Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

DEMOKRASİ, DİNCİ OLİGARŞİYE NASIL DÖNÜŞTÜRÜLÜYOR

Sevgili okurlarım, demokratik rejimlerin iki zayıf noktası vardır:

Birincisi, demokratik hak ve özgürlüklerin, demokrasiyi yok etmek için kullanılabilmesi olasılığıdır.

İkincisi de, demokrasi, çoğunluğun iradesine dayalı bir rejim olduğundan, çoğunluk, ya da onu temsil eden siyasal iktidar demokrasiyi ortadan kaldırmak isterse, rejimi korumanın zorluğudur.

* * *

Demokrasi Batı'da uzun yıllar süren kan ve gözyaşı dolu mücadelelerle kurulduğundan, tabii bu zayıflıklar da dikkate alınmıştır.

Demokratik hak ve özgürlüklerin demokrasiyi yok etmek için kullanılmasını engellemek amacıyla totaliter, dinci, faşist partiler yasaklanmıştır.

Çoğunluğun demokrasiyi tehdit etmesini önlemek amacıyla da, parlamentoların, senato gibi, anayasa mahkemesi gibi kurumlarca denetlenmesi uygulaması getirilmiştir.

* * *

Türkiye'de "Demokratik, laik sosyal bir hukuk devletini" bir "Ilımlı İslam devletine", bir "Dinci Oligarşiye" dönüştürmeyi amaçlayanlar, bu iki zayıflığı birden kullanmaktadır.

Bir yandan sıkmabaş veya türban denilen simgenin üzerinden, "demokratik hak ve özgürlükler" kötüye kullanılarak dinciliğin kamu alanına sokulması savunulurken, öte yandan iktidar, demokratik rejimin bir din devletine dönüştürülmesini engelleyecek olan özerk ya da bağımsız kurumları zayıflatmakta, Anayasa Mahkemesi, yargı, üniversiteler, sendikalar, meslek odaları, medya gibi denetim mekanizmalarının altını oymaktadır.

* * *

İçerde, demokratik rejimi, hem tarikatlardan gelen taleplerle alttan, hem de iktidarın uygulamalarıyla üstten kıskaca alan bu operasyon, dışardan da, AB'den biraz utangaç, ABD'den ise açık ve güçlü bir destek görmektedir.

AB'den "Türkiye Kemalizmi reddetmedikçe AB'ye giremez" sesleri yükselirken, ABD, sıkmabaş-türban taleplerinin çarpıtılmış demokratikliği üzerinden ve dinci politikacılara açıkça destek vererek siyaset yapmaktadır.

Böylece Türkiye'deki demokratik rejim, bu iç ve dış güçlü baskılar sonucunda, herkesin gözü önünde, Dinci Oligarşik yapıya doğru hızla kaymaktadır.

* * *

Bu gidişin en güçlü desteklerinden biri, Türkiye'nin henüz pençesinden kurtulamadığı, "erkek egemen feodal kültürdür."

Dinci siyasetin simgesi haline gelen sıkmabaş (türban), yani tesettür uygulaması, kadın özgürlüklerine inanmayan, kadınları daima ikinci sınıf vatandaş olarak kendi egemenliğinde gören erkeklerin baskısıyla ortaya çıkmış ve yaygınlaşmıştır.

* * *

Dinci kadroların siyasete ve bürokrasiye hakim olmasıyla artık iyice belirginleşen erkek egemen feodal kültür, yaşamın her alanına müdahale etmeye başlamıştır.

Erkek egemen kültür, çok satışlı medyanın yeni keşfettiği terimle, "mahalle baskısı" yoluyla, yani sosyal psikolojinin ünlü "grup baskısı" aracılığıyla denetimini yaygınlaştırmakta ve derinleştirmektedir.

* * *

Resmi toplantılarda haremlik-selamlık ayrımcılığı...

Tesettür otellerinin yaygınlaşması...

Sıkmabaş-türban uygulamalarının sadece siyasal ve sosyal değil, ticari alanda da moda haline getirilmesi...

Lokantalarda içki satışının durdurulması...

İçki satan bayilere baskılar...

Sosyal faaliyetlerde, selamlaşmalarda, konuşmalarda dini simgelerin egemenliği...

Bunların hepsi, Dinci Oligarşinin topluma dayattığı uygulamalar...

Eh siyasal iktidar da zaten onların elinde olduğuna göre...

Gelsin bakalım anayasa değişiklikleri...

Yeni anayasamız büyük olasılıkla, Dinci Oligarşik yapının tescili olacaktır.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 19 Ağustos 2019

Valid HTML 4.01 Transitional