Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

IRKÇILIK, MİLLİYETÇİLİK, DİNCİLİK VE MEZHEPÇİLİK ÇİFTE STANDARTLIDIR

Çağdaş ve uygar Türkiye'nin önünde çok tehlikeli iki tuzak var:

Biri "masum bir milliyetçilik" temeline oturtulan "ırkçı (etnik) bölücülük", öteki yine "masum bir ılımlı İslam" modelinden kaynaklanan "şeriatçılık".

* * *

Aslında Türkiye ile birlikte tüm dünyayı etkileyen "Küreselleşme" de ilk aşamasında bu eğilimleri destekleyen bir süreçti.

"İlk aşamasında" diyorum, çünkü, hemen Sovyetler'in dağılmasından sonra 2000'li yılların başına kadar yaşanan "ilk aşamada" küreselleşme, dünyadaki mevcut siyasal yapının ırk, milliyet, din ve mezhep çerçevesinde "yeniden düzenlenmesine" destek verdi.

Böylece Soğuk Savaş döneminde ortaya çıkan devletlerin ve bu devletler bağlamındaki siyasal yapının, küçük birimlere bölünerek, çok daha kolay yönetilebilir bir "parçalanmış dünya" yaratılması amaçlanıyordu.

Derken 2001 yılındaki 11 Eylül saldırısıyla doruğuna ulaşan "Küresel Terör", "Küreselleşmenin" bu yaklaşımının tehlikesini gayet açık bir biçimde ortaya koydu:

Irk, milliyet, din ve mezhep çizgilerindeki aşrı bölünme ve parçalanma terörü de bu çizgilerde "Küreselleştiriyordu".

Bunun üzerine "Küreselleşme" süreci "ikinci aşamasına" geçti:

"Ulus devletlerin" egemen olduğu yapının yeniden güçlendirilmesi ve bu yapının insanlığı tehdit eden, yoksulluk, kaçakçılık (insan ve uyuşturucu) ve terör gibi sorunlarla başa çıkmakta "eşgüdümlü" bir biçimde kullanılması bu aşamanın belirgin özelliğidir.

Nitekim hem Genişleyen Avrupa Birliği, hem de Amerika Birleşik Devletlerinin "Büyük Orta Doğu ve Kuzey Afrika" projeleri bu anlamdaki "ikinci aşamanın" göstergeleri olarak ele alınabilir.

Dolayısıyla, mevcut siyasal yapıların, daha açık bir deyişle "Ulus Devletlerin" ırk, milliyet, din ve mezhep çizgilerinde bölünmesi, artık "Küresel eğilimlerin" kaçınılmaz sonuçları olmaktan çıktı.

Bunların yerine, Ulus Devlet yapılarının "Demokrasi" bağlamında güçlendirilmeleri, "Küreselleşmenin İkinci Aşaması"nın hedefi olarak görünüyor.

* * *

Tam bu noktada, ırk, milliyet, din ve mezhep kimliklerinin çifte standart kullanmaları, demokrasi modelinin güçlendirilmesinde önemli bir engel olarak ortaya çıkıyor:

Her kültürel kimlik aidiyeti, siyasallaştığı zaman, ister ırkçı, ister milliyetçi, ister dinci, isterse mezhepçi olsun, kaçınılmaz olarak insanları "biz" ve "ötekiler" olarak ikiye ayırır:

"Bizim" için doğru, haklı ve gerekli olan "ötekiler" için yanlış, haksız ve gereksizdir.

Böylece, "laik ve demokratik sosyal hukuk devleti" yapısı içinde kabul edilemeyen bir "çifte standart" durumu ortaya çıkar; devlet "bizlere" ve "ötekilere" farklı davranmaya zorlanır.

Bu yanlışı önlemenin tek ve biricik yolu ise "laik ve demokratik sosyal hukuk devleti" yapısını güçlendirmektir.

Günümüzde, sadece Türkiye Cumhuriyeti'nin çözüm arayışları değil, "Küreselleşmenin İkinci Aşaması" da böyle bir yaklaşıma destek veriyor.

Türkiye'yi ırkçı ya da milliyetçi terör çizgisinde bölmek isteyenler ve ülkedeki rejimi İslamcı, Sünni-Hanefi çizgide dinci bir yapıya dönüştürmek niyetinde olanlar bu gerçeği iyi algılamalıdırlar.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 2 Aralık 2019

Valid HTML 4.01 Transitional