Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

GECEKONDU KÜLTÜRÜ VE AB

Tam üyeliğe gideceğini umduğumuz (hayal ettiğimiz?) AB müzakereleri sürecinde, yerli ve yabancı pek çok politikacının ve yazarın AB ile Türkiye arasındaki "kültür farkına" işaret ettiğine tanık oluyoruz.

Yabancıların kimi aklını İslam'a takmış, kimi Atatürk'e.

Yabancılara "akıl hocalığı" yapan Türkler de aynı çizgilerde kılıç sallıyor.

Zaten AB çevreleriyle, Türkiye'deki siyasal partilerin, sivil toplum örgütlerinin ve kimi yazarların çok yakın ilişki ve işbirliği içinde olduklarını biliyoruz.

Bu ilişki ve işbirliği tabii ayıp ya da yanlış değil.

Tam tersine, AB ile bütünleşme sürecine girdiğimiz "müzakere dönemi" için gerekli.

Ama bu "düşünce alış verişinin", Türkiye'deki demokratik ve laik bir sosyal hukuk devleti rejimini yıpratmaması gerekli.

Bu "akıl hocalığı", zaman zaman yön değiştiriyor ve AB'deki dostlarımızın, yerli kardeşlerimize yol göstermesi biçimine bürünüyor; bu da doğal.

Sözün kısası, AB çevreleri ile yerli çevreler arasında yoğun bir "etkileşim" var; bu etkileşim bazen "anti-İslam" bazen de "anti-Atatürkçü" çizgilerde ortaya çıkıyor.

Bence, hem AB'deki hem de Türkiye'deki bazı çevrelerin bu eksenlerdeki "kültür farkına" işaret etmeleri, toplumbilimsel olmaktan çok, siyasal nitelikli ve yanlış.

* * *

AB ile Türkiye arasındaki asıl "kültür farkı", Avrupa'nın artık "bilgi toplumu" aşamasına geçmekte olan endüstrileşmiş, kentli kültürü ile Türkiye'ye şu sıralarda tümüyle egemen olmuş görünen "gecekondu kültürü" arasındadır.

Endüstrileşmiş kentli kültür, dinsel dogmalardan bağımsızlaşmıştır, bilime ve bilimsel yaklaşıma inanır, bireye, bireysel farklılıklara ve insan haklarına değer verir, bu kültürde "vakit nakittir" özdeyişinde olduğu gibi zaman kavramı gelişmiştir, ortak yaşam ve ortaklaşa iş yapma bilinci yüksektir, insanlar hukuğu ve toplu yaşamın kurallarını önemser.

Buna karşılık, sadece kentlere değil, artık tüm Türkiye'ye egemen olmuş bulunan ve siyaseti yani iktidarı da belirleyen "gecekondu kültürü", feodal değerlerden kurtulamamış, bireyselliği kabullenememiş, zaman kavramı gelişmemiş, ortak yaşam bilinci olmayan, kurallara uymayan, ama bütün bunlara karşın, "kentte yaşayan", yani "kentleşmiş" ama "kentlileşememiş" ve beklentileri, küresel tüketim normlarına göre çok yüksek düzeylerde ortaya çıkan bir kültürdür.

Yeterli bilgi ve beceri donanımı bulunmayan ama beklentileri çok yüksek olan insanların oluşturduğu "gecekondu kültürü", "en yüce değer paradır" anlayışının, politikacıların nüfuz suiistimallerinin, yolsuzlukların, vurgunculuğun, hortumculuğun, köşe dönücülüğün, üç kağıtçılığın, gaspçılığın, kapkaççılığın egemen olduğu bir yapıyı sergilemektedir.

* * *

"Gecekondu kültürünü" besleyen üç kaynak vardır:

  1. Köylü bağnazlığı.
     
  2. Din yobazlığı.
     
  3. Yağmacı aymazlığı.
"Gecekondu kültüründe" feodal düzenin kalıntıları, tarikat ilişkileri çerçevesinde biçimlenmekte, yağmacılık hedefinde siyasal olarak örgütlenmektedir.

Bunun sonucunda da yerel yönetimler de merkezi siyasal erk de, ister laik olsun, ister dinci, yağmacı hedefinden şaşmamakta, iktidarların değişmesi, sadece yağmadan pay alan grupların ya da kesimlerin yer değiştirmesi ile sonuçlanmaktadır.

Çünkü siyaset "yağmacılık" ekseninde işlemektedir.

AB ile aramızdaki asıl kültür çelişkisi, endüstrileşmiş ve kentlileşmiş bir kültür aşamasını henüz yakalayamamış bir toplumla, bu aşamayı tamamlayarak bilgi toplumu aşamasına geçmekte olan bir toplumlar birliği arasındaki farktan kaynaklanmaktadır.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 12 Ağustos 2019

Valid HTML 4.01 Transitional