Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

AKP'NİN ÇOK TEHLİKELİ SEÇİM STRATEJİSİ

Başbakan Recep Tayip Erdoğan, Anayasa Mahkemesi'nin Cumhurbaşkanlığı seçimi hakkında verdiği karar için "Çok açık konuşuyorum. Bu yargı için talihsizliktir, yüz karasıdır. Çünkü açık, net, her şey ortada. (...) Açık net ortada olduğu halde, zorlamayla, altını çiziyorum, dayatmayla bu karar verilmiştir" dedi.

Demokratik rejimin güvencesi olan Anayasa Mahkemesi hakkındaki bu ağır ve suçlayıcı sözler, gündeme bomba gibi düştü.

* * *

Pek çok yazar, bu üslubu ve bu sözleri, Başbakan'ın "Gergin olduğu", "Sinirlerinin bozulduğu" şeklinde yorumladı.

Ben bu yorumların doğru teşhis olduğu kanısında değilim.

Başbakan'ın bu üslubunun arkasında çok daha temel, çok daha derin bir yaklaşımın, bir stratejinin yattığını düşünüyorum.

* * *

AKP'nin ideolojisinin kaynaklandığı "Siyasal İslamın" bir ülkedeki yayılma ve iktidara gelme stratejisi "Mazlum edebiyatına" dayanır:

Bu stratejiye göre, mevcut düzen, mevcut rejim, mevcut yöneticiler, "Zalimdir", "Müslümanlara zulüm etmektedirler".

Onlara göre "Bu zulüm, ancak siyasal İslamın iktidara gelmesi ve laik düzeni dönüştürmesi ile önlenebilir"

Bu strateji demokratik bir ülkede uygulanıyorsa, ona ayrıca sözde demokratik bir boyut da eklenir:

Onlara göre, "Zulmü yapan laik düzen, laik rejim, laik yöneticiler ceberruttur. Bu yüzden bu düzenin değişmesini istemek, siyasal İslamın en doğal demokratik hakkıdır."

Böylece "Laiklik mi, demokrasi mi?" "Cumhuriyet mi, demokrasi mi?" gibi yanlış sorularla ve saçma sapan tartışma konularıyla, birlikte bulunmaları doğal olan kavramların içleri boşaltılır.

Laiklik ve demokrasi gibi, birbiriyle uyumlu olan olgular, Siyasal İslam adına, birbirine zıt ve hatta düşman kavramlar olarak topluma sunulur.

* * *

Gerek dinlerin yayılma dönemlerinde, gerek mezheplerin ortaya çıkışlarında ve iktidarı ele geçirme aşamalarında, gerekse ırkçı ve milliyetçi akımların doğması ve gelişmesi sırasında "zulüm" kavramı çok önemli bir sosyolojik ve sosyal psikolojik işlev yüklenir:

Herhangi bir din, mezhep, ırk ya da milliyet grubunun doğması, gelişmesi ve iktidar mücadelesine girişmesi aşamasında en önemli kavram "düşman" kavramıdır.

Düşman ilan edilen bir grubun zulmü, en önemli birleştirici ve yönlendirici öge olarak kullanılır.

* * *

AKP'nin stratejisini belirleyen gelenekleri, iç ve dış danışmanları ve liderliği, bu stratejiyi 2002 seçimlerinde başarıyla uyguladı.

Şimdi anlaşılıyor ki, aynı strateji 2007 seçimlerinde de uygulanacak.

Ama bu kez bir zorluk var:

2002 seçimlerinde AKP, mevcut iktidara karşı yarışan bir partiydi, iktidarı "zalim" ilan etmek kolaydı.

Şimdi ise seçimlere dört buçuk yıllık bir iktidar döneminden sonra ve hükümet olarak gidiyor.

"Zalim laik iktidara" karşı "mazlum siyasal İslam muhalefeti" propagandası bu kez pek inandırıcı olmaz.

O halde bu kez "düşman", iktidar değil, doğrudan doğruya laik rejim ve onu koruyan anayasal kurumlar olmalıdır.

İşte Başbakan'ın sertleşmesi, yargı gibi, üniversiteler gibi, silahlı kuvvetler gibi öteki devlet kurumlarıyla zıtlaşması, "hem hükümet olmak hem de mazlum rolü oynamak" arasındaki çelişkiyi çözmek için uygulanan bir strateji olarak ortaya çıkıyor.

Kuzey Irak sınırındaki harekat konusunda askerlerle olan polemik, uygulanamayacağını bile bile 25 yaşındakilere seçilme hakkı tanıyan yasanın kabulü, bütün yasal ve anayasal teamülleri alt üst eden, uygulanabilmesi neredeyse olanaksız görünen Cumhurbaşkanlığı seçimine ilişkin Anayasa değişikliği kararı, bu "mazlum rolüne ilişkin stratejinin" öteki adımları olarak belirginleşiyor.

* * *

AKP'nin, bir yandan dönek solcularla vitrin düzenlemesi yapıp "Merkeze" yerleştiği izlenimi vermeye çalışması öte yandan "mazlum" stratejisi uygulaması ayrı bir çelişki daha yaratıyor.

Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener'in aday olmayacağını açıklaması bu çelişkinin somut bir sonucu.

Hem rejimin selameti hem de kendi çıkarları açısından, AKP'nin bu stratejiyi bir an önce terk etmesini dilerim.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 19 Ağustos 2019

Valid HTML 4.01 Transitional