Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar
   Emre Kongar Kitapların Listesi
   Green Bullet Remzi Kitabevi

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

  Green BulletAydınlanma
  Green BulletBavul Dergi
  Green BulletMedya Notu
  Green BulletRemzi Kitap Gazetesi

Kitap Söyleşileri

  Green BulletNUTUK
  Green Bullet21. Yüzyılda Türkiye
  Green BulletABD'nin Siyasal İslam'la Dansı
  Green BulletBabam, Oğlum, Torunum
  Green BulletBen Müsteşarken
  Green BulletDemokrasimizle Yüzleşmek
  Green BulletHerkesten Bir Şey Öğrendim
  Green Bulletİçimizdeki Zalim
  Green BulletKızlarıma Mektuplar
  Green BulletTürk Toplumbilimcileri
  Green BulletYazarlar, Eleştiriler, Anılar
  Green BulletYozlaşan Medya ve Yozlaşan Türkçe

Yazılar

  Green BulletUyanan Ejderha: Çin
  Green BulletTrajikomik
  Green BulletKişisel - Genel

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

TÜRBAN KİMİN YA DA NEYİN SİMGESİ?

 

Türban, neyin ya da kimlerin simgesi?

AKP iktidarı her türlü yasal yolun kapalı olmasına karşın niçin üniversitelerde "türban özgürlüğü" istemekten vaz geçmiyor?

Bu isteği neden bazı çevrelerde büyük bir olumsuz hassasiyet yaratıyor?

Bu soruların yanıtları, türban sorunun ülkemizdeki tarihsel, toplumsal ve siyasal öyküsü bilinmeden verilemez.

Üniversitelerdeki türbanlı öğrenciler 1960'lı yılların sonunda sınıflarda görünmeye başladılar.

Aynı yıllar, İmam Hatip okullarının yaygınlaşma yıllarıydı.

Soğuk Savaş bağlamında, komünizmle savaşmak için dinciliği ve milliyetçiliği eğitim yoluyla da yaygınlaştırma siyaseti bu yıllarda özel bir hız kazanmıştı.

"Dinci" siyaset güden çevrelerin yoz bir demokrasi anlayışını yansıtan propagandaları, "Ne yapalım, Anadolu halkı İmam Hatip okulu istiyor" biçimindeydi.

Yine aynı çevreler, İmam olamamalarına karşın, kızların da İmam Hatip okullarına yollanmalarını, ve hatta kızlar için özel İmam Hatip okulları açılmasını "Ne yapalım, halkımız kız çocuklarını ancak İmam Hatip okulu olursa, okula yolluyor" biçiminde desteklediler.

Kızların başlarının kapatılması uygulaması, İmam Hatip okullarında, esas özelliği anti komünizm olan devlet desteğiyle başladı.

Önce sadece Kuran derslerinde başlayan bu uygulamanın adı o zamanlar "türban" değildi; bildiğimiz "başörtüsü" deniliyordu.

Daha sonra, devlet eliyle üretilen bu gençler, üniversiteye gelince, orada da başlarını kapatmak istediler ve kapattılar da.

Önceleri hiçbir sorun yaşanmadı.

Daha sonra "dinci" siyaset, istismar etmeye başlayınca, üniversitelerde "başörtüsü" yasaklandı.

Derken YÖK Başkanı İhsan Doğramacı "Çağgerisi başörtüsü yasaklanabilir ama çağdaş bir biçimde bağlanmış türbanla öğrenciler üniversitelere girebilirler" deyince konu hem "türban" adını aldı hem de yeniden alevlendi.

Sonunda yasak, ulusal ve uluslar arası yargı kararlarıyla onaylandı.

Bu arada dört gelişme yaşandı:

  1. Feodal/dinsel/erkek egemen yapıda ikinci sınıf vatandaş kabul edilen ve bu ikinci sınıflığın simgesi olarak büluğ çağına geldiğinde başı örtülen genç kızlarımıza uygulanan aile baskısı, siyasallaştı ve böylece zaten toplumsal tabanı olan bir uygulama siyasal destek buldu ve yeniden hayat kazandı.
     
  2. Bu uygulama uluslar arası radikal İslamcı hareket ile bütünleşti ve böylece sorun, evrenselleşti.
     
  3. Türkiye'deki bir takım "liberal" yazarlar, olayın kadın haklarına, demokrasiye ve laik düzene karşı oluşturduğu iç ve dış destekli tehdidi görmezden gelerek, "özgürlükler" adına "türbana" destek verdi.
     
  4. Türban olayını destekleyen dinci siyasal görüş Türkiye'de seçmenlerin dörtte birinin, oy kullananların üçte birinin (yani azınlığın) desteğiyle Meclis'te üçte iki sandalye (yani nitelikli çoğunluk) kazandı ve iktidar oldu; böylece "türban" konusu "iktidarın bir vaadi" niteliğiyle, rejime ve "türban" takmayan vatandaşların günlük yaşam biçimlerine karşı "yakın ve açık tehdit oluşturan" bir nitelik kazandı.
     

Sorun da tam buradan kaynaklanmaktadır:

Türkiye'nin henüz çağdaşlaşamamış yarı feodal, yarı dinsel, erkek egemen toplumsal yapısının gelenekleri, dış güçlerin desteği ve siyasal iktidarın bu olayı benimsemiş olması, "türban" uygulamasının, her an hayata geçirilme olasılığı olan bir tehdit niteliği kazanmasına yol açmıştır.

Peki buradaki tehdit nerededir?

Tehdit, insanların günlük yaşam biçimlerinedir:

Bir an için türbanın üniversitelerde serbest bırakıldığını tasavvur edelim; mademki türban dindarlığın, ahlakın, iffetin, namusun bir simgesidir, o halde türban takmayan kızlarımızın durumu ve özellikle türbandan yana olan erkeklerin onlara karşı davranışları nasıl olacaktır?

Düşünmek bile istemiyorum.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 22 Nisan 2019

Valid HTML 4.01 Transitional