Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

HEPİMİZ ZORUNLU OLARAK VAMPİRLEŞMEKTE MİYİZ?

 

Yamyamlıktan vampirliğe geçen insanlığın egemenliği için savaşan iki kabileden Batı Vampirleri Kabilesi, Doğu Vampirleri Kabilesini mideye indiriverince, dünyadaki dengeler değişti.

Türkiye'deki yerel vampirler de uzunca bir süre bocaladılar:

Vampirliklerini ve vampirleşme sürecini gizlemek için kullandıkları büyük tehlike yani "Doğu Vampirlerinin Komünist Cenneti ideolojisi" çökünce, saklandıkları karanlığı sürdürmek, bir an için sanki çok zorlaşmış gibi geldi hepsine.

Fakat sonra bir de baktılar ki, artık herkes karanlığa alışmış.

Herkes birbirinin kanının tiryakisi olmuş.

Bütün siyasal liderler en başta kendi ideolojik benzerlerinin kanlarını içerek büyümeye çalışıyor.

Onları gören halk da, küçük vampirler olarak, önce, kendilerine benzemeyenlerin değil, tam tersine kendilerine en çok benzeyenlerin kanını içmeye yöneliyor.

Hani "kan çekiyor" derler ya, işte öyle.

Tabii, çok entellektüel oldukları için, evrensel mutasyon kurallarını en iyi bilen Solcular, ve bu arada onların bir alt grubunu oluşturan Sosyal Demokratlar, bu "benzeşenlerin birbirlerinin kanlarını emmesinde" başı çekiyor, önderlik ediyorlar.

Kısa bir süre sonra merkez sağ, dinci sağ ve ırkçı sağ da bu modaya katılıyor.

Böylece zaten rakiplerin kanını içmeye dayanan vampirlik düzeni, bu kez, "Benzeşenlerin kanı daha lezzetlidir" sloganı ile topluma iyice yerleşiyor. Halk da tümüyle vampirleşiyor.

Doğu Vampirlerinin çökmesi, Türkiye'deki kan emiciliği yavaşlatacağına, hızlandırıyor.

Çünkü, karanlıkları sürdürmek için kullandıkları tehdidin kalkmakta olduğunu gören yerel vampirlerin en büyük lideri telaşa kapılıyor ve başta kendi oğulları ve kızı olmak kaydıyla bütün aile bireylerinin ve yandaşlarının daha çok kan içerek daha hızlı güçlenmeleri için harekete geçiyor.

Tabii onu gören öteki yerel vampir liderleri de kan içiciliklerini hızlandırıyorlar.

Özel kesimdeki, bürokrasideki ve medyadaki bazı yarasaların da normal vampirlikten, yerel vampir liderlikleri düzeyine hızlı terfileri bu döneme rastlar.

Çünkü bu dönemde Batı Vampir Kabilesinin mutemet temsilcisi olarak kendisine ülke emanet edilen en büyük yerel vampir lideri, vampirleşme sürecini hızlandırmak için destek aramaktadır:

Amaç, içerde daha çok kan emerek, dışarı aktarılacak olan kanın miktarını çoğaltmak, böylece Batı Vampir Kabilesinin Reisini tatmin ederek, yerel gücünü korumaktır..

İşte 1945'ten beri süren vampirleşme sürecine, bu yerel vampir liderinin büyük katkıları ile ülkemiz, siyasetiyle, medyasıyla, özel teşebbüsü ile, kamu kesimi ile önce birbirlerinin kanlarını emen, sonra da Batı Vampir Kabilesi tarafından kanları emilen vampirlerin yaşadığı bir yer haline gelir.

Zaman zaman bu kan emme süreci o denli hızlanır ve yoğunlaşır ki, yerel vampirlerde emilecek kan kalmaz.

Gözü dönmüş vampirlerin bir bölümü ülkedeki kan bankalarının bile içlerini boşaltmışlardır.

O zaman Batı Vampir Kabilesi, yerel vampirlerin imdadına yetişir ve kan yapıcı plazma yardımında bulunur.

Dışardan gelen plazma ile yeniden kanlanan vampirler birbirlerinin kanlarını emmeye devam eder, böylece biriken kanlar yeniden Batı Vampir Kabilesi'ne aktarılır.

Bir süre sonra, bizim vampirler, kurdukları kan içici düzenin, Batı Vampir Kabilesinden gelen plazma yardımı olmadan yaşayamayacağını farkederler.

Artık, vampirleşmenin "küresel" zaferi bizim ülkede de ilan edilmiştir.

Kim, hangi lider, hangi parti, hangi kişi, hangi kurum iktidara gelirse gelsin, vampir düzeninin devamı için Batı Vampir Kabilesine, onun dikte ettiği koşullara bağımlı olacaktır.

Önümüzdeki seçimlerde de kim kazanırsa kazansın, zafer vampirlerindir!

Bana inanmıyorsanız, dünyadaki vampirleşme düzeylerini ölçen Şeffaflık Örgütü'nün, 1995'te zaten 27'inci sırada olan Türkiye'nin 2002'de başarıyla 64'üncü sıraya yükseldiğine ilişkin raporuna bakın.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 16 Eylül 2019

Valid HTML 4.01 Transitional