Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

FUTBOLDA TRİBÜN ŞİDDETİ

 

Değerli okurlarım, bizim genç ve sempatik Genel Yayın Yönetmenimiz sevgili İbrahim Yıldız, çekirdekten gazetecidir; spor servisinden yetişmedir.

Geçen gün geç vakit odasında dertleşirken, Cumhuriyet'in spor servisinden yetişmiş olan, birlikte çalıştığı, başarılı arkadaşlarından söz etti.

Radikal'in Genel Yayın Yönetmeni İsmet Berkan, Sabah'ın yazarlarından, atv'nin haber koordinatörü Mehmet Tezkan, Hürriyet'in yazarlarından, Kanal D'nin haber koordinatörü Fatih Altaylı hemen aklına gelen isimler oldu.

Tabii tahmin edeceğiniz gibi, sohbet derhal son Fener-Galatasaray maçındaki saldırı olayına kaydı.

Olayı izlememiş olanlar için özetleyeyim:

Maçtan hemen sonra, bir süre Galatasaray kulübünde yöneticilik de yapmış olan Fatih Altaylı, şeref tribününde bir grup Fenerbahçeli taraftar tarafında saldırıya uğradı ve yaralandı.

Altaylı'ya yapılan saldırı, televizyon kameraları tarafından da saptandığı için, defalarca ekrana geldi ve pek çok kişinin büyük tepkisini çekti.

Sohbetimiz sırasında, ben olayın iç yüzünün sosyolojik değil, örgütsel olduğunu söyleyince İbrahim Yıldız "Bunu niçin yazmıyorsunuz?" dedi.

Ben de onun önerisi üzerine, bu haftaki yazımı bu tribün şiddeti üzerine kaleme (yani bilgisayara) almaya karar verdim.

Sevgili okurlarım, sporda izleyici şiddeti, genelde futbol maçlarında ortaya çıkar.

Fanatik denilen bazı taraftarların aşırı davranışları tüm topluma mal edilerek seyirci suçlanır hep bu tribün şiddetinden.

Spor yazarları bu konuda çözümlemeler yapar, psikolog ve sosyologlardan görüşler alınır ve derinliğine bir toplumsal şiddet tartışması başlar.

Tabii her tartışma yararlıdır.

Özellikle de toplumumuzu sadece futbol karşılaşmalarında değil, her alanda tehdit eden şiddet ögesinin tartışılması çok yararlıdır.

Benim üzerinde durmak istediğim nokta, bu genel tartışmalar çerçevesinde gözden kaçan bir temel belirleyici öge:

Evet, hiç kuşkusuz toplumumuzda mutlaka irdelenmesi gereken bir şiddet eğilimi var.

Evet, hiç kuşkusuz bu şiddet eğilimi, özellikle polisin müdahale ettiği toplumsal ve siyasal olaylarla, futbol karşılaşmalarında su yüzüne çıkıyor.

Ama, bütün bu gerçekler, futbol karşılaşmalarındaki şiddet eğiliminin ardında yatan temel belirleyici ögeyi açıklamıyor.

Değerli okurlarım, son olayda da çok berrak bir biçimde ortaya çıkan, tribün şiddetinin ardındaki temel öge, kulüpler tarafından beslenen, (adına ister fanatik taraftar deyin, isterse amigo), bir avuç insanın önderliğidir.

Her kulüp yönetimi, sayıları ortalama 50 dolayında olan bir grup taraftarı besler.

Sağlanan çeşitli avantajların yanında, bu taraftarlara bedava bilet de verilir.

Bunlar da bu biletlerin bir kısmını satar ve para kazanır, bir kısmını da tribünlerde kendilerine destek olsunlar diye yandaşlarına verir.

İşte olay çıkan her maçta, tribün şiddeti denilen ilkel ve tatsız sorunları yaratanlar, kulüp yönetimleri tarafından beslenen bu insanlardır.

Konuyu saptırmayalım.

Toplumu, şiddet eğilimleri bakımından suçlamadan önce bu örgütlü amigo şiddetini önleyelim.

Kulüp yönetimleri, bu konuda alacakları bir iki karar ve bir iki küçük önlemle bu şiddeti bıçakla keser gibi sona erdirebilir.

Yeter ki kulüp yöneticileri, yönetim biçimi olarak, ilkelliği değil uygarlığı seçsinler.

Avrupa sahalarında başarıdan başarıya koşan futbol takımlarımız, hiç kuşkusuz Orta Çağ yöntemlerini değil, uygar yönetim ilkelerini uygulayan yönetimleri hak ediyor.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 16 Eylül 2019

Valid HTML 4.01 Transitional