Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar
   Emre Kongar Kitapların Listesi
   Green Bullet Remzi Kitabevi

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

  Green BulletAydınlanma
  Green BulletBavul Dergi
  Green BulletMedya Notu
  Green BulletRemzi Kitap Gazetesi

Kitap Söyleşileri

  Green BulletNUTUK
  Green Bullet21. Yüzyılda Türkiye
  Green BulletABD'nin Siyasal İslam'la Dansı
  Green BulletBabam, Oğlum, Torunum
  Green BulletBen Müsteşarken
  Green BulletDemokrasimizle Yüzleşmek
  Green BulletHerkesten Bir Şey Öğrendim
  Green Bulletİçimizdeki Zalim
  Green BulletKızlarıma Mektuplar
  Green BulletTürk Toplumbilimcileri
  Green BulletYazarlar, Eleştiriler, Anılar
  Green BulletYozlaşan Medya ve Yozlaşan Türkçe

Yazılar

  Green BulletUyanan Ejderha: Çin
  Green BulletTrajikomik
  Green BulletKişisel - Genel

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

ABD, ILIMLI İSLAM VE TÜRKİYE

 

Sevgili okurlarım anımsayacaklar, gecen hafta Clinton'un My Life (Yaşamım) adlı kitabından Türkiye ile ilgili önemli bölümleri çevirerek aktarmıştım.

Bu bölümlerden çıkan sonuçları şöyle özetleyebilirim:

  1. ABD, Balkanlar'da oluşturduğu barışın ekonomik meyvelerini toplamak istemektedir.
     
  2. Türkiye'yi, Yirmibirinci Yüzyıl'ı etkileyecek önemli ülkeler arasında ve gelişmekte olan on ekonomi içinde görmekte, ekonomik çıkarları açısından Türkiye pazarını önemsemektedir.
     
  3. Türkiye'nin laik, Müslüman ve demokratik kimliğini önemsemekte, yani laikliği vurgulamakta, Orta Doğu, İslam radikalizmine teslim olduğu takdirde, istikrarlı ve demokratik bir Türkiye'nin Avrupa için bir "savunma mevzii" olacağını düşünmektedir.

Görüldüğü gibi, Clinton döneminde ABD, Türkiye'yi laik ve demokratik bir Müslüman ülke olarak görmekte ve bu kimliği ile Orta Doğu'daki radikal siyasal İslam ile Avrupa arasında bir "tampon" oluşturduğunu düşünmektedir.

Değişen Amerikan Politikası

Bush yönetimi iktidara gelince, preemptive preeminence (öncelikli üstünlük) adını verdiği, Türkçe'de "önleyici müdahale" anlamını taşıyan bir yaklaşımla yeni bir dış politika oluşturdu.

Buna göre Amerika, "küresel tehdit" algıladığı yerlere, bu tehdit oluşmadan önce de müdahale edecekti.

Yeni muhafazakarların (neo-conservative) oluşturduğu bu politika, küresel teröre karşı, ABD'nin dünya hegemonyasını öngören bir yeni stratejiyi ifade ediyordu.

Bu dış politika değişikliği Türkiye'ye biçilen rolü de etkiledi:

Türkiye artık Batı ile klasik Orta Doğu bölgesi arasında bir "savunma mevzii" "bir tampon" değil, "Genişletilmiş Orta Doğu" için, yani Kuzey Afrika'dan Çin sınırına kadar kapsanan bir geniş bölgede, ABD'nin bir "saldırı üssü" olacaktı.

Nitekim bu politika değişikliğinin somut sonuçları Irak savaşı sırasında Türkiye'de bütün ağırlığıyla yaşandı.

Daha da yaşanacak.

Ilımlı İslam: Amerikancı İslam

Türkiye'nin rolü, bir savunma ülkesi konumundan bir saldırı üssüne doğru değiştirilince, radikal siyasal İslam'ı tecrit etme açısından, devletin nitelikleri de yeniden gündeme geldi.

Tam bu noktada, ABD'nin radikal siyasal İslam'a karşı bir silah olarak kullanacağı Türkiye, karşı taraftan daha az tepki çekecek bir kimliğe kavuşturulmak istendi ve içerdeki siyasal oluşumların da desteğiyle, ortaya Ilımlı İslam modeli çıktı.

ABD'yi "şeytan" olarak niteleyen, Orta Doğu kaynaklı ve İran destekli klasik radikal siyasal İslam'a karşı, ABD ile birlikte hareket edecek bir İslam, "Ilımlı İslam" olarak ortaya atıldı.

ABD'nin bu strateji değişikliğinden kaynaklanan ve Türkiye'ye empoze edilmek istenen "Ilımlı İslam modeli", hiç kuşkusuz, laik bir düzenden geriye gidişi gerektiriyordu.

Bu eğilim, Türkiye içindeki İslamcı (şeriatçı) eğilimlerle de buluştu ve ABD ile Türkiye içindeki bazı siyasal grupların ittifakı, Ilımlı İslam olarak ortaya çıktı.

Oysa bu ittifakın iki büyük engeli vardı.

Birinci engel, "Ilımlı İslam" anlayışının, Türkiye Cumhuriyeti'nin temelini oluşturan (ve AB ile de uyum içinde olduğu son AİHM kararı ile saptanmış olan) laiklik ilkesi ile çatışma halinde oluşuydu.

İkinci engel ise, ister laik olsun, isterse Ilımlı İslam, Türkiye ile ABD'nin, Genişletilmiş Orta Doğu Projesi bağlamında gerçekleştirecekleri saldırı ortaklığının İslam Alemi'nde yaratacağı tepkiler ve Türkiye'deki İslamcıların bu tepkiler karşısında savunmasız kalacakları gerçeğiydi.

Yani Ilımlı İslam modeli, ABD'nin sandığının tersine, İslam Alemi açısından da Türkiye'nin iç dinamikleri bakımından da, ABD'nin çıkarları ve stratejisi bağlamında olumlu bir sonuç vermeyecekti.

Nitekim vermiyor da!

Ama, ABD bunu ne zaman görecek, bilmiyorum doğrusu.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 19 Kasım 2018

Valid HTML 4.01 Transitional