Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

SERMAYENİN ULUSALI OLUR MU?

Marx'tan beri, sermayenin, uluslararası niteliğini biliyoruz.

Lenin'den beri, emperyalizmin, Gorbaçov'dan beri de uluslararası sermayenin gücünü biliyoruz.

Birinci Dünya Savaşı'nın arkasında yatan "sömürgecilik rekabetini" ve İkinci Dünya Savaşı'nın ardında yatan "hammade" ve "pazar" kavgalarını da unutmadık.

* * *

Birinci ve İkinci Dünya Savaşları, sermayenin "ulusal kimlikleri ve çıkarları aşan uluslararası niteliğinin" içi boş bir efsane olduğunu, her "ulus devletin" aslında kendi ulusal çıkarlarının ve ulusal sermayesinin arkasında durduğunu gösterdi.

* * *

Derken Soğuk Savaş başladı.

ABD-Sovyetler Birliği kutuplu bu savaşta, sermaye, gerçekten uluslararasılaştı.

Ama bu uluslararasılaşma, yine de bütünüyle "evrensel" değildi.

Sermaye de "kamplara" bölünmüştü.

Bir yanda Batı Sermayesi, bir yanda Sovyet Kampı.

Batı Sermayesinin merkezi, Washington, Sovyet Kampı'nın merkezi Moskova idi.

Batı Kampı'ndaki çevre ülkelerinin, yani ulus devletlerin "ulusal sermayeleri", gelişmişlik düzeylerine göre bu kampın sermaye yapısı ile bütünleşmişti:

Gelişmişler daha çok, az gelişmişler daha az, hiç gelişmemişler hiç.

Sermaye geliştikçe, merkezle bütünleşme düzeyi yükseliyor, uluslararasılaşma niteliği belirginleşiyordu.

* * *

Türkiye bu oluşum içinde uzun süre "gelişmemiş" ve "azgelişmiş" ülkeler arasında yer aldı:

Ulusal sermayesinin uluslararasılaşma oranı düşük kaldı.

Türkiye'deki sermayenin güçlenme süreciyle, Sovyetler Birliği'nin çöküş süreci hemen hemen aynı zamanlara rastladı:

Küreselleşme ile birlikte sermaye dünyada artık "Kampları" da aşarak gerçekten evrensel bir nitelik çerçevesinde uluslararasılaşmış; bu arada Türkiye'deki gelişmelerin sonunda ulusal sermayenin büyüyen kesimleri de bu uluslararası sermaye ile bütünleşmişti.

* * *

Günümüzde dayatılan model oldukça net gibi görünüyor:

Ya büyüyeceksin, uluslararasılaşacaksın ya da yok olacaksın.

Ama bir de bakıyorsunuz, ABD, Dubai sermayesine "Dur" diyor.

Fransa ve yine ABD, Çin sermayesine geçiş izni vermiyor.

Fukuyama, "Ulus Devlet" kavramını yeniden gündeme getiriyor.

* * *

Peki biz Türkiye'de sermayeyi nasıl değerlendireceğiz?

Bence yanıt açık; değerlendirme ölçütleri de şöyle:

  1. Ülkeye kaynak getiriyor mu.
  2. Gerçek yatırım yapıyor mu.
  3. İstihdam yaratıyor mu.
  4. Katma değer yaratıyor mu.
  5. Yeni bilgi ve teknoloji üretiyor, getiriyor mu.
  6. Vergisini dürüst ödüyor mu.
  7. Kârını yeniden yatırıma dönüştürüyor mu.
  8. Yönetim merkezi Türkiye'de mi.
  9. Yönetimi T.C. vatandaşlarında mı.

Gerisi sizin izanınıza kalıyor tabii!


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 17 Haziran 2019

Valid HTML 4.01 Transitional