Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

PAPA, PATRİK, ABD, AB, AKP

Papa 16. Benedict, Türkiye'ye geldi.

Türkiye'ye ve Türklere sevgiyle...

İslam'a ve Müslümanlara saygıyla...

* * *

"Kalbinin bir kısmını Türkiye'de bırakarak" döndü.

Sanki Türkiye'nin AB üyeliğine karşı olan Kardinal Ratzinger gitmiş, yerine başka biri gelmişti...

Sanki Regensburg konuşmasında İslam'a, tân eyleyen

Papa 16. Benedict değildi...

* * *

Papa'ya davet aslında Patrik Bartholomeos tarafından yapılmıştı. Oysa Patrik'in yasal statüsü böyle bir daveti yapmaya uygun değildi.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, bu emri vakiyi, kılıfına uydurmak için Cumhurbaşkanlığını devreye soktu, Papa Türkiye'ye Ahmet Necdet Sezer'in konuğu olarak geldi.

* * *

Papa Türkiye'ye gelmeden hemen önce, bir kardinali tarafından, bu ziyaretin aslında Ortodoks ve Katolik kiliseleri arasında bir yakınlaşmayı gerçekleştirmek için düzenlendiği açıklandı.

* * *

Soğuk Savaş sırasında Sovyetler Birliği'ne karşı oluşturulan "dinci ittifak", bir yandan İslamcı "Yeşil Kuşak" öte yandan Washington- Vatikan-İstanbul arasında Papa-Patrik eksenindeki Hıristiyan dayanışması ile desteklenmişti.

Stalin'in Moskova Patrikliğini nüfuzu altında tutmasına karşılık, Patrik Athenagoras 1949 yılında palas pandıras Amerika'dan yollanmış, Türk vatandaşı yapılarak Patrik olarak göreve başlamıştı.

* * *

Sovyetler çöktü, Soğuk Savaş bitti; Küreselleşme bağlamında Yeni Dünya Düzeni başladı.

A.B.D.'nin dünya hegemonyasını pekiştirerek sürdürmek için, Huntington'un Uygarlıklar Çatışması diye isimlendirdiği Dinler Savaşı devreye sokuldu; "eski yapı" yine kullanılacaktı:

Yeşil Kuşak'ın temsil ettiği İslam Dünyası ile, Washington-Vatikan-İstanbul eksenindeki Hıristiyan ittifakı, bu ittifaka Brüksel'in de katılmasıyla (karikatür krizini anımsayalım) iki rakip "uygarlık" olarak lanse edildi.

Bu iki farklı dünya arasındaki çelişkiler, "Dinler Savaşı"nı keskinleştirmek ve "teröre karşı savaş" sloganı altındaki Amerikan saldırganlığını meşrulaştırmak üzere kullanılmaya başlandı.

* * *

Türkiye'yi seven, İslam'ı sayan Papa, "kalbinin bir kısmını" Türkiye'de bırakarak ayrılırken, Türkiye Cumhuriyeti'nin laiklik ilkesini de yaraladı.

Meclis Başkanımız Bülent Arınç'ın dile getirdiği, AKP'nin sözde laiklik anlayışıyla aynı görüşü paylaştı:

İnançları kamu alanının dışında tutan laiklik anlayışını eleştirdi, dini inançlarla laiklik arasında uzlaşma istedi.

Bu, Washington-Vatikan-İstanbul-Brüksel eksenindeki Hıristiyan ittifakının, AKP Ankarası'nı da etkileme çabasıydı.

* * *

Türkiye'nin Küresel Aktör olması için çırpınanlar herhalde çok memnundur:

Küresel Terörü, Küreselleşme bağlamında besleyerek kendi hegemonyalarını yaygınlaştırmak ve güçlendirmek için kullananlar, bu Küresel Oyuna, Patrikhane İstanbulu'ndan sonra, AKP Ankarası'nı da ekliyor.

Şimdi sıra Türkiye'nin, Küresel Aktör olarak, kendisine Küresel senaryoda biçilen rolü oynamasına geldi.

Bu rol nedir?

Türkiye, din ekseninde bölünmeye çalışılan dünyanın neresinde yer alacaktır?

Hıristiyan ittifakının bir uzantısı mı olacaktır?

Teröre kaynaklık ettiği öne sürülen ve dinler savaşında karşı cephe olarak kullanılan Yeşil kuşak içinde bir İslam ülkesi mi olacaktır?

Sahnede, hegemonyanın elinde oyuncak olan bir Ilımlı İslam kuklası olarak mı görünecektir?

Benim önerim, bütün bu oyunları bozarak dinler savaşını reddetmesi, kendi yazdığı, ulusal çıkarları öne alan bir senaryoda, laik ve demokratik bir bölgesel güç olarak ağırlığını hissettirmesidir.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 17 Haziran 2019

Valid HTML 4.01 Transitional