Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 
MUKATELE JENOSİD DEĞİLDİR AMA BİZ NE YAPABİLİRİZ





Önce durumu çok kısa olarak özetleyelim:

Birinci Dünya Savaşı'nda Osmanlı İmparatorluğu, İngilizlere, Fransızlara ve Ruslara karşı savaşmaktadır.

Bu savaş sırasında Ruslara destek vermek isteyen Ermeni kardeşlerimiz ayaklanırlar.

Bu ayaklanmalar, savaş halinde bulunan Osmanlı İmparatorluğu'nun topraklarında, Ermeni kardeşlerimiz ile, Türk ve Kürt kardeşlerimiz arasında karşılıklı katliamlara, yani "mukateleye" yol açar.

Osmanlı yönetimi bir yandan düşmanla savaşırken, öte yandan sınırları içindeki bu "mukateleye" karşı da önlemler alır.

Bu önlemler arasında Ermeni kardeşlerimizin savaş dışı alanlara hicret ettirilmesi (tehcir) de yer alır.

Hem Ermeniler ile Türkler ve Kürtler arasındaki katliamlar yani mukatele, hem de hükümetin aldığı önlemler sonunda, savaş sırasında, her iki taraftan da yüzbinlerce insan ölür.

Sonunda Osmanlılar bu savaşta mağlup olur ve Sevr andlaşması ile tarih sahnesinden silinirler.

Sevr andlaşmasına göre Anadolu'nun Doğu bölgesinde bir Ermeni Devleti kurulacaktır.

A.B.D. Başkanı Wilson da Anadolu'nun yani Osmanlı İmparatorluğu'nun paylaşılmasına destek verir.

Fakat Mustafa Kemal Atatürk'ün önderliğinde, Türküyle, Kürdüyle, Çerkesiyle, Lazıyla ayaklanan Anadolu halkı, sonunda hem Birinci Dünya Savaşı'nı kazanan devletleri, hem de Batı Anadolu'da Yunanlıları, Doğu Anadolu'da Ermenileri yener ve Lozan andlaşması imzalanarak yeni Türkiye Cumhuriyeti kurulur.

Aradan yıllar geçer.

İkinci Dünya Savaşı sırasında Alman Nazileri, azgın bir Cermen ırkçılığı ile Musevilere karşı bir "soykırım" uygular.

Sonunda, Almanlar yenilir, galip devletler, kendilerine karşı soykırım uygulanan Musevi kardeşlerimiz için, Birleşmiş Milletler aracılığı ile İsrail Devleti'ni kurarlar.

İşte Ermeni kardeşlerimizin hem "soykırım" iddialarını temelinde, hem Ermenistan dışındaki Ermenileri (ki önemli bir bölümü eski Osmanlı topraklarından başka ülkelere göç etmişlerdir), Musevi Diasporası'na koşut bir biçimde "Ermeni Diasporası" diye nitelemelerinin ve bu diasporayı Türk Düşmanlığı ile ayakta tutmaya çalışmalarının altında, Musevilerin İsrail Devleti modeline yol açan oluşumların taklidi ve bu devlete giden aynı yolun, aynı amaçla izlenmesi uygulaması yatmaktadır.

"Türk düşmanlığı" bu çerçevede, sadece siyasal amaçlı değil, kimliğini yitirmekte olan Ermeni Diasporasını canlı tutmak için kültürel bir araç olarak da kullanılmaktadır.

Amerika Birleşik Devletlerindeki pek çok eyalette ve Fransız Meclisinde kabul edilen "Ermeni Soykırımı" yasalarının temelinde işte bu süreç yatmaktadır.

Bu durumda, Türkiye'nin yapacağı iki ayrı şey vardır:

Birinci olarak, bugüne kadar, Atatürk'ün "Yurtta Sulh, Cihanda Sulh" anlayışı çerçevesinde üzerinde pek durulmayan "Ermeni sorunu" bütün boyutlarıyla ele alınmalı, hem ulusal eğitim programlarında hem de uluslararası platformlarda tarih, bütün çıplaklığı ile öğretilmeli ve tartışmaya açılmalıdır.

İkinci olarak, Türkiye Cumhuriyeti'nin bu konudaki muhatapları iyi belirlenmeli ve onlarla derhal, "Ermeni sorunun"nu çözecek adımlar atmak için, yakın ilişkilere girilmelidir.

Muhtaplarımız, hiç kuşkusuz önce Ermenistan Cumhuriyeti, sonra İstanbul Patriği başta olmak kaydıyla Ermeni Kilisesi, ve şimdiye kadar pek kimsenin gündeme getirmediği Gülbenkyan Vakfı birinci sırada olmak kaydıyla, Ermeni vakıfları ve sivil toplum örgütleridir.

Türkiye tarihsel gerçekleri, tüm çıplaklığıyla irdelemeye başlar ve bunu hem içte hem de dışta yaparsa sadece haklılığı ortaya çıkacak ve hiç kuşkusuz, uluslararası platformlarda güçlenecektir:

Tabii bu arada, yukarda belirttiğim üç muhatap ile yakın ilişkiler geliştirilerek, tarihin siyasal amaçla saptırılmasının önlenmesi de şarttır.

Ermeni kardeşlerimiz, tarihin karanlık labirentlerinde dolaşarak, günümüz Türkiyesi'nin aleyhine gerçekleştirilmeleri olanaksız olan "ham hayaller" peşinde koşmak yerine daha gerçekçi politikalar izlemelerinin, kendileri açısından da çok daha yararlı olduğunu mutlaka göreceklerdir.
 
 
 
 
 
 


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 16 Eylül 2019

Valid HTML 4.01 Transitional