Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

ASKER-SİYASET İLİŞKİLERİNDE UNUTULAN NOKTALAR I

 

Hemen işin başında belirtmeliyim ki ben askerlerin siyasete karışmalarına ve hele hele darbe yapmalarına kategorik olarak karşıyım.

Türkiye'deki siyasette askerlerin ağırlığının azaltılmasının ise bağırıp çağırarak, askerleri suçlayarak değil, tarihsel, toplumsal ve siyasal çözümlemeler yaparak, onları siyasete müdahale etmeye zorlayan koşulları saptayıp bu koşulları ortadan kaldırarak olanaklı kılınabileceğini düşünmekteyim.

Asker-siyaset ilişkilerinde, tarihten gelen ve günümüzde de geçerliliklerini koruyan bazı gerçeklere kısaca bir göz atarsak, belki mevcut sıkıntıların aşılmasında daha mantıklı bir yol izleyebiliriz:

1) Türkiye Cumhuriyeti, Batı demokrasileri gibi endüstrileşme sonucunda değil, bir bağımsızlık savaşı sonucunda kurulmuş bir ulus devlettir. Dolayısıyla tarihsel köklerinde ve geleneğinde endüstrileşme değil, tam tersine endüstrileşmenin kaçırılması, bunu telafi etmeyi amaçlayan tepeden inme ideolojik devrimcilik ve onun ardındaki asker gücü vardır.

2) Batıdaki demokrasiyi kuran sermaye ve işçi sınıflarının, onu koruyan ve geliştiren gücü Türkiye'de olmadığı için, Cumhuriyet'in kuruluşundan neredeyse günümüze kadar, bu çağdaş sınıfların demokrasiyi koruma ve geliştirme görevini askerler üstlenmişlerdir.

3) Aslında bu tarihsel süreç, yani askerlerin demokrasiyi kurma, koruma ve geliştirme görevleri, çok partili düzene geçildikten sonra serbest seçimlerle gerçekleştirilen iktidar değişikliği ile sona erebilirdi. Fakat 1950 yılında, tarihte eşi olmayan bir biçimde mevcut tek parti diktatörlüğüne kendi iradesiyle son vererek, iktidarı serbest seçimlerle muhalefete teslim eden İsmet İnönü'nün ardılları (halefleri), yani ondan sonra ülkeyi yöneten Demokrat Parti, ülkedeki demokrasiyi geliştirmek yerine, tek parti yönetimini taklit ederek, rejimi yozlaştırdı, temel hak ve özgürlüklere dayalı demokrasiyi, çoğunluğun diktatörlüğüne çevirdi.

4) Çok partili dönemdeki ilk askeri müdahale, Demokrat Parti'nin rejimi yozlaştırmasına, demokrasi adına çoğunluğun diktatörlüğünü uygulamaya çalışmasına karşı yapıldı ve dünyadaki öteki askeri müdahale örneklerine bütünüyle ters bir biçimde, demokrasiyi rafa kaldırmak için değil, tam tersine, demokrasiyi işletmek için gerçekleştirildi. Nitekim 27 Mayıs askeri müdahalesinin hazırlattığı 1961 Anayasası, bugün bile dünya anayasaları içinde en demokratik anayasa olma özelliğini korumaktadır.

5) 1950'de iktidara gelen Demokrat Parti'nin demokrasiyi, geliştirmek yerine çoğunluğun istekleri doğrultusunda yozlaştırabilmesinin esas nedeni, o tarihte de, Türkiye'de demokrasiyi kuracak, koruyacak ve kollayacak sermaye sınıfı ile işçi sınıfının yeterince güçlenmemiş olmasıdır. Birinci hükümetinin programında, işçilere haklarını vereceğini vaat eden Menderes bu sözünü tutmamış ama ülke yeterince endüstrileşmiş olmadığı için, sözünü tutmamasına karşın 1954 seçimlerinde oyları azalmamış, seçmenlerin çoğunluğu köylülerden oluştuğu için, tam tersine, artmıştır.

6) 1957 erken seçimlerinde yüzde 50'nin altına düşen Demokrat Parti artık, sadece tek parti geleneğini sürdüren bir anlayışa dayalı olarak basın, muhalefet ve üniversite özgürlüklerini sınırlayarak rejimi yozlaştırmakla ve yetinmemiş, iktidardan gitmemenin yollarını da aramaya başlamıştır. 1960 yılı Nisan ayında çıkarılan Tahkikat Komisyonu yasası, aslında iktidardaki Demokrat Parti'nin yaptığı bir sivil hükümet darbesidir. Bu yasa ile Meclis içinde seçilen 15 milletvekili, hem asker hem sivil mahkeme yetkileriyle, hem savcı hem de yargıç olarak "muhalefetin rejim aleyhtarı faaliyetlerini incelemek üzere" görevlendirilmiştir; kararları kesindir, temyizi yoktur: Bugün de pek çok kişinin öne sürdüğü gibi, 27 Mayıs darbesi olmasa Menderes seçimlere gidecekti! Evet hiç kuşkusuz gidecekti; muhalefetteki CHP'yi kapatıp, çok partili demokrasiyi tek partili rejime dönüştürmüş olarak.

7) İşte çok partili demokratik hayatımızın ilk askeri darbesi, bu koşullarda, sivillerin demokrasiyi rafa kaldırma teşebbüslerini engellemek için yapılmıştı.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 16 Eylül 2019

Valid HTML 4.01 Transitional