Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

SEÇİM, MEŞRUİYETİN GÜVENCESİ DEĞİLDİR

Yazıya önce Türkçe dersi ile başlayalım:

Çünkü seçimi, meşruiyetin yeterli güvencesi olarak görenler o denli cahil ki, farklı sözcükleri bile birbirine karıştırıyorlar.

Meşruiyet farklı bir sözcüktür, meşrutiyet farklı bir sözcük.

* * *

Bu yazının başlığındaki meşruiyet, "geçerli olma durumu" anlamına gelir.

Genellikle, hukuken geçerli olma, hukuksal dayanak sahibi olma, geçerli ve haklı olma durumu biçiminde kullanılır.

Meşrutiyet ise bir "yönetim biçimidir".

Krallık, Padişahlık gibi hükümdarlıkla yönetilen bir ülkede, hükümdarın başkanlığı altında meclis'in de bulunduğu rejime denir.

Bizim tarihimizdeki örnekleri, 1876'da başlayıp hemen sona eren Birinci ve 1908'de başlayıp 1918'de Mondros ile biten İkinci Meşrutiyet dönemleridir.

* * *

Demokratik bir rejimde iktidarın meşruiyeti yani "geçerli olma durumu" pek çok koşula bağlıdır.

Seçim bunların başında gelir ama ancak bir tanesidir.

Yani gerekli koşuldur ama yeterli koşul değildir.

Demokratik bir rejimde iktidara gelebilmek için seçilmiş olmak mutlaka gerekir, ama iktidarda kalabilmek için yetmez.

* * *

Seçimle başa geçen her iktidar, iktidarını sürdürebilmek için bütün söylem ve eylemlerinde demokratik rejimin temel ilkelerine uymak zorundadır.

Demokratik rejimlerdeki iktidarların yeterlilik koşulu bu temel ilkelere uyumda aranır.

* * *

Bir demokratik rejimin en temel ilkesi, muhalefet özgürlüğü ve bu özgürlüğün temelinde yatan örgütlenme ve ifade özürlüğüdür.

Tabii bu özgürlüklerin de arkasında da, başta "inanç özgürlüğü" yani "laiklik ilkesi" olmak üzere, temel insan hak ve özgürlükleri yatar.

* * *

Bir iktidar şu alanlardaki eylem ve söylemleriyle meşruiyetini yitirir:

  1. Temel insan hak ve özgürlüklerini zedeliyorsa. (Örneğin laiklik ilkesini ihlal ediyor, ırk ya da milliyet veya cinsiyet bazında ayrımcılık yapıyorsa.)
     
  2. Genel olarak örgütlenme ve ifade hak ve özgürlüğünü sınırlıyor veya kısıtlıyorsa.
     
  3. Muhalefet hak ve özgürlüğüne saygı göstermiyorsa.
     
  4. Demokratik rejimi tanımlayan anayasa hükümlerine uymuyorsa.

* * *

Çok partili rejime geçeli beri Türkiye'de utanmazca bir oyun oynanıyor:

Dış güçlerin emperyalizmine ve Padişah'ın dinsel geleneksel egemenliğine karşı olarak kabul edilmiş olan "Egemenlik kayıtsız koşulsuz milletindir" ilkesi yanlış yorumlanarak saptırılıyor:

"Seçilmiş olmak her türlü demokrasi ihlalini yapmak hakkını verir; çünkü seçim sonuçları millet iradesini temsil eder; seçmenin iradesi ise her türlü hak ve özgürlüğün üzerindedir" biçiminde yorumlanıyor.

İşte bu, tam bir "çoğunluk diktatörlüğü" tanımıdır.

Çoğunluk diktatörlüğü ise demokrasinin en büyük düşmanıdır, hiçbir "meşruiyeti" yoktur.

* * *

Seçmenin yüzde 99'u, yani "ezici çoğunluğu" bile istese temel hak ve özgürlükler sınırlanamaz ve kısıtlanamaz; kısıtlanır veya sınırlanırsa o rejimin adı demokrasi olmaz.

Kayıtlı seçmenlerin dörtte birinin oyları ile iktidar olanlar, oy kullananların kendilerini desteklemeyen üçte ikilik çoğunluğuna karşı, kendi inançlarını ve yoz demokrasi anlayışlarını hem de "giyim, kuşamı" da kapsayan bir "yaşam tarzı" olarak "meşruiyet" adına tüm topluma hiç dayatamazlar!


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 19 Ağustos 2019

Valid HTML 4.01 Transitional