Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

AMERİKA'YI TANIMAK

 

Değerli okurlarım, yakında Amerika Birleşik Devletleri ile komşu oluyoruz. İstesek de istemesek de.

Amerika Birleşik Devletleri, Irak üzerinden Orta Doğu'ya yerleşmeye geliyor.

Bu geliş öyle kısa erimli, "bir atışlık" bir geliş değil.

Amerika, Orta Doğu'yu yeniden düzenlemeye, bir başka deyişle burada yaşamaya geliyor.

Türkiye'nin siyasal yazgısı ne yazık ki Dünya'nın üç sorunlu bölgesinin tam ortasında:

Balkanlar, Kafkaslar ve Orta Doğu, Türkiye için neredeyse bir "Şeytan Üçgeni" oluşturuyor.

Bu üçgenin tam ortasında yer alan ülkemiz, istese de istemese de şu anda Dünya'nın Tarım ve Endüstri Devrimlerinden sonra içinde bulunduğu üçüncü büyük devrimin, İletişim-Bilişim Devrimi'nin yarattığı tsunami'nin (deprem dalgalarının) hedefi.

Tabii bu devrim, genellikle uzun dönemli, kimi zaman bireyler tarafından gözlenemeyecek kadar genel ve yavaş, ama kapsamlı değişmeler oluşturuyor.

Bir de Soğuk Savaş'ın bitmesinden kaynaklanan, adına küreselleşme dediğimiz, "Dünya'nın yeniden ve ivedi olarak düzenlenmesi" sürecinin, herkes tarafından fark edilebilir olan sıcak, ve kimi zaman da kanlı yönü var.

Bu sıcak ve kanlı yön de Balkanlar, Kafkaslar ve Orta Doğu bağlamında yaşanıyor ve ülkemizi çok etkiliyor.

Önce Balkanlar'da yaşanan, Boşnakların Sırp ve Hırvatlar tarafından katledilmesi, bu katliama uygar Avrupa'nın sessiz kalması, sonunda Kosova'ya sıçrayan ve genişleyen katliamın Amerika'nın öncülüğünde NATO'nun müdahalesi ile durdurulması süreci yaşandı.

Balkanlar, Türkiye'nin de içinde yer aldığı NATO müdahalesinden sonra yeniden düzenlendi.

Bu süreç, hem Türkiye'nin katıldığı hem de ülkemizi zarara sokmayan ve üstelik de Balkanlar'daki Müslümanların katliamını durduran bir müdahale ile, deyim yerindeyse "mutlu son" ile bitti.

Kafkaslar kaynıyor.

Bu, apayrı bir yazı konusu.

Orta Doğu'da ise savaş geldi kapımıza dayandı.

Bütün bu düzenlemelerde "esas oğlan" rolü Amerika Birleşik Devletleri tarafında oynanıyor. Dolayısıyla sadece komşumuz olacağı için değil, hem "Stratejik Müttefikimiz" hem de "Küreselleşmenin siyasal ve askeri lideri" rolünü üstlendiği için Amerika Birleşik Devletleri'ni iyi tanımalıyız.

Ben Amerika'yı, Birleşmiş Milletler bursu ile gittiğim Amerika'da, hem düzeni temsil eden hem de muhalif düşünceleri destekleyen farklı Amerikalı hocalardan okuyarak tanıma fırsatını bulmuştum, 1960'lı yıllarda Vietnam Savaşı Johnson tarafından tırmandırılırken.

Örneğin benim akademik danışmanım olan Profesör, Vietnam karşıtı gösterileri düzenleyen ve ulusal çapta örgütlenmiş olan derneğin genel saymanıydı.

Sınıf arkadaşlarım olan Amerikalıların bazıları, Vietnam Savaşı'na karşı çıkmak için, düşman Kuzey Vietnam askerlerine destek vermiş, onlara kanlarını bağışlamışlardı.

Amerika Birleşik Devletleri'nin dış politikasını irdelemenin ve gerekirse ona karşı çıkmanın belki de en etkili ortamı, hiç kuşkusuz, Birleşmiş Milletler'dir.

Ama daha da etkili olan güç bizzat Amerikan kamuoyudur.

Bu kamuoyunun nitelikleri, yaşam biçimi, kitle iletişim araçlarının yapısal özellikleri, kamuoyunun nasıl yönlendirildiği ve benzeri bilgileri içeren çok güzel bir kitap geçenlerde yayınlandı:

Zülal Kalkandelen tarafından yazılan "New York'u Yaşamak". Her ne kadar New York üzerinde odaklaşmış görünüyorsa da Amerika'yı ve Amerikalıları, önyargısız, çok nesnel bir gözle irdeleyen, son derece sevimli ve rahat okunan bir kitap. "Yeni komşumuzu" daha iyi tanımak isteyen herkese öneririm.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 16 Eylül 2019

Valid HTML 4.01 Transitional