Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

SOĞUK SAVAŞ'TAN DİNLER SAVAŞI'NA

 

Yirminci Yüzyılda, aslında önce savaş küreselleşti.

Bu küreselleşme, adı üstünde, Birinci Dünya Savaşı ile başladı.

Ardından İkinci Dünya Savaşı geldi.

İkinci Dünya Savaşı bitince yerini Soğuk Savaş aldı.

Soğuk Savaş bunların en kapsamlısı ve en uzun süreni oldu.

Sovyetler Birliği çökünce, Soğuk Savaş da bitti.

Şimdi yeni bir savaş tezgahlanıyor:

Dinler Savaşı.

Aç gözlü savaş tacirleri (biliyorsunuz, tacir tekil, tüccar çoğuldur. Türkçenin mantığı, çoğul sözcükleri "ler" ve "lar" ekleri ile daha kolay algılamamıza yol açtığı için, Arapça kökenli tacir sözcüğünü Türkçe dilbilgisine göre çoğul yapıyorum) yine sahnede.

Dinler Savaşı olarak sunulmaya çalışılan felaketin çıkış noktası ne yazık ki bir türlü çözülemeyen Orta Doğu anlaşmazlığı.

Daha açık ve net terimlerle, Filistin-İsrail savaşı.

Önce Araplar, Orta Doğu'da kurulan İsrail Devleti'ni tanımadılar.

Sonra da İsrail Devleti, kurulmak istenen Filistin Devleti'ni tanımadı.

Yani özet olarak, günümüzdeki Dinler Savaşı kavramının altında çıban başı olarak, Arap-İsrail anlaşmazlığı yatıyor.

Böylece bir takım radikal İslamcı terörist gruplar, tüm dünyadaki müslümanların desteğini almak ve güçlenmek için, İsrail-Arap savaşını, din adına, ya da Allah adına yürüttüklerini öne sürdükleri eylemlerinin gerekçesi ve İslam dinini de ideolojik şemsiye yaptılar.

11 Eylül 2001, Dinler Savaşı teriminin, İslam'daki cihad kavramına uygun olarak kullanılmasının dünya çapındaki miladıdır.

Nitekim, 11 Eylül'den hemen sonra, Hindistan Parlamentosu, radikal İslamcı teröristlerce basılmış ve Orta Doğu'da Arafat'ın denetiminden çıkan intihar eylemleri yoğunlaşmıştır.

Tabii radikal İslamcı terörist grupların bu eylemleri, derhal, küreselleşen dünyanın liderliğine soyunan Amerika Birleşik Devletleri tarafından ve Berlusconi gibi bazı liderlerce de, kendi egemenliklerinin güçlendirilmesi, yaygınlaştırılması ve kurumlaştırılması amacıyla kullanılmaya başlandı.

Daha önce eski Yugoslavya'da, Sırpların, Bosna Hersek'te ve sonra da Kosova'da giriştikleri katliamlar, Orta Doğu Savaşı'nı bir Dinler Savaşı haline getirerek küreselleştirmek isteyen radikal İslamcı terörist grupların ekmeklerine yağ sürmüştü.

Amerika Birleşik Devletleri, yıllarca Avrupa ülkelerinin gözlerinin önünde devam eden bu katliamı, Clinton yönetimi döneminde, NATO güçlerini kullanarak durdurdu.

Böylece en azından Balkanlar'daki katliamın bir Dinler Savaşı modeli çerçevesinde istismar edilmesini engelledi ve tarihsel bir görev yaptı.

Ama Usame Bin Ladin olayında, aynı Amerika, ulusal çıkarları doğrultusunda, teröre karşı savaş şemsiyesi altında, dünya egemenliğini pekiştirmek için harekete geçmekte hiç duraksamadı.

Böylece adına Dinler Savaşı denilmeye çalışılan anlaşmazlıklar konusunda birbirini pekiştiren ilginç bir ortak çıkarlar sarmalı oluştu:

Bir yandan radikal İslamcı terörist gruplar Orta Doğu anlaşmazlığını İslam Dini'nin ideolojik şemsiyesi altında küreselleştirme çabalarını güçlendirirlerken, öte yandan Amerika Birleşik Devletleri, bu grupların eylemlerini gerekçe yaparak, dünya üzerindeki askeri ve siyasal liderliğini kurumlaştıracak stratejik eylemlere girişti.

Harvard Üniversitesi Siyasal Bilim Profesörü Samuel P. Huntington'un, Clinton yönetiminin hiç yüz vermediği, Bush yönetiminin ise ciddiye aldığı anlaşılan Dinler Savaşı'nın evrensel kuramcısı olması acaba sadece bir raslantı mı?

Peki bu Dinler Savaşı söylemi çerçevesinde kim kimi kullanıyor ve olan kimlere oluyor, hiç düşündünüz mü?

Yerel siyasal kavgaların evrenselleştirilmesinden ve dünya liderliği iddiasında bulunanların egemenliklerinin güçlendirilmesinden başka hiç bir işe yaramayan bu Dinler Savaşı söylemi derhal sona erdirilmelidir.

Mevcut savaşları durdurmakta yetersiziz, bari onların yaygınlaşmasına hizmet etmeyelim.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 16 Eylül 2019

Valid HTML 4.01 Transitional