Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

 

SON EKONOMİK KRİZİN ASIL ADI

 

2001 Şubat krizi Türkiye'yi çok derinden etkiledi.

Oysa bu kriz, Türkiye'nin gördüğü ne ilk kriz, ne de son olacak.

Peki neden acaba bu kez, ülke, örneğin 1994 Mart krizinden çok daha fazla sarsılmış görünüyor?

Bu soru özellikle önemli, çünkü örneğin 1994 Mart kirizinde dolar üç katına çıkmış ve sonra iki misli dolaylarına geri dönerek istikrar bulmuştu.

Yani krizin dolar bazındaki ifadesi, 2001 Şubat ayındaki son krizden çok daha büyüktü.

Ama bu son krizin toplumsal ve siyasal sonuçları, Mart 1994 krizinden çok daha derin ve geniş görülüyor.

Neden?

İlk akla gelen neden, krizlerin birbirini izlemesi ve bu sürecin insanlardaki toplumsal ve siyasal umudu erozyona uğratarak, her bir krizin bir öncekinden daha sarsıcı olarak algılanması.

Hiç kuşkusuz, bu öge, yani krizlerin birbirini izlemesi, bunun önlenemez bir süreç olarak algılanışı ve bu yüzden de her yeni krizin toplumsal ve siyasal sonuçlar açısından bir öncekinden (ekonomik ve mali olarak daha düşük boyutlu da olsa) daha sarsıcı biçimde ortaya çıkması önemli.

İkinci akla gelen neden, ekonominin çok uzun süredir IMF tarafından yönetilmesine karşın, üstelik bu kez, IMF'nin her dediğinin en ince ayrıntılarına kadar yapılmış olmasına rağmen, yine de krizin patlak vermiş olması, yani artık kriz reçetelerinin bir işe yaramadığının anlaşılması ve bunun sonucunda ortaya çıkan bir isyan ve genel umutsuzluk.

Akla gelen üçüncü bir neden, her krizde el değiştiren paranın sürekli olarak geniş kitleleri yoksullaştırması ve büyük halk kesimlerinin artık yoksullaşa yoksullaşa sefalet sınırına yaklaşmış olması.

Dördüncü bir neden, siyasal olarak bütün parti alternatiflerinin yakın geçmişte iktidar olarak denenmiş olması, mevcut hükümetin, "alternatifsiz bir iktidar" kimliği ile pompalanması ve bu "son alternatifte bile" kriz yaşandığına göre, artık durumun iyice umutsuz olarak algılanması.

Beşinci ve çok etkili bir başka neden, özel kesimin bu krize "işçi çıkartarak" ve bu işçi çıkartmayı biraz da abartıp, zaten gereksiz yere şişirilmiş bulunan kadroları, "fırsat bu fırsattır" anlayışıyla, iyice budayarak yanıt vermesi ve bu "budamanın" aralarında "medya" başta olmak üzere, toplumu etkileyen sektörlerdeki "beyaz yakalı" işçileri kapsaması ve böylece krizin "algılanmasının" çok daha sert ve geniş kapsamlı olması.

Altıncı bir neden artık herkesin krizlerden, ekonomik büyüme yani üretimin hacminin ve/veya verimliliğinin artması ile çıkılabileceğini anlamış olması ve buna karşın bu yönde hiç bir önlemin alınmadığını görmesi.

Yedinci bir neden, insanların bireysel ve ailesel olarak da, "gelecek umutlarını yitirmiş olmaları".

Hiç kuşkunuz olmasın sayın okurlarım, ilk bakışta akla gelen bu yedi nedenin hepsi geçerli ve hepsinin son krizin çok derin ve geniş kapsamlı olarak yaşanmasında büyük katkısı var.

Ama asıl neden başka:

Halk artık, yaşanan krizlerin asıl nedeninin, bir türlü ekonomik olarak düze çıkamayışımızın sorumlusunun "hortumcu politikacılar" olduğunu anladı ve hem siyasal sisteme karşı olan güvenini hem de daha önemlisi kendi geleceğine ilişkin olan umudunu kaybetti, çünkü "hortumcuların", bu yozlaşmaya yol açan siyasal sistemi değiştirmeyeceklerini gördü.

Türkiye, büyük bir "Temsili Demokrasi krizi" yani bir "rejim bunalımı" yaşıyor.

Bunu görebilenlerin siyasal yaşamları sürecek, bunu göremeyenlerin siyasal yaşamları ise, gerçek ömürlerinden çok daha önce bitecektir.

Ben bu son ekonomik bunalımdan çok önce "Temsili Demokrasi krizine" işaret eden bir çok yazı yazmıştım.

Krizi tetikleyen olayın, Başbakan ile Cumhurbaşkanı arasında, "hortumcuların denetlenmesine ilişkin" bir sürtüşmeden kaynaklanmış olması sizce bir raslantı mı, yoksa benim uzunca bir süredir işaret ettiğim siyasal ve toplumsal çıkmazların ve bunların yol açtığı bir "genel bunalımın" doğrulanması mı?

Ne dersiniz?

 

 

 


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 16 Eylül 2019

Valid HTML 4.01 Transitional