Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

YAKIN GELECEKTE PARTİLERDE NELER OLABİLİR

 

Sevgili okurlarım, son yerel seçimlerin sonuçlarını irdelemek için iki haftadır yazdığım yazıları, bugün ileriye dönük olasılıkları değerlendirerek sürdürüyorum.

İlk sorumuz AKP'ye ilişkin:

Seçimlerden birinci parti olarak, yüzde 40'ın üzerinde oy ile çıkan AKP, "dinci sağ parti" kimliğini, "orta sağ bir kitle partisi" kimliğine dönüştürebilecek mi?

Toplum ya da daha doğru bir deyişle, seçmenin büyük bir bölümü, seçimlerde kullandığı o ile, AKP'yi "orta sağ bir kitle partisi" olarak görmek istediğini belirtti.

Hiç kuşku yok ki, seçmenin bu beklentisi yerine geldiği ölçüde AKP, varlığını güçlü bir merkez partisi kimliğiyle sürdürebilecek, yoksa bir dinci parti kimliğiyle, bir süre sonra zayıflayarak, içinden çıkmış olduğu marjinal dinci partilerin konumuna düşecektir.

AKP seçmenin bu beklentisine karşılık verebilecek mi?

AKP liderliği, "demokrasiyi", onun ön koşulu olan "laiklik" ilkesinden kopuk ve hatta bağımsız olarak düşündükçe, kendi "İslami referanslarını" demokratik mekanizmaların içine eklemlemek istedikçe, partinin "orta sağda bir kitle partisi" kimliğine kavuşması olanaksızdır.

Tabii ikinci bir sorun, partinin oy çekirdeğini oluşturan "Milli Görüş" sahibi radikal İslamcıların, partiyi ne ölçüde etkiledikleri ve yönlendirdikleridir.

AKP bir yol ağzındadır: Ya merkez sağda bir kitle partisi kimliğine dönüşecek ve gücünü sürdürecek, veya dinci bir parti kimliğiyle giderek zayıflayacaktır.

İkinci sorumuz CHP'ye ilişkin:

Kendilerini Sosyal Demokrat çizgide gören seçmenler, yerel seçimlerin bir "laik-anti laik" kavgası biçimine dönüştürülmüş olmasına karşın, desteklerini CHP'den esirgemişlerdir.

Bunun en önemli nedeni, genel olarak toplumun, özel olarak da sosyal demokrat seçmenin CHP'nin liderine ve dolayısıyla da partinin politikalarına olan güvenini yitirmiş olmasıdır.

1970'lerin sonunda ATAŞı devletleştirme girişiminde bulunan, 1990'larda serbest piyasa ekonomisine bağlılığını ilan eden, 2000'lerde yeniden devletin ekonomideki rolünü savunan, Derviş'in ekonomiden sorumlu devlet bakanlığı sırasında onun politikalarını topa tutarak, aleyhinde demediğini bırakmayan ama genel seçimler öncesinde onu partisine ve propaganda gezilerinde yanına alarak kampanya simgesi haline getiren CHP lideri, sadece türban ve imam-hatip konularındaki zigzagları ile değil, aynı zamanda ekonomik ve toplumsal politikalar konusundaki kararsızlıkları, tutarsızlıkları ve ilkesizlikleri ile de toplumun güvenini tümüyle yitirmiştir.

CHP'nin sorunu, savunduğu (ya da savunamadığı) politikalar değil, liderlik sorunudur.

Lider o denli yıpranmış ve toplum ona karşı güvenini o denli yitirmiştir ki, artık söylediği hiçbir şey, ne denli doğru olursa olsun (ki son seçimlerde pek çok doğru şey de söylemiştir) seçmen açısından hiç bir anlam ifade etmemektedir.

CHP de bugün bir yol ağzında görünmektedir:

Ya liderini değiştirecek ve yeni bir liderle, yeniliğin getirdiği umut ve güvenle, yüzde 30'lar dolayında oy potansiyeli olan bir sosyal demokrat parti kimliğine geri dönecek, veya "liderin ve yakın çevresinin kulübü" anlayışı içinde giderek marjinalleşmeye devam edecektir.

Peki, şu anda Meclis'te temsilcileri bulunan bu iki "büyük" partideki olası gelişmeler nedir?

Acaba akıl ve izan egemen olacak, AKP, demokrasi ile bağdaşması olanaksız olan "İslam referanslarını" terk ederek orta sağ bir merkez partisinin politikalarını benimseyebilecek midir?

Acaba akıl ve izan egemen olacak, CHP artık seçmenin güvenini tümüyle yitirmiş olan liderini değiştirerek yoluna yeni bir lider ve yeni bir umutla, bir sosyal demokrat parti olarak devam edebilecek midir?

Sevgili okurlarım, kusura bakmayın ama, hiç sanmıyorum.

Her iki parti de burada özetlediğim "akılcı gelişme yollarını" değil, en azından "şimdilik" politikanın ve politikacıların "kendilerine özgü sanal dünyalarını" yansıtan "eski çizgilerini" izleyecekler gibi görünüyor.

İnşallah yanılırım.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 16 Eylül 2019

Valid HTML 4.01 Transitional