Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

DEMOKRASİ TARTIŞMASI VE İKİ CEPHE

 

"Bu rejimin adı demokrasi değildir, olamaz!" başlıklı yazım için pek çok okur mektubu aldım.

İki tanesi hariç, mektup yollayan bütün okurlarım, görüşlerime katıldıklarını belirterek, özellikle "hukuk devleti" ve "seçim sistemi" kavramları üzerinde duruyor ve sistemin bir yağma düzenine dönüşmesinden duydukları rahatsızlıkları dile getiriyorlar.

Yalnız, bir hanım okurum, demokrasinin birden çok tanımı olduğunu belirterek, Türkiye'de uygulanan rejimin "Parlamenter demokrasi" niteliği taşıdığını ve yüzde on barajının bu sistemin doğal sonucu olduğunu söylüyor.

Bir sendikanın genel başkanı olan bir başka okurum da Türkiye'deki rejimin genel olarak "açık rejim" diye nitelenebileceğini, bunun en iyi kanıtının da benim bu eleştirileri yapabilmem olduğunu belirtiyor.

İşin ilginç yanı her iki okurumun da, mektuplarında, "türbana özgürlük" istemeleri konusunda buluşmuş olmaları.

Galiba Türkiye'deki "demokrasi tartışmalarının" sonunda dönüp dolaşıp "türban sorununa" kilitlenmesi, güncel sorunların dehşetinin ve şehvetinin, evrensel kavramları ve toplumun temelinde yatan bozuklukları perdelemesi sonucunu doğuruyor.

Şimdi bir an için (çok önemli olan ve ihmal edilmemesi gereken) "türban sorununu" bir kenara bırakarak, olaya evrensel ve toplumsal açıdan (Türkiye açısından) bakmaya çalışalım:

Evrensel açıdan bakıldığında, sorun demokrasinin, çoğunluğun diktatörlüğüne dönüşmesini engelleyecek hukuksal, siyasal ve ahlaki mekanizmaların kurumlaştırılmasıdır.

Anayasa mahkemeleri, siyasal dokunulmazlık zırhının sadece siyasal konularla sınırlı olması, şeffaf seçimler ve şeffaf yönetim, bu şeffaflığı sağlayacak hukuk devleti kavramları hep bu mekanizmaların yansımasıdır.

Konuya Türkiye açısından baktığımızda ise, feodal kalıntılardan arınmamış bir toplumda temel hak ve özgürlüklerin güvencede olduğu bir demokrasinin işletilme sorunlarıyla karşı karşıya olduğumuz görülüyor.

Henüz temel hak ve özgürlüklerin çoğunluğa karşı güvenceye kavuşturulamadığı bir rejimde, yani İslam totalitarizmi özlemlerinin açıkça dışarı vurulduğu Türkiye'de, bir de küreselleşmenin çok uluslu şirketler aracılığı ile yaptığı saldırı ve farklı kültürlerin siyasal özerklik beklentilerinin desteklenmesi, ülkemizdeki demokrasi sorununu son derece karmaşık bir yapıya büründürmektedir.

Bu karmaşıklığı çözmek için belki "türban sorununun" gölgelediği genel cepheleşmeyi bir kez daha gündeme getirmek gerekir:

Bir yanda feodal toplumdan endüstriyle topluma geçişi sağlamak için reformlar yapmaya çalışan "Devletçi-Seçkinciler", öte yanda, bu değişmeye karşı direnen ve dış güçler tarafından da desteklenen "Gelenekçi-Liberaller".

"Gelenekçi-Liberaller", eski solcuların desteklediği İslamcı cephe olarak "Küreselleşmeci-Amerikancı-İslamcı" çizgiye yerleştiler.

"Devletçi-Seçkinciler" ise, demokrasinin "olmazsa olmaz" koşulu olan "laiklik" ve "devletin üniter yapısı ve bütünlüğü" çerçevesinde "Ulusalcı-Laik" çizgide saf tuttular.

"Küreselleşmeci-Amerikancı-İslamcı" çizgiye yerleşen "Gelenekçi-Liberalleri" bekleyen tehlike Türkiye Cumhuriyeti'nin siyasal ve kültürel bütünlüğünün yok olmasıdır.

"Ulusalcı-Laik" çizgiye yerleşen "Devletçi-Seçkincileri" bekleyen tuzak ise, ulusal bağımsızlığı korumak adına dünyadaki oluşumlara kapalı olarak oluşturulacak bir otarşik yapı ile devleti ve rejimi korumak için, temel hak ve özgürlüklerin sınırlanması tehlikesi olarak görülüyor.

Endüstrileşemeyen Osmanlı'nın demokratikleştirilmesi görevini yüklenen "Devletçi-Seçkinci" cephe ile, ona karşı olan tepkilerden oluşan "Gelenekçi-Liberal" cephenin günümüzdeki yansımaları olan "Ulusalcı-Laik" cephe ile "Küreselleşmeci-Amerikancı-İslamcı" cephenin hiç mi uzlaşma noktası yoktur?

Bu cepheler arasındaki savaşımın bir dışa vurumu olan "Türban sorununun" çözümü böyle bir uzlaşma noktasının bulunmasında yatmaktadır.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 16 Eylül 2019

Valid HTML 4.01 Transitional