Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

UNUTULAN TARİHSEL GERÇEKLER I: KIBRIS

 

Türkiye, önündeki sorunları, o sorunların tarihini unutarak tartışıyor.

Siyasal alanda ve medyada, "bilinçli bir unutturma" ve bu unutturmaya dayalı olarak "bilinçli bir saptırma" söz konusu.

Bu nedenle, sevgili okurlarıma, Türkiye'nin önündeki bazı sorunların tarihsel süreç içindeki aşamalarını anımsatmaya karar verdim.

Kıbrıs ile başladığım bu dizide, "türban" ve "YÖK" gibi başka bazı sorunların da geçmişlerini anımsatmaya çalışacağım (laf aramızda bu yazıların da hiçbir işe yaramayacağını biliyorum ama benimkisi bir yazarın "aşırı iyimserliği" işte).

  1. Kıbrıs olayı tarihsel köken olarak, Osmanlı İmparatorluğu'ndan bağımsızlığını, Avrupa'nın da yardımıyla alan Yunanistan'ın, yine Osmanlı toprakları üzerindeki yayılmacılığının ve eski Bizans'ı ihya etmeyi amaçlayan "Megalo İdea'nın" bir uzantısı olarak başladı.
     
  2. Adadaki Türk azınlığın yok edilmesi ve Kıbrıs'ın Yunanistan'a bağlanması, uzun süreli bir stratejiydi. Türkiye bunu 1950'lerde fark etti ve mücadeleye başladı.
     
  3. Sonunda, Türkiye, Yunanistan ve İngiltere arasındaki 1959-1960 Zürih ve Londra andlaşmaları Kıbrıs Devleti'ni kurdu.

    Bu andlaşmaların iki önemli maddesi, andlaşmaları imzalayan ülkelerin "garantör" devlet olarak kabul edilmesi ve Kıbrıs'ın uluslar arası birliklere (örneğin AB'ye) katılımının bu ülkelerin izinlerine tabi olmasıydı.

  4. Kıbrıs Rum tarafı, andlaşmaların imzasından çok kısa bir süre sonra Anayasa'yı ihlal ederek, kendi çıkarlarına göre özel uygulamalar başlattı ve bu durumu protesto eden Anayasa Mahkemesi Başkanı Alman Profesör Forsthoff, istifa etti.
     
  5. 1960'lı yıllarda Kıbrıs'lı Rumlar, Makarios'un liderliğinde, bir yandan arazilerini satın alarak, öte yandan göç edenlere maddi yardımda bulunarak ve kitle katliamlarına dönüşen bir terör uygulayarak, adayı Türklerden temizlemeye başladılar.
     
  6. 1974 yılında, Yunanistan'da yönetimde bulunan Papadopulos askeri Cuntası, içerdeki sorunlarını aşmak için Kıbrıs'ta Nikos Sampson adında bir teröristin önderliğinde bir darbe yaptırarak, Makarios'u devirme çabasında bulundu.
     
  7. Bu durum açık olarak anayasa ihlali anlamı taşıdığından, Türkiye uluslar arası andlaşmalardan doğan garantörlük hakkını kullanarak Kıbrıs'a meşru bir müdahalede bulundu.
     
  8. Bu andan başlayarak Yunanistan, Türkiye'yi "gayri meşru işgalci güç" ilan etti ve bu tutumunu bu güne kadar sürdürdü.
     
  9. Kıbrıs davasının Türkiye açısından ilk kaybedildiği an, Yunanistan'ın Avrupa Birliği'ne üye olduğu andır. Türkiye, AB tarafından kendisine yapılan aynı zamanda başvuruda bulunma önerisini reddederek, tarihsel bir fırsatı tepmiştir. Bu andan itibaren hem AB içindeki kararlar oybirliği ile alındığından Yunanistan, Türkiye'ye karşı bir veto gücüne kavuşmuş, hem de Birlik içindeki ilişkilerini iyi kullanmış ve sonuç olarak Türkiye ile arasındaki bütün sorunları Türkiye-AB sorunları haline dönüştürmüştür.
     
  10. Kıbrıs davasının yitirildiği ikinci an, Kenan Evren'in Amerikalıların sözüne güvenerek, koşulsuz bir biçimde Yunanistan'ın NATO'ya dönüşüne yeşil ışık yaptığı andır. Bundan sonra Türkiye'nin elinde Yunanistan'a karşı hiçbir koz kalmamıştır.
     
  11. Kıbrıs davasının kaybedildiği üçüncü an, Türkiye'nin Gümrük Birliği'ne üye olduğu ve bunun karşılığında Kıbrıs Rum kesiminin AB adaylığına ses çıkarmadığı andır. Bu anda Türkiye hem AB'ye ekonomisini vererek, elindeki tek pazarlık gücünü yitirmiş, hem de Kıbrıs Rum kesiminin AB üyeliğine yeşil ışık yakmıştır.
     
  12. Kıbrıs davasının yitirilmesindeki ekonomik neden ise, müdahaleden sonra Ziya Müezzinoğlu'nun hazırladığı Kıbrıs kalkınma planının, Milliyetçi Cephe Hükümetleri tarafından rafa kaldırılması ve Kıbrıs Türk kesiminin ekonomik olarak güçsüzleşmesine seyirci kalınması ile başlayan süreçtir.
     
  13. Son müzakerelere esas olarak alınan Annan Planı ise bizzat Kıbrıslı Rumların ifadelerine göre, onların müdahalelerine göre değiştirilmiş bir plandır.

Bugün Kıbrıs sorununda gelinen nokta, tarihini çok kısaca özetlediğim bu "yitirilişin onaylanması" noktasıdır.

Kimse zafer naraları atmasın!


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 16 Eylül 2019

Valid HTML 4.01 Transitional