Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar
   Emre Kongar Kitapların Listesi
   Green Bullet Remzi Kitabevi

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

  Green BulletAydınlanma
  Green BulletBavul Dergi
  Green BulletMedya Notu
  Green BulletRemzi Kitap Gazetesi

Kitap Söyleşileri

  Green BulletNUTUK
  Green Bullet21. Yüzyılda Türkiye
  Green BulletABD'nin Siyasal İslam'la Dansı
  Green BulletBabam, Oğlum, Torunum
  Green BulletBen Müsteşarken
  Green BulletDemokrasimizle Yüzleşmek
  Green BulletHerkesten Bir Şey Öğrendim
  Green Bulletİçimizdeki Zalim
  Green BulletKızlarıma Mektuplar
  Green BulletTürk Toplumbilimcileri
  Green BulletYazarlar, Eleştiriler, Anılar
  Green BulletYozlaşan Medya ve Yozlaşan Türkçe

Yazılar

  Green BulletUyanan Ejderha: Çin
  Green BulletTrajikomik
  Green BulletKişisel - Genel

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

HUNTINGTON, İSLAM VE TÜRKİYE

4 Kasım 2005 tarihli gazetelerde ANKA ajansı kaynaklı bir haber vardı.

Habere göre, ünlü Uygarlıklar Çatışması adlı kitabın yazarı Samuel P. Huntington, Almanya'da yayınlanan Frankfurter Allgemeine Zeitung gazetesinin sorularını şöyle yanıtlamıştı:

Soru: Müslüman Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üyeliği, Hıristiyan mirası nedeniyle Avrupa kimliğinin bozulması anlamına gelir mi, burada laik bir ülke söz konusu olsa bile?

Huntington: Her halükârda Avrupa kimliğini değiştirir. Eğer Avrupalılar kimliklerini kültürel ve tarihi bakımdan değil de, daha geniş anlamda, örneğin toplumsal ve siyasi bakımdan tanımlamak istiyorlarsa, o zaman mesele olmaz. Fakat Avrupa o zaman, tarihi bakımdan sahip olduğu anlamını kaybedecektir.

Soru: Türkiye'nin AB üyeliği meselesinde stratejik mülâhazalar var. ABD Yönetimi bile güvenlik politikasına dayalı nedenlerle üyeliği destekliyor. Avrupalı bir Türkiye, İslam'a uzanan mükemmel bir köprü olmaz mıydı?

Huntington: Buna bir saniye bile inanmam. Türkiye Müslüman dünyasında çok yalnızdır. Uzun süreden beri Arap ülkeleriyle çok çelişkili bir ilişkisi vardır. Türkiye'nin üyeliğinin nasıl olup da Türkiye'nin kendisi dışında başka yerlere uzanan bir köprü olacağını anlamıyorum.

Huntington Türkiye'yi sevmiyor.

Çünkü Türkiye, Mustafa Kemal Atatürk'ün önderliğinde, Batı'nın laiklik, demokrasi, bağımsızlık, insan hakları gibi değerlerini Batı Emperyalizmi'ne karşı başarıyla kullanabilmiş ve Osmanlı İmparatorluğu'nun Birinci Dünya Savaşı'nı yitirmesine karşın, Batı'nın sömürgesi olmaktan kurtulmuş bir ülke.

Üstelik bununla da yetinmemiş, yine Mustafa Kemal Atatürk'ün önderliğinde, Müslüman bir tarım toplumundan "demokratik, laik bir sosyal hukuk devleti" oluşturabilmiş.

Bu ikinci suçu, Huntington'a göre birincisinden bile vahim; çünkü hazret, Batı dünyası dışındaki hiçbir toplumun, özellikle de Müslüman toplumların "Batı uygarlığına" benzeyemeyeceğini, ona "ulaşamayacağını" iddia ediyor.

Yani sözcüğün tam anlamıyla, hem ırkçı hem dinci çizgide bir "Faşist".

Batı emperyalizminin, sömürdüğü ülkelerde kaçınılmaz olarak yarattığı kültür ve ideoloji etkisiyle, başka halkların da bağımsızlık, demokrasi, laiklik, insan hakları gibi kavramları kullanarak kendilerine karşı baş kaldırmasını engellemek için, "Siz Araplar, Müslümanlar, insan hakları, kadın hakları gibi emperyalist değerlere aldanmayın, kendi geleneksel değerlerinize bağlı kalın" diyor.

Bizim İslamcılar ve onları destekleyen bazı liberaller de bu sözlere "mal bulmuş mağribi" gibi atlayıp, "Bakın adama, bizim kültürümüze saygı gösteriyor" diyorlar.

Oysa adamın yaptığı, Batı değerlerinin, Batı'ya karşı bağımsızlık ve anti-emperyalizm için kullanılmasını engellemek.

Ama bizim yeminli Atatürk karşıtları, özellikle de artık Amerika'nın dümen suyuna girmiş tatlı su İslamcıları ve Batı sömürgeciliğinin sözcülüğüne soyunmuş liberaller, Huntington'un bu sözlerine bir vecize gibi sarılıyor.

Hatta bazıları, Huntington'un Türkiye'ye Taşkent'i işaret ederek, Türk Dünyası'nın liderliğini önerdiğini söyleyebilecek kadar, okuduklarını ya anlamıyor, ya da saptırıyorlar.

Oysa adam, Türkiye'nin, Rusya'nın Lenin'i reddettiğinden daha radikal bir biçimde Mustafa Kemal Atatürk'ü reddetmesi gerektiğini belirterek, bize Müslüman Dünyası'nı işaret ediyor.

Bu son demeci, Türkiye için önerdiği "Müslüman Dünyası'nın liderliği" konumuna, kendisinin de inanmadığını belirtmesi bakımından ilginç.

Bu samimiyetsizliğini okurlarımla paylaşmak istedim.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 22 Nisan 2019

Valid HTML 4.01 Transitional