Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

AMERİKA'DA NELER OLUYOR?

 

Amerika Birleşik Devletleri'nin önümüzdeki yıllarda Türkiye'nin yazgısında her zamankinden daha etkili olacağı anlaşılıyor.

Mevcut ilişkiler açısından, Türkiye'nin, gerek özel olarak Kerkük, gerek genel olarak Kuzey Irak, gerekse PKK konularında Irak'taki komşumuz Amerika'yla bazı sorunlar yaşadığı çoktan açığa vurulmuş bir gerçek.

Bunların üzerine bir de, Türkiye'nin hem stratejik hem de coğrafi olarak merkezinde yer aldığı "Kuzey Afrika ve Genişletilmiş Ortadoğu Projesi" ortaya çıkınca, artık önümüzdeki yıllarda, ABD ile olan ilişkilerimizin, AB ile olan ilişkilerimizi bile gölgede bırakacak derecede yoğunluk kazanması beklenebilir.

Bu durumda Amerika'daki seçimlerin ve bu seçimlerin sonunda oluşan resmin Türkiye'yi çok yakından ilgilendirdiği açık.

Amerikan seçimlerinin tartışılmaz sonucu, Amerikan kamuoyunun, yönetimin sağ nitelikli politikalarına gittikçe artan bir destek verdiği biçiminde.

2000 yılındaki seçimlerde ülke genelinde, rakibi Al. Gore'dan 500.000 kadar oy eksik alan Başkan Bush, bu seçimlerdeki rakibi Kerry'den 3.500.000 dolayında daha fazla oy alarak, kendisine verilen kamuoyu desteğini önemli ölçüde arttırdığını kanıtlamıştır.

Cumhuriyetçiler ayrıca Senato ve Temsilciler Meclisi seçimlerinde de ilerlemeler kaydetmişlerdir.

Amerikan seçimlerinde rol oynayan ögelerin çok güzel bir çözümlemesi, dünkü Cumhuriyet'te yayınlanan Zülal Kalkandelen'in yazısında yapıldı.

Muhafazakar kamuoyundan büyük bir destek alan Bush Yönetimi şimdi ne yapacak?

Bu sorunun yanıtı, yine Kalkandelen'in, Bush'un Başkan adaylığını ilan ettiği Cumhuriyetçi Parti Kurultayı'nı anlattığı, 30 Saniyede Bush adlı kitabın "Muhteşem Paradoks" adlı bölümünde bulunabilir: (İstanbul, Remzi Kitabevi, 2004, ss:157-159)

"(Bush) Konuşmasında hem Ortadoğu politikasını anlatıyor hem de ülke içinde vatandaşların yaşamlarının iyileştirilmesi için yapılacak iş, sağlık ve eğitim alanındaki düzenlemelerden söz ediyor ve mesajını tek bir cümleyle özetliyor: 'Hiçbir şey bizi dizginleyemeyecek.'

"'Amerika'yı korumak, neye mal olursa olsun bunu yapacağım!' diye haykırıyor.

"(Bush) Savaş kararı almasını zorunlu kılan soruyu açıklıyor:

"'11 Eylül'den alınan dersleri unutup çılgın bir adamın sözlerini mi dinlemeliyim yaksa harekete geçip ülkemi mi savunmalıyım?'"

Kalkandelen'in değerlendirmesi ise şöyle:

"Böyle bir seçimle yüz yüze kaldığında her zaman Amerika'yı koruyacağını bildirerek, 'yılmaz başkan' portresi çizmeye çalışıyor. Asıl söylediği, Amerika'nın en sert yöntemleri kullanarak dünya jandarmalığına devam edeceği.

"Bu görev için sunduğu plan şu: Afganistan'ın ve Irak'ın Amerika tarafından atanmış yeni liderlerine ordularını eğitmekte yardım edilecek, seçim yapılması sağlanacak, olabildiğince çabuk bir şekilde kalıcı ve yerleşmiş bir demokrasi kurulacak ve görevler başarıldıktan sonra Amerikan askerleri onurla ülkeye geri dönecekler. Bu plana itiraz eden yok kurultay salonunda. Kimse 'Demokrasi McDonald's gibi ihraç edilemez' demiyor."

Bush'un önümüzdeki dört yılda neler yapacağı konusunda bu satırlara eklenecek çok fazla bir şey olduğunu sanmıyorum.

Bence işin en ilginç yanı, İslam ülkelerine demokrasi ihraç etmek istediğini belirten Bush yönetiminin, demokratik Türkiye Cumhuriyeti'ne de "ılımlı İslam" modelini uygun görmesi.

Bush yönetimi, Türkiye Cumhuriyeti için uygun gördüğü "ılımlı İslam" modelinin, demokratik rejim açısından bir "geriye gidiş" anlamını taşıdığını fark etmezse, önümüzdeki dönemde işimiz çok zor olacak.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 16 Eylül 2019

Valid HTML 4.01 Transitional