Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

ANAYASA MAHKEMESİ OLSAYDI...


 

Türkiye'de her şey saptırılıyor:

Bütün kavramlar, terimler, kurumlar...

Demokrasi, Laiklik, Milli İrade, Milli Egemenlik, İktidar, Seçim, Meşruiyet, Anayasa, Yargı, Anayasa Mahkemesi, Anayasal yargı süreci...

En başta da tarih!

Üstelik bu saptırma "Resmen" yapılıyor.

Yani resmi kurumlarca.

Örneğin Milli Eğitim Bakanlığı'nın ders kitaplarında...

Örneğin hükümetlerin, belediyelerin kararlarıyla...

Çünkü saptırma "siyasal" kaynaklı.

Kavramları, terimleri, kurumları ve tarihi, "politikacılar" saptırıyor...

İktidar sahipleri de politikacılar oldukları için, bu saptırma "resmi" bir nitelik kazanıyor...

* * *

Tarihimizin en çok ve en şiddetle saptırılan konusu 1950-1960 arasında Türkiye'yi yöneten Demokrat Parti iktidarı dönemidir.

Tabii bu dönemi sonlandıran 27 Mayıs 1960 hareketi, bu hareketin nedenleri ve sonuçları da asla soğukkanlı ve bilimsel, gerçeklere uygun bir biçimde tartışılmaz:

Çünkü politikacılar, bu dönemi, geniş kitlelerin duygularını istismar edecek biçimde kullanmayı, siyasal çıkarlarına uygun biçimde saptırmayı tercih etmişlerdir.

* * *

En belirgin ve en sert saptırma, toplumsal ve tarihsel gerçeği adeta tam tersine çevirme, "Demokrasi şehidi Menderes" söyleminde görülür.

Ne yazık ki bu dönemin sonunda asılan Adnan Menderes, kendisine yapılan bu haksızlıktan sonra, sanki bütün günahlarından arındırılmış, katlettiği demokrasinin kurucusu, koruyucusu ve şehidi ilan edilmiştir.

* * *

27 Mayıs müdahalesine yol açan süreç, Demokrat Parti'nin kendisini iktidara getiren demokratik mekanizmaları, kurum ve kuralları rafa kaldırmasıdır.

Bardağı taşıran son damla, "Tahkikat Komisyonu" adıyla Meclis'te 15 milletvekilinden kurulan özel yetkili bir mahkemedir.

Bu karar demokrasiye karşı tam bir sivil darbedir:

Menderes, bu kararla, Meclis'te politikacılardan oluşan bir mahkeme kurmuş ve muhalefet partisini bu mahkemede yargılamak istemiştir.

"Tahkikat Komisyonu" sadece milletvekillerinden oluşur...

Hem sivil hem askeri yargı yetkilerine sahiptir...

Hem savcı hem yargıç görevi yapacaktır...

Temyizi yoktur...

İşte askeri müdahaleye yol açan "bardağı taşıran son damla" budur.

İktidarın, yetkilerini aşmasını ve meşruiyet dışı kararlar almasını önleyecek demokratik bir mekanizma, bir kurum, yani Anayasa Mahkemesi o dönemde yoktur.

* * *

Askeri müdahale sonrası hazırlanan ve halkoylaması ile kabul edilen 1961 Anayasası, pek çok çağdaş ve demokratik kurum ve mekanizma ile birlikte, Anayasa Mahkemesi'ni de kurmuştur.

Şükredelim ki, bugün bir Anayasa Mahkemesi var.

Rejim, kendi kendini denetleyebiliyor.

Anayasa Mahkemesi'nin yargı sürecini ve bu sürecin bir parçası olan Yargıtay Başsavcısı'nın iktidardaki AKP hakkında iddianame hazırlamasını "Yargı darbesi" veya "Demokrasinin böğrüne saplanmış hançer" olarak niteleyenler, demokrasiye asıl hançeri saplayanlardır.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 17 Haziran 2019

Valid HTML 4.01 Transitional