Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

DEMOKRASİ UZLAŞMAZ!

Şimdi yukardaki "Demokrasi Uzlaşmaz!" başlığını gören bazı okurların irkildiğini, "Demokrasi bir uzlaşma rejimi değil midir, ne demek 'Demokrasi uzlaşmaz'" diye düşündüğünü sanıyorum.

Cumhuriyet Gazetesi'ne saldıranların, onun savunduğu demokratik ve laik, sosyal hukuk devleti ilkelerine karşı çıkanların ellerini ovuşturduğunu, "Tamam işte baklayı ağızlarından çıkardılar, bunlar demokrat değil, uzlaşmacığa karşılar" diye sevindiklerini görür gibi oluyorum.

Oysa ne irkilenler haklı ne de sevinenler.

Çünkü demokrasinin bizzat kendisi bir uzlaşma rejimidir; bundan ödün verdiğiniz yani sırf uzlaşmacı görüneyim diye totaliter anlayışlarla "uzlaşmaya" gittiğiniz zaman, uzlaşmacılıktan uzaklaşmış olursunuz:

Tarih boyunca insanlık bu hatayı çok ağır ödemiştir; Hitler'i veya sandık yoluyla kendini ömür boyu lider seçtirenleri anımsayalım.

* * *

Türkiye'de özellikle 1980 askeri darbesinden sonra müthiş bir kavram kargaşası yaratıldı.

12 Eylül 1980 darbecilerinin, her türlü baskıcı uygulamayı (ve hatta Atatürk'ün mirasını bile yozlaştırmalarını) "Atatürkçülük" adına yaptıklarını öne sürmeleri, geniş halk kitlelerinin zihinlerinde Atatürk ve Atatürkçülük hakkında kuşkular doğurdu.

Buna ilave olarak, demokrasinin baş düşmanı olan totaliter dinci ve totaliter milliyetçi-bölücü eylemlerin, bunların taraftarlarınca yine temel hak ve özgürlükler yani demokrasi adına savunulması, akılları büsbütün karıştırdı.

  1. Önce Atatürkçülüğün, Aydınlanma ve bilim yolu olduğu, bu yolun Türkiye'nin bugünkü demokratik ve laik, sosyal hukuk devleti kimliğine ışık tuttuğu unutuldu.
  2. Sonra daha da vahim olarak, demokratik hak ve özgürlüklerin, bu hak ve özgürlükleri ortadan kaldırmak için kullanılamayacağı ilkesi göz ardı edildi.

* * *

Türban (başörtüsü değil) takmanın kamusal alanda da egemen olmasının hak olarak savunulması, şeriatçı uygulamaların demokrasi adına desteklenmesi, etnik milliyetçi-bölücü eylemlerin temel hak ve özgürlükler kapsamında değerlendirilmesi hep bu iki temel yanlışın üzerine kurgulandı.

Şimdi üçüncü bir temel yanlış, bazı köşe yazarları tarafından, güya bir önerme biçiminde, topluma dayatılıyor:

"Demokratik ve laik Cumhuriyetçiler ile dinci Şeriatçılar uzlaşsınlar" deniliyor.

Kısaca "Cumhuriyetçiler ile Şeriatçılar uzlaşsınlar" biçiminde ifade edilen bu yanlış önerme, doğrudan doğruya demokrasinin altını oymaya yönelik.

Çünkü demokrasi zaten temel hak ve özgürlükler çerçevesinde bir uzlaşmayı temsil eder:

Herkes birbirinin temel hak ve özgürlüğüne saygı duyacak, kimse kimsenin temel hak ve özgürlüğüne saldırmayacak, uzlaşma bu temel üzerinde "demokratik kurallar" çerçevesinde sağlanacaktır.

Demokratik kuralların en başta geleni de inançların kamu alanı dışında tutulması, bu demokratik kuralların uygulayıcısı olan devletin, her türlü inanca eşit uzaklıkta davranmasıdır.

Uzlaşma ancak bu temel üzerinde sağlanır ki, bunun adı da laikliktir.

İşte şimdi topluma dayatılmak istenen yanlış önerme, bu uzlaşmadan, yine güya uzlaşma adı altında ödün verilmesidir.

Unutulmaktadır ki, "uzlaşma ilkesinden", "uzlaşma yoluyla" ödün verildiğinde "uzlaşma ilkesi" diye bir şey kalmayacak, dengeler totaliter inanç yanlılarının lehine bozulacak, demokrasi, diktatörlüklerin en acımasızı olan çoğunluğun diktatörlüğüne dönüşecektir.

İşte bu nedenle Demokrasi, temel hak ve özgürlükler sisteminden ve bu sisteme dayalı olan uzlaşma ilkesinden ödün veremez, hiçbir totaliter anlayış ile uzlaşamaz!


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 17 Haziran 2019

Valid HTML 4.01 Transitional