Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar
   Emre Kongar Kitapların Listesi
   Green Bullet Remzi Kitabevi

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

  Green BulletAydınlanma
  Green BulletBavul Dergi
  Green BulletMedya Notu
  Green BulletRemzi Kitap Gazetesi

Kitap Söyleşileri

  Green BulletNUTUK
  Green Bullet21. Yüzyılda Türkiye
  Green BulletABD'nin Siyasal İslam'la Dansı
  Green BulletBabam, Oğlum, Torunum
  Green BulletBen Müsteşarken
  Green BulletDemokrasimizle Yüzleşmek
  Green BulletHerkesten Bir Şey Öğrendim
  Green Bulletİçimizdeki Zalim
  Green BulletKızlarıma Mektuplar
  Green BulletTürk Toplumbilimcileri
  Green BulletYazarlar, Eleştiriler, Anılar
  Green BulletYozlaşan Medya ve Yozlaşan Türkçe

Yazılar

  Green BulletUyanan Ejderha: Çin
  Green BulletTrajikomik
  Green BulletKişisel - Genel

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

UNUTULAN TARİHSEL GERÇEKLER II: YÖK NELER YAPTI

 

1980 askeri darbesinden sonra, üniversiteleri hem cezalandırmak hem de dinci-milliyetçi çizgide yeniden yapılandırmak için kabul edilen YÖK Yasası, 1982 Anayasası'ndan neredeyse bir yıl önce, 6 Kasım 1981 tarihinde yürürlüğe girdi.

Daha sonra, Kurucu Meclis tarafından oluşturulan Anayasa taslağına, bu Anayasayı hazırlayan komisyonun başkanı Prof. Orhan Aldıkaçtı'nın bütün itirazlarına karşın, aynıyla monte edildi. Bu yeni Anayasa ile birlikte YÖK, kendi varlığını "Anayasal bir kurum olarak" tescil ettirdi ve oluşturulan pek çok yeni düzenleme sayesinde bir çok kurul ve kuruma "bir temsilci" göndererek, bir anlamda "devleti denetleme" işlevi kazandı.

(Ne yazık ki konunun bu tarafı, Anayasa hukukçularınca da, YÖK karşıtlarınca da bugüne kadar yeterince irdelenmemiştir.)

Bakın YÖK yasasının kabul edilmesinden sonra neler oldu:

  1. Önce bütün üniversitelerin seçilmiş olan rektör ve dekanları görevden alınarak yerlerine dinci-milliyetçi çizgide yeni yöneticiler atandı.
     
  2. Daha sonra Türkiye'deki bütün üniversitelerin programları, ders içerikleri dahil olmak üzere, aynılaştırıldı. Böylece üniversiteler bir ilköğretim kurumu haline dönüştürüldü.
     
  3. Üniversitelerin tümünün yatırım bütçeleri YÖK'e tahsis edildi ve yerleşke (kampus) inşaatları YÖK tarafından ihale edildi. Böylece YÖK, inşaat sektörünün önde gelen patronları arasına katıldı. Bu inşaatların hangi şirketlere ihale edildiği ve bu şirketlerin hangi vakıflarla bağlantılı oldukları sorusu ayrıca bir araştırma konusudur.
     
  4. Üniversite hocalarının tasfiyesi YÖK'ün kuruluşundan bir yıl üç ay sonra, Şubat 1983 tarihinde başladı.
     
  5. Hocaların tasfiyesi, bir sayı belirlenmesinin ya da bir örnek olay oluşturulmasının önlenmesi amacıyla, bir defada yapılmadı, aralıklı olarak devam etti.
     
  6. Tasfiye listeleri hem askeri yönetim, hem devletin istihbarat örgütleri, hem de YÖK tarafından, üniversitelerin içinden gelen ihbarlara da dayanılarak, farklı kanallardan hazırlandı.
     
  7. Görevden alınanlar, 1402 sayılı sıkıyönetim yasasının sıkıyönetim komutanına verdiği yetkiyle üniversiteden uzaklaştırıldıklarından, kendilerine "1402'likler" dendi. Sayıları binleri aşan bu hocalar, yasaya göre artık bir daha hiçbir biçimde devlet memuru olamayacaklardı. Ayrıca kendilerine pasaport da verilmeyeceği belirtiliyordu.
     
  8. Yeni yönetici atamaları ve bu tasfiye, Türkiye'de dinci-milliyetçi çevreler tarafından alkışlarla karşılandı. Bunlar bugün, YÖK yönetimi laik nitelik kazandıktan sonra, onu en çok eleştiren çevrelerdi.
     
  9. Sağcı iktidarların kadrolarıyla doldurulmuş olan Eğitim Enstitüleri de, YÖK yasasından sonra üniversitelere bağlandı ve buralardaki hocalara, çalışma yıllarına göre üniversitelerdeki belli görevlere atanma hakkı tanındı.
     
  10. Ayrıca "alanlarında başarılı" oldukları gerekçesiyle aralarında ünlü sanatçıların da bulunduğu pek çok kişi tepeden inme "Profesör" yapıldı.
     
  11. En önemli değişme, akademik personelin seçiminde ve yükseltilmesinde yaşandı: Yeni atanan dinci-milliyetçi yöneticiler, üniversiteleri kendi ideolojilerine uygun kişilerle doldurdular ve bunları akademik kariyerin basamaklarında hızla yükselttiler. Böylece bir yandan bilimsel ve demokratik tavra sahip olan hocalar görevden uzaklaştırılırken, öte yandan kadrolar dinci-milliyetçi elemanlarla dolduruldu.
     
  12. YÖK'ün önemli bir işlevi de yurt dışına doktoraya yollanan gençlerin seçiminde oldu: Doktora programları için yine dinci-milliyetçi hatta tarikatçı çizgideki gençler seçildi ve yurt dışına yollandı.
     
  13. YÖK'ün bu uygulamaları 1995 yılına kadar kesintisiz ve son derece etkin bir biçimde devam etti. Bu arada, demokratik rejim yerleştikçe, 1402'liklerin göreve dönebilmelerinin sağlanması ve YÖK'ün aşırı merkeziyetçi yapısından bazı ödünlerin verilmesi gibi değişmeler de yaşandı.
     
  14. İşte bugün "Yöneticilerini kendi seçsin" denilen üniversiteler, böyle bir saldırı ve kadrolaşma sonunda bilimsel açıdan büyük darbe yemiş kurumlardır.

  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 19 Kasım 2018

Valid HTML 4.01 Transitional