Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

TÜRBAN: BİR ÇÖZÜMLEME VE BİR ÇÖZÜM ÖNERİSİ

Türkçe'de yanlış olarak birbirini yerine kullanılan sözcüklerdir "çözümleme" ve "çözme".

Çözümleme, analiz etme, tahlil etme demektir.

Çözüm ise halletme anlamına gelir.

Genellikle yapılan yanlış "çözmek" yerine "çözümlemek" sözcüğünün kullanılmasıdır.

Aslında çözümlemek ve çözmek eylemlerinin arasında mantıksal bir bağ vardır:

Bir sorunu çözmek için, önce onu çözümlemek gerekir.

Bir matematik problemiyle karşı karşıya isek, onun ne tür bir yöntem izlenerek "çözülebileceğini" düşünmek, bir toplumsal ya da ekonomik sorunla uğraşıyorsak, onun nereden kaynaklandığını, tarihçesini, toplumsal ve siyasal nedenlerini ve sonuçlarını anlamak yani "çözümleme" yapmak zorundayız.

* * *

Son günlerde yeniden siyasal gündemimize yerleşen türban sorunu Türkiye'nin Osmanlı'dan devraldığı, toplumun, Cumhuriyet çizgisindeki gelişmesi ve değişmesi sonucunda "kendiliğinden" ortaya çıkmış bir sorun değildir.

Türban sorunu, Türkiye'deki rejimin niteliğini, laik ve demokratik sosyal hukuk devletinden, bir İslam devletine dönüştürmek isteyen iç dinamik ögelerinin, dış dinamik ögeleri ile de desteklenen, güdümlü çalışmaları sonunda ortaya çıkmıştır.

Dinci siyasal akımların, etkinliklerini siyasal parti düzeyine taşımaları sonunda, önce merkez sağ partilerin şemsiyesi altında gelişmiş, (Menderes ve Demirel dönemlerindeki Demokrat Parti ve Adalet Partisi iktidarları) sonra da dinci partilerin merkez sağdan farklılaşması sonunda, (Erbakan ve Erdoğan dönemlerindeki) radikal sağ partilerin simgesi haline gelmiştir.

İç dinamik ögelerinin, merkez sağ partilerin iktidarı sırasında kaydettikleri "türban kazanımları", Soğuk Savaş dönemindeki anti-komünizm stratejisi bağlamında Amerika Birleşik Devletleri tarafından da desteklenmiştir.

Sonuç olarak, İmam Hatip Okulları çerçevesinde, devlet eliyle "türbanlı bir genç kız kuşağı" yaratılmıştır.

Bu oluşum, Soğuk Savaş'ın bitiminden, yani Sovyetler Birliği'nin çöküşünden sonra dünya çapında ortaya çıkan "radikal siyasal İslam" hareketiyle de bütünleşmiştir.

Böylece içte devlet eliyle yaratılan "türbanlı kuşak", dışta birbirine düşman kardeşler olarak görülen Amerika Birleşik Devletleri ile radikal siyasal İslam'ın desteğini aynı anda almıştır.

Ne var ki iç ve dış dinamik ögelerinin bu çok güçlü ittifakına karşı, Türkiye, hâlâ laik ve demokratik sosyal hukuk devleti olarak tanımlanan rejimini korumakta direnmektedir.

Bu direnişin bu güne kadar işlevsel olabilmesi, sadece demokratik rejimden yana olan iç dinamik ögelerinin göreli güçlerinden değil, savunulan laik ve demokratik rejimin insanlık tarihi açısından ulaşılan en ileri aşamayı temsil etmesinden, yani tarihsel ve evrimsel haklılığından da kaynaklanmaktadır.

Demokratik ve laik rejimin savunulması sırasında ortaya çıkan en güçlü öge, türban eyleminin, türban takmayanların yaşam biçimlerine karşı totaliter bir tehdit oluşturmasıdır:

"Türbana özgürlük" sloganının ardında, "totaliter şeriat özlemlerinin" yattığı herkesin bildiği bir gerçektir, çünkü türban "bir yaşam biçimi olarak" "inanç adına" savunulmaktadır.

Madem ki "türban takmak" bir "inanç sorunudur" o halde türban takmayanlar "inançsız" kabul edilmektedir.

Bu görüş ne yazık ki tak tanrılı dinlerin dünya yüzüne indiğinden beri onları tekellerine almak isteyen yöneticilerin başvurdukları "inanç ancak benim dediğim ve istediğim biçimde yaşanır" dayatmasının günümüzdeki bir yansıması olmaktadır.

O halde türban sorununun çözümünde atılacak ilk adım, onu "dayatmacı bir yaşam ve inanç simgesi" olmaktan çıkarmaktır.

Böyle yapıldığı takdirde, türban takmayanlar, türban takanları ve türban takmayı savunanları, kendi yaşam biçimlerine karşı bir tehdit olarak algılamaktan vaz geçecek ve sorunun çözümü çok kolaylaşacaktır.

Tabii bu öneri ancak, türban sorunundan prim yapan politikacılar da, primlerinden vaz geçip bu sorunu çözmek istedikleri takdirde anlam kazanabilir.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 19 Ağustos 2019

Valid HTML 4.01 Transitional