Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

ÖLÇÜT SİVİL ASKER AYRIMI DEĞİL, DEMOKRASİDİR

 

Değişme dönemlerinde hem toplumsal farklılıklar daha fazla vurgulanır, hem de bireysel sapmalar daha bir sivrilir.

Türkiye, dünya ile birlikte önemli bir değişme döneminde.

Dolayısıyla, bugüne kadar yaşadığımız bütün toplumsal kırılma çizgileri ve tartışma konuları yeniden, üstelik daha da sert bir biçimde gündemde.

Ayrıca, bütün bireysel kompleksler, hırslar, kinler, intikam duyguları ve hesaplaşmalar, yazanların kişilik özelliklerini yansıtan bir biçimde, bu kırılma çizgileri etrafında ortaya dökülüyor.

Kavramların içleri boşaltılıyor, terimlere yeni anlamlar yükleniyor.

Örneğin, Türkiye'de genellikle "dinci totalitarizm" yani şeriatçılar için kullanılan "gerici" sözcüğü, yukarda anlattığım süreçler sonunda, bilime dönük ve geleceğe açık bir ideoloji olan "Atatürkçülük" için de yaygın bir biçimde kullanılarak saptırılmaya çalışılıyor.

Ya da "demokrasi":

Temel hak ve özgürlüklerin çoğunluğa karşı da korunarak geliştirilmesine dayalı bu terim, "millet ne eylerse güzel eyler" anlayışı içinde, özünden saptırılıp, "çoğunluğun diktatörlüğüne" dönük bir biçimde kullanılmaya başlandı.

Bütün bu süreç içinde klasik, Türk-Kürt, Alevi-Sünni, asker-sivil, dinci-laik ayrımları da, Türkiye'yi, gerçek hedefi olan, ya da en azından olması gereken, "demokrasi" idealinden saptırmak amacıyla kullanılıyor.

Toplum için yapılanlar, atılan adımlar, yapılan işin demokrasiyi geliştireceği mi yoksa sınırlayıp kısıtlayacağı mı düşünülmeden, sadece o işi yapanın kimliğine göre, bir takım tutma havası içinde değerlendiriliyor.

Son zamanlarda belki de Avrupa Birliği'ne uyum yasaları dolayısıyla ön plana çıktığı için, Milli Güvenlik Kurulu'nun yapısı çerçevesinde, sivil-asker ayrımının vurgulanması ve askerlere saldırılması bir moda halini aldı.

Eskiden askeri yönetimlere en büyük dalkavuklukları yapanlar, şimdi askerlere karşı tam cephe almış durumdalar.

Bu arada askeri darbeleri eleştiren, açıkça demokrasiden yana tavır koymuş olan pek çok kişiyi de, tarihe ve gerçeklere ters düşen bir biçimde, asker yandaşı, daha doğrusu demokrasi karşıtı olmakla suçluyor ve eleştiriyorlar.

Ben bu konudaki toplumsal ve siyasal değerlendirme ölçütünün, asker-sivil ayrımı değil, demokrasi olması gerektiğini düşünüyorum.

Yani önemli olan, bir işi askerlerin mi sivillerin mi yaptığı değil, yapılan işin demokrasiyi geliştirip geliştirmediğidir.

Bu çerçevede bakıldığında, genç Cumhuriyetimiz'in tarihinde askerlerin pek de tutarlı olmadıklarını görürüz.

Bırakınız farklı askeri yönetimleri, aynı eylem içinde bile, örneğin 27 Mayıs 1960'ta, bir yandan 1961 Anayasası'nın kabulü gibi demokrasiyi geliştiren işler yapılırken, öte yandan siyasetçileri asmak gibi demokrasiyi kısıtlayacak ve sınırlayacak uygulamalar da yer alabilmiştir.

Tarihin, sivil-asker kavgası yerine, demokrasi çizgisinde tartışılması hem Türkiye'deki demokrasi kültürünü geliştirecek, hem de lüzumsuz bir yeni kamplaşmanın, şu anda hiç işimize yaramayacak olan yeni bir zıtlaşmanın filizlenmesini önleyecektir.

Ayrıca tarihi, bir sivil-asker zıtlaşması çerçevesinde, "sivillerin yaptıkları iyidir, askerlerin yaptıkları kötüdür" anlayışı ile çözümlemek ve yorumlamak isteyenlere bir sorum var:

Hitler bir sivil politikacıydı, üstelik de seçim kazanarak iktidara gelmişti. Mustafa Kemal Atatürk bir askerdi ve Kurtuluş Savaşını kazanarak iktidara gelmişti. Şimdi Hitler, sivildi ve seçimle iktidara geldi diye faşizmi iyi, Mustafa Kemal Atatürk askerdi ve Kurtuluş Savaşı'nı kazanmıştı diye, işgal edilmiş bir din imparatorluğunun yerine kurulan bağımsız, laik ve demokratik Türkiye Cumhuriyeti'ni kötü mü kabul edeceğiz?

Lütfen, biraz izan, biraz akıl, biraz soğukkanlılık, biraz tarihe ve gerçeklere saygı; en önemlisi de biraz nezaket ve terbiye!


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 16 Eylül 2019

Valid HTML 4.01 Transitional