Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

PARANOİD VE OLİGARŞİK LİDERLİĞİN KÖKENLERİ

 

Tayyip Erdoğan'ın mahkûm olduğu suçtan dolayı seçimlere girememesinin ardından medyada yaratılan fırtınaya karşın, halk bu seçimlerle çok da ilgili değil.

Araştırmalarda "kararsızların" en büyük grup olarak ortaya çıkması bunun en önemli kanıtı.

Seçim Kasım'da yapılmış ya da ertelenmiş, bir avuç politikacı hariç, seçmenin umurunda bile değil.

Hatta "küskünler" hareketi denilen ve seçilemeyecek yerlerde aday gösterilen ya da hiç aday gösterilmeyen milletvekillerinin seçimleri erteleme eylemine dahi ilk kez sivil toplum kuruluşlarından destek geldi.

Çünkü herkes, siyasetçilerden artık umudunu kesti.

Bunun en önemli nedeni hiç kuşkusuz, yozlaşmış siyaset ile yozlaşmış ekonominin ve yozlaşmış medyanın el ele vererek, ülkenin her şeyini yağmalaması ve umut da dahil, halka hiç bir şey bırakmaması.

Peki siyaset, ekonomi ve medya, niçin ve nasıl yozlaştı?

Pek çok kez dile getirdiğim gibi, "yağma kültürü" hem yukarıdan aşağı hem de aşağıdan yukarı kurumlaştırıldı da ondan.

Bu yozlaşmada toplumun lideri olan politikacıların sorumluğu çok büyük ama, halkı da sonunda kendilerine benzettikleri için, artık yozlaşma ve yağmacılık, seçmenler ile politikacılar arasında bir kısır döngü oluşturdu.

Bu kısır döngünün kırılma noktası ancak "siyasal liderlik" olabilir.

Bu nedenle halk, en çok siyasal liderleri suçluyor.

Bu suçlama çok da haklı, çünkü bugünkü yapı içinde (dünyanın her tarafından olduğu gibi) ancak siyasal liderler bu kısır döngüyü kırma gücüne sahip.

Oysa Türkiye'de siyasal liderlik yozlaşmış olan kurumların başında geliyor.

Aslında sorun "lider sultası" denilen ve lider diktatörlüğü olarak eleştirilen davranışta değil.

Bütün dünyada siyasal partiler liderler tarafından temsil edilir ve bütün dünyada halk, partilerin programlarına değil, liderlerin imajlarına oy verir, bu da liderleri güçlü kılar.

Türkiye'deki sorun, lider egemenliğinde değil,"başarısız" liderlerin değiştirilememesinde.

Bakınız, bütün dünyada, demokrasiler "lider demokrasileridir" ama, oralarda liderler ya Amerika'da olduğu gibi yasal düzenlemeler sonunda zorunlu olarak değişirler, ya da Avrupa'da olduğu gibi sistem başarısız lideri değiştirir.

Türkiye'de ise liderler, partilerini barajın altına bile düşürseler, parti içi iktidarlarını bırakmazlar.

Bu durum Türkiye'deki siyasal liderliğin paranoid ve oligarşik yapısından kaynaklanıyor.

Peki bu paranoid ve oligarşik yapı nereden geliyor?

Geçen gün Cumhuriyet'te konuyu Yalçın Doğan'la tartışırken, ben bu yapının genellikle, hem liderlerin koltuğa oturuş biçimlerinden, yani bizzat kendilerinin eski liderlerine ihanet etmiş olmalarından, hem de koltuğa oturduktan sonra çevreleri tarafından sürekli olarak ihanete uğramalarından kaynaklandığını, yani iki ayrı kökten geldiğini belirttim, Yalçın da bunu derhal yazmam ve okurlarla paylaşmam gerektiğini söyledi.

(Böylece bu yazı biraz da Yalçın Doğan'ın teşvik etmesi sonucunda kaleme alınmış oluyor.)

Türkiye'de liderler genellikle gerek kendilerinin liderliğe gelişteki ihanete dayalı davranışlarından, gerekse lider olduktan sonra çevreleri tarafından sürekli olarak ihanete uğramalarından dolayı paranoid bir kişilik ve oligarşik bir yapı geliştiriyorlar böylece kimse onları yerlerinden oynatamıyor.

(Tabii hiç kuşkusuz bu gözlemimin istisnaları var ama ben tek tek liderleri değil liderlik kurumunu tartışıyorum.)

Son milletvekili aday listelerine bakarsanız genellikle, siyasetteki paranoid ve oligarşik liderlik yapısının aday listelerine egemen olduğunu, liderlerin genellikle, listeleri yaparken ülke çıkarlarından ve hatta parti çıkarlarından çok kendi liderlik koltuklarını koruma kaygılarını dikkate aldıklarını göreceksiniz.

Yalçın Doğan , "Yazına 'Danimarka sarayında kokuşmuş birşeyler var' diyerek Hamlet'ten bir dize ile başla" demişti.

Ben de yazımı "Türkiye'de siyasette kokuşmuş birşeyler var" diyerek ve ünlü atasözümüz "Balık baştan kokar" deyişini anımsatarak bitiriyorum.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 16 Eylül 2019

Valid HTML 4.01 Transitional