Emre Kongar'ın Resmi* İnternet Sitesi


Kitaplar

Green Bullet Makaleler

Green Bullet Articles in English

Sürekli Yazılar

Kitap Söyleşileri

Yazılar

Emre Kongar Özgeçmiş Kısa Özgeçmiş

Emre Kongar CV Curriculum Vitae (in English)

Güncel Güncel Arşivi

www.kongar.org Ana Sayfaya Geri Dönüş


 

 

ERMENİ SORUNU İÇİN KISA BİR TARİH ÇÖZÜMLEMESİ

 

 

Türkiye'de "Siyasal İslam" gündemi belirlemeye başladığından beri "tarihçi geçinenlerin" önemli bir bölümü sahte ya da yanlış bilgi ve yorumlarla Atatürk'e saldırmak ya da Osmanlı'yı gerçeklerden kopuk biçimde yüceltmek gibi saçma ve yanlış işlerle meşgul olduklarından, "Ermeni Sorunu" gibi bir konu ne yazık ki sahipsiz kaldı.

Bütün dünyada ortaya çıkan "Ermeni soykırımı iddialarına" karşı tek yapabildiğimiz haber bültenlerimizde, "Ermeni soykırımı iddiaları" tamlamasının başına "sözde" kelimesini eklemek oldu.

Bir de Parlamentosundan yasa çıkararak tarihi yorumlamak hem de yanlış yorumlamak gibi bir "totaliter rejim" uygulamasının utancını tarih önünde yüklenen Fransa'ya karşı "ekonomik, kültürel ve siyasal boykot" haykırışları duyuluyor etrafta.

Başka bir hareket yok.

Şimdi, Ermeni sorunu ile ilgili olarak kısa bir tarih çözümlemesini okurların dikkatine sunmak istiyorum:

1) Ermeni sorunu esas itibarıyla tarih olarak, bir ortaçağ İmparatorluğu olan Osmanlıların içindeki dinsel grupların (milletlerin), farklı dinler üzerine kurulmuş olan öteki düşman imparatorluklar tarafından kullanılmasıyla ortaya çıkmıştır.

2) Olayın temelinde hem dinsel kimlik, hem de ulusal kimlik sorunları yattığı için sorunun kökleri hem dinsel kimliklerin önem taşıdığı ortaçağa hem de milliyetçilik akımlarının ortaya çıktığı Fransız devrimine kadar uzanmaktadır.

3) Ortaçağ ve Yeniçağ, uluslararası siyasetin de, imparatorlukların iç işleyiş mekanizmalarının da büyük ölçüde dinsel kimliklerden etkilendiği bir dönemdir.

4) Bu çerçevede Osmanlı İmparatorluğu'nun düşmanı olan öbür tarım-din imparatortukları, sürekli olarak Osmanlı'nın hırıstiyan tebası üzerine yatırım yapmışlar, Osmanlı'nın hırıstiyan nüfusunu, kendi nüfuzları için kullanmak istemişlerdir.

5) Bu konuda en erken ve hızlı davranan Rusya'dır. Daha 1774 yılında Küçük Kaynarca anlaşması ile Osmanlılara, Rus Çarının, Osmanlı'nın hırıstiyan tebasının "koruyucusu" olduğunu kabul ettirmiş ve böylece Osmanlı Ermenilerinin Rusya tarafından kışkırtılması resmen başlamıştır.

6) 18'inci yüzyılda Osmanlı'nın çöküş döneminin başlaması sonunda ortaya çıkan "Doğu Sorunu"(Şark Meselesi-Eastern Question), yani Osmanlı İmparatorluğu'nun nasıl paylaşılacağı konusu, derhal Ermeni ve Rum "milletlerinin" Fransa, İngiltere, Almanya ve Rusya arasındaki rakabet çerçevesinde, siyasal olarak kışkırtılmalarını ve kullanılmalarını dünya stratejisi gündeminin en başına oturtmuştur.

7) Birinci Dünya Savaşı, hem Almanya'nın hem de Rusya'nın aradan çekilmesine yol açınca Osmanlı İmparatorluğu, İngilizler Fransızlar ve İtalyanlar arasında taksim edilmiş, Rum milleti doğrudan Yunanistan ile, Ermeni milleti de doğrudan Ermenistan ile ilişkilendirilerek, Sevr anlaşması yürürlüğe konmuştur.

9) Bu arada Rusya, Birinci Dünya Harbi'nde savaşmakta olduğu Osmanlı İmparatorluğu'na karşı Ermeni taburlarını örgütlemiş, Osmanlı Ermenileri, Doğuda ve Güneydoğuda pek çok yerde, "uyruğu oldukları" Osmanlı'ya karşı silahlı savaşa girişmişlerdir.

10) Bu arada Osmanlı Ermenileri üzerinde yatırım yapan güçlerden Fransızlar da Sevr anlaşmasından sonra Güneydeki ve Güneydoğudaki işgallerinde Fransız üniforması giydirilmiş Ermenileri kullanmışlardır.

11) 1900'lar cıvarında Birleşik Amerika da konunun önemini kavramış, Birinci Dünya Savaşı öncesinde Boston merkezli olmak üzere "misyoner" faaliyetlerini ve misyoner okullarını başlatmıştır.

12) Birinci Dünya Savaşı sonrasında yeni siyasal düzenin temellerini oluşturan Wilson'un 14 ilkesi esas olarak Anadolu'nun paylaşılmasını da düzenlemektedir.

13) Türkiye Cumhuriyeti, işgalci kuvvetler ve Ermenilerle yapılan nizami savaşlar sonunda, bu savaşların kazanılması ile imzalanan anlaşmaların ortaya çıkardığı bir devlettir.

14) Osmanlı İmparatorluğu, kendisi milliyetçi ideolojiyi (Türkçülüğü) geliştirememiş (geliştirmemiş) ve milliyetçilik akımlarını güçlenmesi sonunda parçalanmış bir imparatorluktur. Bu açıdan İmparatorluğun yöneticilerinin bir başka ulusa "soykırım" uygulaması ne siyasal ne de ideolojik olarak olanaklıdır. Çünkü kendi "ulusal bilinçleri" henüz gelişmemiştir.

Devamı haftaya.

 

 

 


  Bu siteden yapılacak alıntılarda kaynak gösterilmesi ahlak kurallarına uygun olacaktır.

Emre Kongar ile iletişim icin e-posta, site yöneticisi ile iletişim için e-posta

Son güncelleme tarihi 16 Eylül 2019

Valid HTML 4.01 Transitional