Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

ASKER-SİYASET İLİŞKİLERİNDE UNUTULAN NOKTALAR IV

 

24) 1965-1980 dönemi, demokratik haklar ve özgürlükler kullanılarak demokrasinin tahrip edilmesi ve yerine, herkesin kendi kafasındaki modele göre otoriter bir rejim getirme çabaları ile belirlenir. Kimisi sol, kimisi sağ eğilimli olan bu modellerin savunucuları bir yandan orduya sızmaya ve devleti ele geçirmeye yönelirken, öte yandan, eğitime, yani üniversitelere ve liselere el koymaya çalıştılar. 1965-1980 arasındaki olaylarda pek çok aydınımızı, gencimizi ve öğrencimizi yitirmenin temel nedeni budur. Sivillerin bu hatasına, ordu içindeki çeşitli grupların da darbe eğilimleri eklendi böylece 12 Mart ve 12 Eylül askeri darbelerinin önü açılmış oldu.

25) CHP'nin Demokrat Parti diktatörlüğüne karşı yayınladığı "İlk Hedefler Beyannamesi" nasıl bir model olarak 27 Mayıs'ta işe yaramışsa, 12 Mart'ın da önünde de Celil Gürkan ve arkadaşlarının Doğan Avcıoğlu grubundan esinlenerek uygulamaya koymak istedikleri bir "Atatürkçü Kalkınma modeli" vardı. Fakat 12 Mart darbesi, esas olarak hem Celil Gürkan grubuna hem de 27 Mayıs'ın getirdiği özgürlükçü anayasa yapısına karşı yapılmış olduğu için bu model asla uygulamaya konulmadı. Sadece darbenin ilk aşamasında Demirel istifa ettirildikten sonra Nihat Erim'e kurdurulan hükümette Atila Karaosmanoğlu gibi, Talat Halman gibi, Atila Sav gibi "Atatürkçü teknisyenler" yer aldı. Ama darbe esas olarak sola, özgürlüklere ve Celil Gürkan-Doğan Avcıoğlu grubuna karşı olduğu ve uzun dönemde dinci-milliyetçi çizgide bir oluşuma dayandırılmak istendiği için bu isimlerin kabinede yer alması önemli bir çelişkiydi. Nitekim kısa bir süre sonra bu isimlerin tümü (onbirler adı altında) hükümetten istifa etti.

26) 12 Mart darbesi ilk kez "Atatürkçülük" adına baskıcı bir uygulamaya da yol açtı. Daha sonra 12 Eylül darbesi ile pekişecek bu uygulama, günümüzde pek çok "İkinci Cumhuriyetçi" diye nitelenen yazarın sergilediği "Atatürk düşmanlığının" tohumlarını attı. 12 Mart askeri darbesinin fikir babalığını bir anlamda Sadi Koçaş yapmaya çalıştı ama başaramadı. Koçaş'ın sola ve demokrasinin geliştirilmesine açık fikriyatı, kendi iç hesaplaşmasına yönelmiş olan Silahlı Kuvvetler hiyerarşisi içinde, bu hiyerarşi anti-komünist bir yapıda olduğu için, rağbet görmedi ve etkisiz kaldı; darbe "Atatürkçülük" adı altında koyu bir baskıya ve sola karşı bir harekete dönüştü.

27) 12 Mart darbesine bütün toplum katmanları ve aralarında işçi sendikaları konfederasyonlarının da bulunduğu bütün örgütler destek verirken, bir sivil politikacı buna karşı çıktı, "Darbe bana karşı yapılmıştır" dedi ve darbe sonrası yapılan seçimlerden de birinci parti olarak çıktı, başbakan oldu: Bülent Ecevit'i hem "Kıbrıs Fatihi" yapan hem de Erbakan'ın liderliğinde dinci anlayışın devlet içine sızmasına yol açan süreç böyle başlamıştı.

28) Aslında CHP'yi 1973 seçimlerinde birinci parti, Ecevit'i de başbakan yapan süreç, sadece Ecevit'in 12 Mart darbesine karşı açık ve cesur bir tutum almış olması değildi. Celal Bayar ve arkadaşlarının eski Demokrat Parti'nin siyasal mirasını kullanan Demirel'e karşı cephe almaları ve Ferruh Bozbeyli'nin başkanlığında kurulan Demokratik Parti'ye destek vermeleri, orta sağı bölmüş ve Demokratik Parti yüzde 11.9 oy ile Meclis'te 45 sandalye kazanarak, Adalet Partisi'ni CHP'nin arkasına düşürmüştü.

29) Bülent Ecevit'in "Ortanın Solu" hareketi ile ele geçirdiği CHP'nin, seçimlerden birinci parti olarak çıkması sonunda CHP-MSP hükümeti kuruldu. Böylece "Siyasal İslam" ilk kez Ecevit'in desteği ile iktidara gelmiş bulunuyordu. Ecevit-Erbakan koalisyonu çok sorunlu oldu. Örneğin Milli Selamet Partisi, siyasal af konusunda koalisyon partileri arasında varılan anlaşmayı, sağdaki fikir suçluluları affedildikten sonra soldaki fikir suçlularının affına destek vermeyerek bozdu. Kıbrıs müdahalesinden sonra CHP-MSP gerginliği iyice arttı ve Ecevit, biraz da Kıbrıs'ın kendine getirdiği prestije güvenerek, Demokratik Parti ile yeni bir koalisyon kurmak ya da yeni seçimlere gitmek amacıyla ortak hükümeti bozdu.

30) 12 Mart darbesi Ecevit-Erbakan koalisyonuna ve siyasal İslam'ın ilk kez siyasal iktidara ortak olmasına yol açmıştı. Ecevit'in koalisyonu bozması ise, sağda bir mucizeye yol açtı: Orta sağ, milliyetçi sağ ve dinci sağ partiler birleştiler ve Demirel'in Başkanlığında Birinci Milliyetçi Cephe hükümetini kurdular.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 16 Eylül 2019

Valid HTML 4.01 Transitional