneğin, devleti ayakta tutan adalet sisteminin kararları "millet adına" verilir.

Devlet, millete hizmet eder, zaten onun için vardır.

Otoriter veya totaliter rejimlerde görülen "ceberrut, baskıcı, faşist devlet" demokratik rejimlerde "hizmetkâr devlete" dönüşmüştür.

Milletin baş hizmetkârı, hem devlet hem de hükümet adına Başbakandır; çünkü o makama, hizmet etmesi için seçilmiştir.

Günümüz siyasetinde "Başbakan" aslında "Başhizmetkâr" demektir.

Bu açıdan, 1 Mayıs olaylarını çözümlerken, "AKP, milletin değil, devletin yanında yer aldı" görüşü son derece yanlıştır.

Milleti demokrat, devleti faşist olarak görmek, tanımlamak ve birbirine karşıt iki kavram olarak sunmak, cehaletten değilse, kötü niyetten kaynaklanan bir yanlıştır.

AKP, 1 Mayıs 2008'de İstanbul'daki uygulamalarla hem Devlete hem de Millete karşı bir tutum sergilemiştir.

Galiba 1 Mayıs'taki hükümet uygulamalarının ne anlama geldiği hakkındaki en doğru çözümlemeyi DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi yapmıştır:

"Bu iktidarın özgürlükten anladığı sadece türban özgürlüğüdür!"

Böylece AKP'nin sahte demokratlığı, demokrasiyi çarpıtarak, laikliği yok etmek için kullandığı açıkça ortaya çıkmıştır.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 9 Aralık 2019

Valid HTML 4.01 Transitional