Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

AVRUPA BİRLİĞİ DELİ Mİ Kİ TÜRKİYE'YE "HAYIR" DESİN

 

Soğukkanlı bir biçimde düşünelim:

Türkiye ile AB'nin ilişkilerinde, birleşme, stratejik açıdan kime ne getirecek, kimden ne götürecek?

Türkiye'nin stratejik sorunları belli:

  1. Etnik ayrılıkçı akımlar
     
  2. Etnik ayrılıkçı akımlar sorununa bağlı olarak Kuzey Irak'taki Kürt Devleti oluşumu.
     
  3. Kıbrıs Türklerinin, Kıbrıs Rumları ile eşit devlet kurucusu olarak kabul edilmemesi ve Kıbrıs Cumhuriyeti'nin Kıbrıslı Türkleri azınlık statüsüne indirmesi; buna bağlı olarak Kıbrıs'ın tanınması sorunu.
     
  4. Ege'de Yunanistan ile ilgili sorunlar.
     
  5. Ermenistan ile, diasporanın soykırım iddiası ve sınır sorunları; soykırım iddiasına bağlı olarak bir takım parlamentolarda kabul edilen siyasal kararlar.
     
  6. Laik ve demokratik rejime yönelik, radikal İslamcı şeriat ve terör tehditleri; yabancı ülkelerden ve komşulardan bu tehditlere verilen destekler.
     
  7. Türkiye'deki azınlıklar konusunda dışardan dayatılan sorunlar.

Bu sorunlara bakıldığında, hemen hemen hepsinin, AB üyesi ülkelerle ilgili olduğu, daha açık bir deyişle, Türkiye'nin karşısındaki muhatabın ya AB ya da AB üyesi ülkeler olduğu görülür.

Bu çerçevede, Türkiye'nin AB'ye katılımı, onun bu ulusal stratejik sorunları açısından manevra alanlarını daraltacak, buna karşılık, doğrudan AB veya AB üyesi ülkeler tarafından savunulan karşı tezler güç kazanacaktır.

AB ise Türkiye'nin katılımıyla şu kazançları elde edecektir:

  1. Bütün yukarıdaki konularda Türkiye'ye karşı güçlenecektir.
     
  2. Türkiye'nin konumu dolayısıyla, Balkanlar, Kafkaslar ve Ortadoğu bölgelerine doğrudan komşu olacak ve (şeytan üçgeni denilen) bu bölgelerdeki durumu güçlenecektir.
     
  3. Türkiye'nin ilişkilerinden dolayı, Avrasya bölgesindeki Türki devletlerle ilişkileri güçlenecektir.
     
  4. Türkiye'nin askeri gücü de AB'ye katılacağından, genel olarak AB ordusu açısından büyük bir destek alacaktır.
     
  5. Türkiye, bir İslam toplumunda laik ve demokratik devlet yapısını temsil ettiğinden, AB'nin hem Hıristiyan dünyasına hem de İslam dünyasına karşı "laiklik ve demokrasi" açısından eli güçlenecek, İslami teröre karşı tedbirlerini daha rahat alabilecek ve tüm dünyaya da bir "Hıristiyan kulübü" olmadığını kanıtlayacaktır.

Görüldüğü gibi Türkiye'nin, AB'ye katılımıyla, stratejik sorunları açısından kazanacağı bir şey yoktur. Tam tersine pek çok konuda güçsüzleşecektir.

Buna karşılık AB'nin, Türkiye'nin katılımıyla pek çok şey kazanacağı, çok güçleneceği açıktır.

Bütün bunlara ek olarak AB ile ABD arasında sorunlar yaşandığı zaman, Türkiye iki müttefik arasında zor durumda kalacak, buna karşılık AB, ABD'nin stratejik bir müttefiki üzerinde denetim kazanmış konumuyla daha da güçlenmiş olacaktır.

Peki alış-verişin stratejik açıdan bu denli dengesizliği açık seçik ortadayken, Türkiye neden AB üyesi olmak istiyor?

Çünkü Türkiye'nin ekonomik kalkınma ve demokratik gelişme konusunda kendine güveni sıfırlanmış, geleceğini Avrupa Birliği'nin kaynaklarına ve desteğine bağlamıştır.

Bu durumun Türkiye açısından sergilediği "acıklı manzara" bir yana, böyle bir alış-verişe AB'nin "Hayır" demesi için deli olması gerekmez mi?


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 16 Eylül 2019

Valid HTML 4.01 Transitional