Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

AYDINLANMA

 

EMRE KONGAR

 

ÜÇÜNCÜ KÜRESELLEŞME NE GETİRECEK

 

Birinci küreselleşme dalgası Tarım Devrimi ile geldi.

Tek Tanrılı dinler aracılığı ile dünyayı düzenledi.

Tarım Devrimi ile ana üretim aracı haline gelen toprak değer kazanınca, toprağı zaptetmek ve korumak, birinci küreselleşme dalgasının esas amacı oldu. Tek tanrılı dinler, bu amaca yönelik savaşların ideolojik şemsiyesini oluşturdu.

Tabii her yapı, her an üç farklı sistemin özelliklerini birden bağrında taşır:

Eski dönemin kalıntıları, gelecek dönemin filizleri ve o günkü düzenin egemen nitelikleri.

Birinci küreselleşme dalgasını simgeleyen Tarım Devrimi de, hem kendinden önceki toplayıcılık ve avcılık dönemlerinin ideolojik (totemizm, şamanizm ve benzeri inançlar) kalıntılarını hem de bir sonraki dönemin yani endüstrileşmenin ve milliyetçiliğin filizlerini içinde taşıyordu.

Tarım Devrimi, din-tarım imparatorlukları aracılığı ile dünyayı, devletlerin içinde, köle köylüler ile toprak sahipleri ve din adamları arasındaki sömürüye ve devletler arasında da inançlara dayalı toprak savaşlarına göre küreselleştirerek biçimlendirdi.

İçte sömürü, dışta savaş ve kan, ve bütün bunların gerekçesi olarak kullanılan tek tanrılı dinler ve onların mezhepleri, birinci küreselleşmenin dünyaya armağanlarıydı.

Birinci küreselleşme, yani Tarım Devrimi, kendi içindeki evrimleşme süreci ile ikinci küreselleşme dalgasını, yani Endüstri Devrimini doğurdu.

Endüstri devrimi, artık fabrikaların (makinaların) üretim araçları haline gelmesi ile toprağın değerini azalttı ama, ortadan kaldırmadı.

İkinci küreselleşme dalgası, din-tarım imparatorluklarını yıktı, yerlerine milliyetçilik ideolojisi etrafında örgütlenen ulus devletleri doğurdu. Ama dinin küresel egemenliğini zayıflatmakla birlikte, tek tanrılı dinlerin, bir kimlik aracı olmalarından gelen önemlerini korudu.

Bu dönemde, savaşlar artık sadece toprak için değil, endüstriye ham madde sağlamak ve sonra da üretilen mamulleri satmak için pazar bulmak için yapılmaya başlandı.

Savaşlar, ulus devletler arasında oluyor ve şemsiye ideoloji görevini de etkileri azalmış görünen (ama kimi zaman yine ön plana çıkan) dinsel ve mezhepsel farklılıklarla birlikte, daha egemen bir biçimde ulusçuluk yerine getiriyordu.

İkinci küreselleşmenin insanlığa armağanı da bu kez ulusçuluk bağlamında endüstriyel üretim adına yapılan kanlı savaşlar ve kimi zaman faşizme de giden milliyetçilik akımları oldu.

İkinci küreselleşmenin egemen ilişkileri, içte (eski dönemin köylü ile toprak ağası-din adamı çelişkisinin kalıntılarıyla birlikte), sermaye ile emek arasındaki çekişmeler, dışta ise hammadde ve pazar için yapılan sömürge savaşları biçiminde ortaya çıktı.

Bu arada ikinci küresel dalga, yani Endüstri Devrimi de, kendi içinde üçüncü dalganın yani İletişim-Bilişim Devriminin filizlerini üretmeye başlamıştı.

Bir yandan İletişim-Bilişim teknolojileri gelişir ve dünyayı etkilerken, öte yandan din, mezhep, dil, ırk ve milliyet farklarını birbirleriyle eşit değerde gören, insan hakları ve katılımcı demokrasi gibi kavramlar oluşmaya başlamıştı.

Üçüncü küreselleşme dalgası, yani İletişim-Bilişim Devrimi, insan hakları ve demokrasi kavramlarının gelişmesiyle eş zamanlı olarak dünya üzerinde egemenliğini ilan etti.

Ama günümüzde, eski dalgaların ideolojik ve nesnel kalıntıları, demokrasi ve insan hakları filizlerinin gelişmesini engelliyor ve İletişim-Bilişim Devrimi'nin ideolojik şemsiye olarak insan haklarına dayalı katılımcı demokrasi anlayışını dünya çapında kullanmasına mani oluyor.

Bunun tek sorumlusu da İletişim-Bilişim Devrimi'nin önücülüğüne ve jandarmalığına soyunmuş olan Amerika Birleşik Devletleri olarak görünüyor.

Sonuç olarak ABD, bu yeni küreselleşme dalgasını kendi imparatorluğunu genişletmek ve pekiştirmek için kullanırsa, dünya yeniden kan ve gözyaşına boğulacak, yok eğer, dünya üzerindeki bütün ülkeler çapında insan haklarına dayalı katılımcı bir demokrasi anlayışına destek verirse, insanlığın geleceği biraz daha aydınlık olabilecektir.


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 16 Eylül 2019

Valid HTML 4.01 Transitional