Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

YAMYAMLAR VAMPİRLEŞEREK NASIL ÖLÜMSÜZLEŞTİ

 

Osmanlı'nın çöküş döneminden devir alınan yöneticilerin yamyamlığı artık çok çağ gerisi kalmıştı.

Bunun en önemli nedeni, yamyamlığın kaçınılmaz olarak ülke nüfusunun azalmasına ve besin stoklarının yokolmasına yol açmasıydı.

Gelişmiş yamyam kabilelerinin bu sorunu çözmek için "komünizm cenneti" ve "demokrasi rüyası" adı altında geliştirdikleri yeni vampir teknolojileri ise, hem kanı içilen ülkelerdeki halkı öldürmek yerine vampirleştirdiği ve dünya çapında derilik kazandığı, hem de böylece neredeyse sonsuzluğa dek yaşayabileceği öne sürülen bir "düzeni" geliştirdiği için derhal yaygınlaştırıldı.

Türkiye de, Doğu Yamyamlarından kaçarken sığındığı (yakalandığı) Batı Yamyamlarının ilkeleri çerçevesinde, kendi yamyamlarını vampirleştirme sürecine, 1945'den sonra "Çok Partili Düzen" adı altında katıldı.

Bu düzenin en önemli özelliği, Cumhuriyet'in kuruluşundan beri Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarının uygarlık yolunda aldığı "aydınlatıcı" önlemlerden dolayı yer altına sığınmış olan yamyamları da, öteki "insan" yöneticilerle birlikte, hem de onlarla eşit koşullarda siyaset sahnesine taşımış olmasıydı.

Tabii "eşit koşullarda" lafı, sözün gelişi:

Çünkü yeniden siyaset sahnesine çıkan yamyamlar, ait oldukları Batı Yamyam Kabilesinin vampirleşme programı çerçevesinde, uluslararası desteğe ve dolayısıyla, insan yöneticiler karşısında büyük bir avantaja sahiptiler.

Nitekim çok kısa bir süre sonra da yönetime el koydular:

Artık, kendileri yönetime gelir gelmez edindikleri "vampirsel" özellikleri yani uğradıkları mutasyonu geniş halk kitlelerine yaygınlaştırma "misyonu" başlamıştı.

Zavallı insanları vampirleştirmek ve böylece vampir yöneticilerin egemenlik alanlarını yaygınlaştırmak için bunları, birbirlerinin kanını içecek bir yönteme alıştırmak gerekiyordu:

Toprak yağması böylece ortaya çıktı:

Önce dışardan ithal edilen makinalarla, kırsal alanlardaki halk normal (insanca) beslenme olanaklarından yoksun bırakıldı, yoksullaştırıldı ve "açlaştırıldı".

Daha sonra bu "aç bırakılarak gözleri döndürülmüş insanlar" kentlere sevkedildi.

Sıra bunları da vampirleştirecek kaynakları bulmaya gelmişti.

İşte bu noktada toprak yağması devreye sokuldu.

Artık kırsal alanlardaki açlık nedeniyle, kentlere koşan insanlar, başka insanların (kamunun ve özel mülkiyetin) sahip oldukları toprakları yağmalamaya başladılar.

Bu yağma, yöneticilerin eliyle desteklenerek (ve tabii en büyük yağma payı da kendilerine ayrılarak) geliştirildi ve vampirleşme, bir toplumsal- siyasal-kültürel-ekonomik süreç olarak Türkiye'deki "Çok Partili Düzen" ile bütünleştirildi.

Artık yerel toprak yağmaları ile vampirleşmeye alıştırılan ve güçlenen bu insanlar, bir süre sonra, yönetici vampirlere ulaşma yolu olan siyasal partilerle bütünleştirildi.

Böylece, yönetici vampirler ile yönetilen vampirler, asıl efendileri olan büyük Batı Vampir Kabilesinin gözetim ve denetimi altında bütün siyasal partilere ve dolayısıyla seçimlerden hangi sonuç çıkarsa çıksın, oluşacak yönetimlere el koydular.

Tabii bu arada ideolojik kamuflaj olarak kullanılan "demokrasi rüyası" adına, Doğu Yamyam Kabilesinin "komünizm cenneti" düşüncesi, sürekli bir tehlike olarak gündemde tutuluyordu ki, bu vampirleşme sürecine kimse karşı çıkamasın, çıkanlar da "düşman" ilan edilerek derhal susturulsun.

Derken çok güçlenen Batı Vampirleri, yamyamlıktan vampirliğe geçişte yeterince hızlı ve başarılı olamayan Doğu Vampir kabilesini yutuverdi.

Böylece Batı Vampir kabilesinin ilkeleri "küreselleşme" adı altında bütün dünyada geçerli yönetim kuralları olarak ilan edildi.

Türkiye, bütün bu vampirleşme sürecine, mükemmel bir biçimde ayak uydurmuş, hatta kimi zaman, "Bir koy üç al" "Ben müslümanın bile zenginini severim" ve "Benim memurum işini bilir" biçiminde sloganlaştırdığı bir "vizyonla" bu sürece öncülük bile etmişti.

Yaklaşan seçimlerde vampirlere dikkat!


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 16 Eylül 2019

Valid HTML 4.01 Transitional