Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

CLINTON'UN (ABD'NİN) GÖZÜNDEN TÜRKİYE

 

Clinton'un "Yaşamım" adlı kitabı, Amerika'dan üç-dört gün sonra, İngiltere'de ve Türkiye'de aynı anda satışa sunuldu.

Eskiden, yabancı bir ülkede basıldığını duyduğumuz bir yeni kitabı arkadaşlara ısmarlar, elimize geçmesi için günlerce, haftalarca, hatta kimi zaman da aylarca beklerdik.

Şimdi elimizi kolumuzu sallayarak kitabevine giriyor, üstelik hiçbir ek masraf yapmadan, yurt dışındaki fiyatı üzerinden kitabı satın alıp çıkıyoruz. (Geçen haftalarda üzerinde durduğum, Fukuyama'nın son kitabı da geldi ve satışa sunuldu.)

Clinton'un My Life adıyla yazdığı anıları, sonundaki dizinle birlikte 998 sayfalık bir dev yapıt.

Kitapta sadece Clinton'un yaşamı değil, Amerika Birleşik Devletlerinin Başkanlık sisteminin nasıl işlediği ve bu ülkenin gerek iç gerekse dış politikasının nasıl oluştuğu konusunda pek çok bilgi de var.

Nitekim kitabın yazılmasında bir çok uzmanın görev yaptığı Clinton'un teşekkürlerinden de anlaşılıyor.

Bu açıdan kitabı, sadece bir kişisel anı olarak değil, bugün dünyayı yönetmeye soyunmuş bir imparatorluğun işleyiş mekanizmasını da anlatan bir yapıt, bir resmi belge olarak kabul etmek gerekir.

Bu çerçevede tabii Clinton'un Türkiye hakkında yazdıkları da Amerika'nın resmi politikası olarak önem kazanıyor.

Türkiye konusuna geçmeden önce, Monica skandalı soruşturmasını yürüten Kenneth Starr ve takımı için Clinton'un söylediklerinin, "politikada yalan ve baskı dahil, amaca ulaşmak için her yöntem geçerlidir" anlayışının Amerika'da da, (üstelik hem iktidar hem de muhalefet açısından) egemen olduğunu ortaya koyduğunu belirtmeliyim.

Clinton'un ve ABD'nin Türkiye'ye bakışına gelince, bu konuda kitapta çok önemli bir bölüm var.

Bu bölüm aslında Türkiye'yle ilgisiz bir olayla bağlantılı:

3 Nisan 1996'da, Amerikan Ticaret Bakanı Ron Brown'un uçağı Hırvatistan'da Dubrovnik yakınlarında kötü hava koşullarından dolayı düşer ve "Balkanlardaki barışın ekonomik yararlarını arttırmak üzere" bir heyetle birlikte oraya uçan Brown hayatını kaybeder. (s.704).

Clinton, "Amerika Birleşik Devletlerinin gelmiş geçmiş en iyi Ticaret Bakanı" dendiğini söylediği Ron Brown'u bakın nasıl övüyor:

"Yirmibirinci yüzyılda büyüyeceklerinden emin olduğumuz, içlerinde Polonya, Türkiye, Brezilya, Arjantin, Güney Afrika ve Endonezya da bulunan, on 'yükselen pazara' yapılan Amerikan ihracatını arttırmak için çok çalışmıştı." (s.705).

İşte bu satırlar, hep övündüğümüz "stratejik konumumuz" dışında, "pazar" olarak da Amerika için taşıdığımız önemi vurguluyor.

Demirel için, "Türkiye'nin Doğu ile Batı arasında bir köprü olmasını isteyen 'geniş görüşlü' (large minded) biriydi" diyen Clinton Türkiye'nin AB üyeliğini de "kuvvetle desteklediğini" belirtiyor (s.876).

Kardak krizini Beyaz Saray'da, Rusya Başbakanı Çernomirdin ile toplantıdayken öğrendiğini anlatan Clinton, bu krizin, kayalardan oluşan adacığa çıkan Türk gazetecilerinin Yunan bayrağını yırtarak, yerine Türk bayrağını çekmeleriyle başladığını söylüyor.

Bu noktada Clinton'un espri ve eleştiri gücünü yansıtan bir cümle var: "Orta Doğu'da, Bosna'da, veya Kuzey Irlanda'da barışı sağlamakta başarılı olup olmadığımı bilmiyorum ama, en azından Egede birkaç koyunu ('keçiyi' olması gerek. Benim notum) kurtardığımı düşününce elimde olmadan kendi kendime güldüm." demiş. (s.697).

Türkiye'nin yirmi birinci yüzyılda dünyayı etkileyecek birkaç ülkeden biri olduğunu da belirten Clinton, "Eğer, Yunanistan'la Kıbrıs sorununu çözer, dikbaşlı (restive) ve kimi zaman da baskı altında tutulan Kürt azınlıkla uyuşur ve laik Müslüman demokrasi kimliğini korursa, Türkiye, Batı'nın Orta Doğu'ya açılan kapısı olabilir. Eğer Orta Doğu'daki barış, radikal İslamın yükselen dalgasına kurban edilirse, istikrarlı ve demokratik bir Türkiye, bu dalganın Avrupa'ya yayılmasına karşı bir mevzi (bulwark) oluşturabilir." diyor. (ss.876-877).


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 16 Eylül 2019

Valid HTML 4.01 Transitional