Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

SOLDA KİŞİSEL VE YAPISAL SORUNLAR

 

Geçenlerde İlhan Selçuk soruyordu:

"Cumhuriyet'in sütunlarında buluşan CHP'liler ve DSP'liler niçin siyasal partiler olarak da bir araya gelemiyorlar?"

Acaba aralarında uzlaşmaz çelişkiler mi var?

Yoksa sorun kişisel hırslarını aşamayan liderlerin sorunu mu?

Bana kalırsa sadece CHP ile DSP arasında değil, solda örgütlenmiş görünen bütün partiler açısından bir "liderlik sorunu" ile karşı karşıyayız.

Toplumdaki eşitsizlikleri ve adaletsizlikleri ortadan kaldırmak, üretimi arttırmak ve mutluluğu yaygınlaştırmak için, insan sevgisi, hoşgörü ve ittifak arayışları üzerine inşa edilmesi gereken sol, ne yazık ki kısır görüşlü ve bencil liderler yüzünden, bölündükçe güçsüzleşiyor, güçsüzleştikçe umudunu yitiriyor, umudunu yitirdikçe despot liderlerin elinde ziyan olup gidiyor.

Üstelik bir de bu bölünme ve güçsüzleşme sürecini "bölündükçe arınıyoruz, arındıkça güçleniyoruz" diye gerçeğin tam tersi biçiminde topluma aktarmaya çalışanlar var.

* * *

Aslında partilerin "lidere endeksli" olması sadece Türkiye'ye özgü bir olay değil.

İster sol olsun, ister sağ, dünyadaki bütün partiler de liderleri ile kimlik buluyor, seçmenleri, liderlerinin kişilikleri ile bütünleşen imajları ile etkilemeye çalışıyor.

Ama bütün dünyada, başarısız liderler ya değişiyor ya da zorla değiştiriliyor, Türkiye'de ise lider, başarısızlığı oranında despotlaşıyor ve yerini sağlamlaştırıyor.

* * *

Sevgili okurlarım, Türkiye'deki solun sorunlarını sakın sadece lider düzeyine indirgeyip küçümsediğim sanılmasın.

Ama liderlik sorunu, solun öteki sorunlarının, örneğin geniş halk kitleleriyle diyalog kurma, parti içi ve ülke içi demokrasiyi geliştirme, uluslar arası örgütlerin ve güçlerin egemenliğinde gittikçe yitirilen ulusal egemenlik ve ulusal kimlik, üretim verimliliğinin arttırılması ve paylaşımın daha adil olması gibi sorunların tartışılmasını engelliyor.

Oysa baktığınız zaman, özellikle CHP ve DSP programları arasında hiçbir ciddi fark yok.

Tam tersine her ikisi de genel olarak 1977'de kabul edilen CHP'nin yeni programının çizgisinde büyük benzerlikler taşıyor.

Peki öyleyse bu bölünmüşlük, bu dağınıklık, bu pısırıklık neden?

Bugün Türkiye'nin koşulları, solun iktidara gelmesi için en uygun olanakları ortaya koymuyor mu?

* * *

Ne yazık ki liderlik yapıları bütünüyle birbirine benzeyen bu iki parti, son seçimlerde de, aynı yanlışı yapmış, sol oyları bütünleştirme çabası yerine, sağdan oy almaya çalışmışlardır.

Biri "inançlara saygılı laiklik" (her ne demekse; sanki laiklik inançlara saygısızlıkmış gibi) sloganı altında, öteki iki yanına bir IMF temsilcisiyle, bir din bilginini alarak propaganda yapmışlar ve sonunda seçmenden tokadı yemişlerdir.

Solun üç temel ilkesi, toplumda fırsat eşitliği, üretimde verimlilik artışı ve paylaşımda sosyal adalet bütünüyle bir yana bırakılmıştır.

Ulusal bağımsızlığımız çerçevesinde demokratik ve laik bir sosyal hukuk devletinin ilkelerinin savunulması hemen hemen hiç gündeme gelmemiştir.

* * *

Bencil ve kısır görüşlü liderler, sadece solu bölüp parçalamakla kalmıyor, aynı zamanda siyasetteki sol kimliği de utanç verici bir yozlaşmaya uğratıyorlar.

Despot ve bencil liderler ile sol kimliksizlik ve eylemsizlik arasındaki bu kısır döngü mutlaka aşılacaktır.

Ama bu arada Türkiye çok zaman yitiriyor ve her geçen saniye, toplum daha geriye gidiyor.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 16 Eylül 2019

Valid HTML 4.01 Transitional