Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

CUMHURİYET DÖNEMİ YAMYAMLIK TARİHİNE GİRİŞ

 

Sevgili okurlarım biliyorsunuz, insanlık tarihi esas olarak bir yamyamlık tarihidir.

3 Kasım 2002'nin ülkemizde erken genel seçim tarihi olarak saptanması üzerine bu konudaki tarihsel süreci bir kez daha siz okurlarımla paylaşmak gereksinmesini duydum.

Yalnız bu noktada hemen bir uyarıda bulunmam gerekiyor:

Bu yazı dizisini onsekiz yaşından küçükler okumamalıdır.

Ayrıca yetişkinlerin de geceleri ve evde yalnızken okumaları sakıncalıdır.

Çünkü bu dizide Osmanlı'yı yiyip bitiren iç ve dış yamyamların, bunları yok eden Cumhuriyet rejimi sonrasında nasıl bir genetik mutasyona uğradıkları ve yeniden nasıl bu kez vampirleşerek ortaya çıktıkları anlatılacaktır.

Cumhuriyet dönemi yamyamlık tarihinin, belki de daha betimleyici bir terimle "vampir-yamyamların" ortaya çıkış süreçlerinin iyi anlaşılması için, bir kaç cümle ile Osmanlı dönemi yamyamlığına da değinmek gerekiyor:

Osmanlı dönemindeki yamyamların içeri yönelmesi İmparatorluğun endüstri devrimini kaçırması ile ortaya çıktı.

İmparatorluk endüstri devrimini kaçırdı, çünkü Batılı yamyamlar, yeni keşfettikleri Güney, Orta ve Kuzey Amerika'daki İnka ve Aztek uygarlıkları ile, Apaçileri, Şayenleri ve bütün öteki kızılderilileri mideye indirerek çok güçlendiler.

Böylece, Osmanlılar artık onları yiyemez hale geldiler ve zorunlu olarak içeri yöneldiler.

Kendi kendilerini yiyerek beslendikleri için de, bir süre sonra, daha da güçsüzleştiler ve İmparatorluk sınırlarını koruyamadıklarından, yiyeceklerini, dışardaki yamyamlarla da paylaşmak zorunda kaldılar.

Böylece Osmanlı İmparatorluğu, saray çevresinde kümelenmiş olan iç yamyamlarla, İmparatorluğun zengin insan stoklarına gözlerini dikmiş olan dış yamyamların ortak beslenme alanı haline geldi.

Tabii bu arada, dış yamyamlar, Amerika kıtalarının yerli sahiplerini mideye indirerek çok güçlenmiş olduklarından, Osmanlılardaki iç yamyamların bir bölümünü de yiyiverdiler.

Bir süre daha geçince, dış yamyamlar, yiyecek stoklarının iyice azaldığını görerek, artık besinlerini iç yamyamlarla paylaşmak zorunluluğundan da kurtulmak istediler ve yönetime doğrudan el koymak üzere harekete geçtiler.

Kazanlarını kepçelerini yüklenip Anadolu'ya geldiler.

İşte sadece mecazi anlamda değil, kelimenin tam anlamıyla "bıçağın kemiğe dayandığı" tam bu anda, "çağdaş uygarlığa" inanmış olan ve her türlü yamyamlığa karşı olmayı bu çağdaş uygarlığın gereği sayan bir lider, Mustafa Kemal ortaya çıktı:

İç ve dış yamyamlarla kuşatılmış olan halkın başına geçti, hem iç hem de dış yamyamları püskürttü ve toplumu tüm yamyamlardan arındırmayı hedefleyen bir devlet kurdu.

Ama bu çok zor bir işti.

Çünkü hem içte eski yamyamların kalıntıları her an ortaya çıkmak üzere fırsat kolluyorlardı, hem de dışta tüm insanlık, son hızla yamyamlığını sürdüyordu.

Bu çerçevede, özellikle İkinci Dünya Savaşı sırasında, yamyamlık konusunda çok yeni teknolojiler icat edilmiş, insanlık bir yanda altı milyon hemcinsini gaz odalarında yok ederken, öte yanda, bir oturuşta tek bir bomba ile bir kentin tüm halkını mideye indirebilme yeteneğine kavuşmuştu.

Savaş sırasında çok güçlenen yamyamlık geleneği, güya biten sıcak savaştan sonra ortaya çıkan "Soğuk Savaş" döneminde geliştirilerek sürdürüldü.

Soğuk Savaş döneminde tüm insanlık Doğu ve Batı olarak iki büyük yamyam kabilesine bölünmüştü.

Her ikisinin gözü de Türkiye'nin üzerindeydi.

Bunlardan Doğu'da yaşayan yamyam kabilesi, komşusu olan Türkiye'ye doğru hamle edince, Türkiye, canını kurtarmak için Batı'daki yamyamların yanına kaçtı.

Böylece Osmanlı dönemindeki yamyamların kalıntılarının, üstelik de mutasyona uğrayıp vampirleşerek yeniden ortaya çıkmaları süreci başladı.

Devamı haftaya.

Geceleri okumayınız!


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 16 Eylül 2019

Valid HTML 4.01 Transitional