Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

HOLBROOK VE PARRİS TÜRKİYE'NİN GELECEĞİ İÇİN NE DİYOR

 

Sevgili okurlarım, Türkiye'de olaylar çok hızlandı.

Hükümetin yarın ne olacağı bile belli değil.

Hem çok yakın gelecek hem de 2003 yılı belirsizliklerle dolu.

Bugün size bu belirsizlik ortamında, ülkemizde neler olabileceğine ilişkin bazı önemli görüşler aktaracağım.

Geçtiğimiz hafta Cumartesi günü, Holbrook ile öğle yemeğinde, Parris ile de akşam yemeğinde, çok küçük iki farklı grup içinde Türkiye'yi tartışmak olanağı buldum.

Her ikisi de Türkiye'yi çok iyi tanıyan bu iki önemli diplomatın ülkemizin geleceğini nasıl gördüklerini aynı gün, bir kaç saat ara ile gözlemlemek gerçekten çok ilginçti.

Holbrook'la yemeğe başladıktan sonra nezaket sözleri biter bitmez ilk soruyu ben sordum:

"Amerika'nın, Türkiye-AB ilişkileri hakkındaki görüşlerinde, Clinton döneminden bu yana bir değişiklik olduğu ve Bush yönetiminin, eskisi kadar Türkiye'yi Avrupa'nın bir parçası olarak görmediği söyleniyor. Ne dersiniz?"

Holbrook dersini çok iyi çalışmıştı:

"Bu soruyu bekliyordum. Buraya gelmeden önce Dış İşleri Bakan Yardımcısı Grossman ve Amerika'nın Türkiye Büyük Elçisi Pearson'la konuştum. Bana böyle bir değişikliğin söz konusu olmadığını belirttiler. Sanıyorum, sorun, uygulamadaki önceliklerden kaynaklanıyor. Clinton Balkanlara ve Orta Doğu'ya büyük önem veriyordu ve bu nedenle de Türkiye, gündeminin birinci maddesinde yer alıyordu. Oysa Bush yönetiminin birinci önceliği uluslararası terörle savaş. Bu nedenle Afganistan ve Irak birinci gündem maddesi."

Holbrook daha sonra büyük bir açıklıkla şunları söyledi:

"Soğuk Savaş döneminde Batı Almanya, A.B.D. için ne ifade ediyordu ise, bugün Türkiye de o konumdadır: Batı ittifakının sınır noktasındaki ülke. Ben Türkiye'yi mutlaka AB içinde görüyorum. Yıl sonundaki Kopenhag zirvesine kadar olan altı aylık süre Türkiye için çok çok önemli. Türkiye bu süre içinde reformalarını yapabilir ve AB'den üyelik için takvim alabilir. Ama bugünlerde karar alma açısından siyasal olarak liderlik zaafınız olduğunu gözlemliyorum."

Yine çok küçük bir grupla yediğimiz akşam yemeğinde Mark Parris'e aynı soruyu sorduğumda şu yanıtı aldım:

"Geleneksel olarak Cumhuriyetçiler Türkiye'ye daha olumlu Demokratlar ise, insan hakları ve benzeri konular açısından daha olumsuz bakarlar. Clinton Türkiye'yi çok önemsiyordu. Onun için bu geleneksel durumun tersine uygulamalar ortaya çıktı. Bu söylentinin nereden çıktığını biliyorum: AB dışında kalan bir Türkiye'nin ABD tarafından daha kolay manipüle edilebileceğini düşünenler bugünkü Bush yönetiminin tam içinde olmayan, daha çok Savunma Bakanlığı'na danışmanlık yapan kurumlarda çalışan Richard Perle gibi kişiler. Bunların bugünkü yönetimde önemli bir ağırlıkları yok. Dolayısıyla, ABD'nin, Türkiye-AB ilişkileri açısından bir politika değişikliği söz konusu değil."

Sevgili okurlarım, şimdi konuşmaların en can alıcı noktasına geliyoruz:

Her iki diplomat da, 2003 yılının Türkiye için ekonomik bakımdan çok zor bir yıl olacağını, çünkü bu yıl hem IMF'den alınan borçların geri ödemesinin başlayacağını hem de ülkenin yerli ve yabancı yeni kaynak yaratmakta yetersiz kaldığını düşünüyor.

Yine her iki diplomat da, A.B.D.'nin, Irak harekatı konusundaki kesin kararını en geç 2003 yılında vereceği görüşünde.

Türkiye'nin IMF ile olan ilişkilerinde bugüne dek gözlemlenen (örneğin Arjantin'e göre olan) "avantajlı" durumunu ise uluslararası siyasal konjonktüre, örneğin 11 Eylül saldırısına ve Türkiye'nin (hem coğrafi hem de siyasal ve kültürel anlamdaki) stratejik konumuna bağlıyorlar.

Ama 2003 için aynı derecede iyimser değiller.

Holbrook'a soruyorum:

"Yani 2003'de Türkiye'nin önündeki seçenekler 'ya ekonomik iflas ya A.B.D.'in Irak harekatına destek' mi?

"Öyle görünüyor" diyor ve yeniden ekliyor: "Önümüzdeki altı ay sizin için çok önemli ve geleceği belirleyici. Tabii şu anda zaaf içinde görünen siyasal karar alma mekanizmalarını çalıştırabilirseniz."

Sevgili okurlarım, bu görüşleri dikkatle değerlendirirseniz, hem hükümette yakın gelecekte neler olacağını hem de 2003 yılının nasıl geçeceğini oldukça net bir biçimde görebilirsiniz sanıyorum.

Gelecek hafta bu konuşmaların yapıldığı ortamların genel havalarını ve başka bazı ayrıntıları yazacağım.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 16 Eylül 2019

Valid HTML 4.01 Transitional