Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

T.C. TARİHİ, SOĞUK SAVAŞ, TÜRBAN SORUNU VE MİLLİ EĞİTİM

 

Bütün tarihimizle birlikte Türkiye Cumhuriyeti tarihi de okullarımızda hem eksik hem de eksik olduğu için yanlış okutuluyor.

Adı üstünde "milli" olması gereken eğitim sistemimiz, bir yandan emperyalist Arap kültürü yandaşlarının öte yandan Cumhuriyet karşıtlarının üretim yeri oldu.

Çünkü, 1945 yılından sonra, Dünya konjonktürüne uygun olarak, ülkenin "milli" eğitimi, dinci eksende, gerçeklerden koparılarak, ideolojik ve siyasal nedenlerle, sağa kaydırıldı.

Bu yetmiyormuş gibi, bir de çok partili sisteme uygun olarak gerçekleştirilen iktidar değişikliği ile egemenlik, Cumhuriyeti kuran partinin karşıtına geçince, hem dış dinamik ögeleri, hem de iç dinamik ögeleri birleşti, bütünleşti, birbirini pekiştirdi ve bu günlerde yaşanan gariplikler ortaya çıktı.

Günümüzdeki gariplikler, Cumhuriyet tarihimiz ancak aşağıdaki şema çerçevesinde ele alınabilirse, anlaşılabilir:

Birinci dönem, 1919-1945. Bağımsızlık dönemi. Kuruluş ve gelişme.

İkinci dönem, 1945-1997. Soğuk Savaş dönemi. Çok partili düzen ve "Anti-Komünizm". Batı Dünyasının uydusu olma.

Üçüncü dönem, 1997'den günümüze kadar. Soğuk Savaş sonrası dönem. Yeniden yapılanma çabaları.

Cumhuriyet tarihimizi, dış dünyanın belirleyiciliğini ihmal ederek ne anlamamaz olanaklıdır, ne de öğretmemiz.

Tabii günümüzde olup bitenler açısından da aynı sav geçerlidir:

Dünyanın genel gidişini ve Türkiye Cumhuriyeti'nin bu genel gidişten nasıl etkilendiğini, dıştan gelen etkilerin gücünü ve sonuçlarını irdelemeden, ülkemizde neler olup bittiğini ve bundan sonra neler olacağını anlamamız olanaklı değildir.

Türkiye, Sovyetlerin, İkinci Dünya Savaşı sonrasında, Boğazlarda üs ve ortak savunma, ayrıca Kars ve Ardahan'ı istemelerin sonunda, Soğuk Savaş'tan en çok etkilenen ülke oldu.

İkinci Dünya Savaşı sonrasında, ülkemizde olup bitenleri bu Soğuk Savaşı algılamadan anlamak olanaksızdır.

Tabii Soğuk Savaş, en büyük etkisini hukuk, siyaset ve eğitim alanında gosterdi.

Örneğin Köy Enstitileri kapatıldı, din eğitimi veren yüksek okullar ve orta öğretim kurumları açılmaya başlandı.

1950'de iktidara gelen Demokrat Parti, bu eğilimi güçlendirdi ve sadece Türkiye'nin eline geçen tarihin en büyük demokratikleşme fırsatını çöp tenekesine atmakla kalmadı, ülkeyi, eğitim açısından da Arap kültür emperyalizmine ve Cumhuriyet karşıtlarına teslim etti.

27 Mayıs 1960 müdahalesi ile kesintiye uğramış görünen bu süreç, 1965 seçimlerinden sonra Adalet Partisi'nin tek başına iktidar olmasıyla yeniden güçlenerek sürdü.

1968, sadece kışkırtılan öğrenci olaylarının değil, aynı zamanda bu olayların kullanılmasıyla, ülkenin yeniden, Anti-Komünizm şemsiyesinde egemen kılınan Türk-İslam sentezi çerçevesinde geriye götürülmesinin de dönüm noktasıdır.

12 Mart 1971 ve 12 Eylül 1980 askeri darbeleri, hem 27 Mayıs 1960 darbesi sonrasında kabul edilen özgürlükçü 1961 Anayasası'ndan geri dönüşleri, hem de ülkenin İslamcı eğitime teslim edilişinin belirleyici doruklarını temsil eder.

İşte türban sorunu, Soğuk Savaş çerçevesinde egemen kılınan Türk-İslam sentezinin eğitime yansıması sonunda güçlendirilen ve yaygınlaştırılan imam eğitiminin, yani bizzat Cumhuriyet dönemi yönetimlerinin ürettiği bir sorundur.

1989'da Berlin Duvarı'nın yıkılmasıyla başlayan ve 1991'de Rusya, Belarusya, Ukrayna ve Bağımsız Devletler Topluluğu arasında imzalanan anlaşmayla biten Sovyetler Birliği'nin çöküşü, Türkiye'de ancak 28 Şubat 1997'deki Milli Güvenlik Kurulu toplantısında agılanabildi ve onaylandı.

O günden bu yana da, toplumun her yanına, ve özellikle de Milli Eğitim'e yansıyan Soğuk Savaş'ın tahribatı (son derece yetersiz biçimde de olsa) düzeltilmeye çalışılıyor.

Tabii Soğuk Savaş artıkları ve Soğuk Savaş rantını şimdi de bir Dinler Savaşı adı altında sürdürmek isteyenler, ulusal çıkarları ön plana alan bu düzeltme çabalarından rahatsızlar.

Milli Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu aleyhine kabul edilen soruşturma önergesini de bu bağlamda görmek gerek.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 16 Eylül 2019

Valid HTML 4.01 Transitional